SON DAKİKA
reklam
reklam

Almanya-Rusya İlişkileri

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Nisan 2022, Perşembe - 23:00   Okunma Sayısı:

Almanya’nın Rusya’ya enerji kaynakları bakımından büyük ölçüde bağımlılığı bilinmektedir. ABD’nin AB ülkelerine Rus doğalgazını almamaları konusundaki ısrarlı talepleri, Ukrayna Krizi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında gerçekleşmiş, hatta ABD açısından haklılık payını ortaya koymuştur.

Rusya yakın çevresindeki ülkelerde Avrupa Birliği ve NATO’nun etkisini azaltmaya çalışmış ve bunu sağlamak için gerektiğinde sert güç kullanmaktan çekinmemiştir. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı tutumu, bu politikası ile bağlantılı olmuş ve bu devlet Batı tarafından çevrelenmeye taviz vermeyeceğini göstermiştir. Sorunun çözümlenmesinde Avrupalı devletler ve özellikle Almanya’nın tutumu hayati önem taşımıştır.

Bugüne kadar Rusya’dan enerji alımı konusunda ABD’ye ayak direten Almanya’yı bu tutumu göstermesine iten neden neydi, diye sorarsak tarihten gelen bir kök bağının olduğunu görebiliriz. Yazının bundan sonraki bölümü, bir araştırmanın özetlenmiş halidir.

 

Almanya’nın Rusya ile İlişkileri ve Ukrayna Krizindeki Etkisi

Almanya ve Rusya’nın ilişkilerinin kökleri asırlar öncesine dayanmaktadır. İlk Cermen boylarının önce bugünkü Ukrayna topraklarına yerleştikleri ve bir kısmının bu topraklar üzerinden Avrupa’ya geçtikleri bilinmektedir. 18’inci yüzyılda Avrupa’nın en büyük devletleri olan Prusya ve Rus İmparatorlukları arasında önemli ilişkiler kurulmuştur.

Rusya’yı Avrupa politikasında etkili bir aktör haline getiren Rus Çarı I. Petro, Batı medeniyetini Rusya’ya taşımak amacıyla oluşturduğu Bilimler Akademisi’ne Alman bilim insanlarını davet etmiştir. Büyük Frederick’e hayranlık duyan Çar III. Petro’nun kısa süreli yönetimi süresince de Rusya’da Almanların çıkarları korunmuştur. Avrupa’yı sarsan milliyetçilik hareketleri sırasında Prusya ve Rusya devletleri ortak hareket etmişler ve monarşilerini korumayı başarmışlardır (Riasanovsky vd. 2011: 258).

Rus Çariçesi II. Katerina’nın Alman olması, Kaiser II. Wilhelm ile Çar II. Nikola’nın Britanya Kraliçesi Victoria’nın torunları olup kuzen olmaları Almanya ve Rusya’nın yönetici aileleri arasında evliliklerle kurulmuş akrabalık bağlarının en bilinen örnekleridir. Bu durum Alman kültürünün Rus saraylarına girmesini ve iki kültürün kaynaşmasını sağlamıştır (Riasanovsky vd. 2011: 263).

  1. Katerina’dan sonra tahta geçen bütün Rus çarları, Danimarkalı bir prensesle evlenerek

-istisna teşkil eden III. Aleksandr hariç-, Alman prenseslerle evlenmişlerdir. Bu evlilikler sonunda son Rus çarına gelindiğinde Romanov hanedanı kanındaki Rusluk oranı 1/64’e düşmüştür. (Türk 2010: 334).

1764 yılında II. Katerina, Ukrayna topraklarının Alman çiftçiler tarafından işlenmesini sağlamak ve bu topraklarda Alman kolonileri oluşturma gayesiyle onlara toprak, su ve özgürlük vaat ederek Ukrayna’ya göç etmelerini sağlamıştır. 1914 yılına gelindiğinde bu göç teşviklerinin etkisiyle Ukrayna’ya yerleşmiş bulunan Alman nüfusun sayısı iki milyona ulaşmıştır. Ukrayna’da 18’inci yüzyılda bu topraklara göçmüş olan ve 2500’ü Kırım’da bulunan toplam 33 bin Alman kökenli kişi yaşamaktadır.

Bu nedenle Almanya; Ukrayna ve Kırım’a özel bir ilgi duymaktadır. 1917 yılında Bolşevik Devrimi Alman İmparatorluğu’nun desteğiyle gerçekleşmiş, bunun yanı sıra Alman hükümeti İsviçre’de sürgünde bulunan Lenin’in Rusya’ya dönmesini sağlamıştır. Ayrıca 1922 yılında Weimar Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği’ni tanıyan ilk devlet olmuştur (Wilke 2014: 73).

Bu durum Rus halkında Almanya’ya karşı bir sempati ve desteğin oluşmasını sağlamış, Rusya’nın Almanya’nın 1990 yılındaki birleşmesine en büyük desteği veren devlet olması ise Alman halkında Mihail Gorbaçov’a büyük bir saygı ve Ruslara karşı bir minnet duygusu oluşturmuştur.

Öte yandan Almanya Rusya’sız bir Avrupa’nın istikrarlı ve refaha ulaşmış olamayacağına inanmıştır. Bu iki faktör Almanya ve Rusya arasındaki ilişkileri pekiştirmiştir. Almanya’da Rusya’ya karşı ilginin diğer Avrupa ülkelerinden çok daha fazla olması dolayısıyla Almanya, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliğine hiçbir zaman sıcak bakmamıştır (Rahr, 2014).

Almanya ile Rusya arasında tarihsel ilişkilerin oluşturduğu yakınlığın yanı sıra özellikle enerji alanındaki ekonomik bağımlılıktan kaynaklanan yakın ilişkiler de mevcuttur. Almanya’nın Rusya politikasında devamlılık söz konusu olmuştur. Tüm Alman hükümetleri Almanya ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeye öncelik vermişlerdir (Erler 2013).

2006 yılında Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı bir raporda “ekonomik bütünleşme yoluyla yakınlaşma”dan bahsedilmiş ve Almanya’nın bu yolla Rusya’ya Avrupa’nın kurallı dünyasına uymakta yol göstermesini sağlamak hedeflenmiştir (Stelzenmüller 2009).  Steinmeier 2008 yılında Rusya ile ilişkileri “Modernizasyon İçin Ortaklık” olarak, Merkel ise “Yenilik İçin Ortaklık” olarak tanımlamıştır. (Bu bölüm Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doç. Dr. Mustafa Nail Alkan’ın “Almanya-Rusya İlişkileri Bağlamında Ukrayna Krizi” başlıklı yazısından alınmıştır. Karadeniz Araştırmaları, Bahar 2015, Sayı: 45, s: 89-103)

 

Yorumlama

Hem ABD ile Batı dünyasının üyesi, hem NATO müttefiki hem de enerji yoksulu olacaksın, kuyruğunu da dik tutmaya çalışacaksın. Yeni Alman hükümetinin bu enerji darboğazından nasıl ve ne kadar sürede geçeceği konusu zihinleri meşgul etmektedir.

Almanya’nın kendi ülkesindeki sınai tesislerinde üretimin kısıtlanacağı gün gibi aşikârdır. Enerji sorunu yaşamamak için Almanya’nın kendi sınai tesislerini başka ülkelere taşıması veya başka ülkelerde yeni tesisler kurması ihtimal dahilindedir. Türkiye, bu sıkıntılı dönemi fırsata çevirebilir.

           

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam