SON DAKİKA
reklam
reklam

Yaptırımlara maruz tehditlere açık

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Nisan 2022, Cumartesi - 15:11   Okunma Sayısı:

 

Savaşta kazanacak hiçbir şeyi olmayan ama başta yaşamları olmak üzere kaybedecek çok şeyi olan insanlar, nüfusun halkı oluşturan ezici çoğunluğudur. Büyük yaptırımlara maruz kalan ülke Rusya olmasına rağmen büyük tehditlere açık olan ülke ise Belarus’tur.

Aleksandr Grigoryeviç Lukaşenko

Belarus lideri 30 Ağustos 1954 doğumludur. SSCB’nin dağılmasından sonra 10 Temmuz 1994’te seçimleri kazanarak devlet başkanı olmuştur. Önce kollektif bir çiftliğin yöneticiliğini yapmış, askerliğini sınır birliğinde tamamlamıştır. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasına karşı oy kullanan Belarus Yüksek Sovyet üyelerinden biridir Batı destekli ekonomiye karşı çıkmış ve Belarus’ta devlet mülkiyetini desteklemiştir.

2006’dan beri AB ve ABD, Lukaşenko’ya ve ülkesine insan hakları ihlalleri ve ABD’nin ulusal çıkarlarına meydan okuma nedeniyle periyodik olarak yaptırımlar uygulamaktadır. Bu ticari kısıtlamalar ve ambargo, Belarus’un dış ticaretini zayıflatmakta ve Lukaşenko hükûmetinin ekonomik açıdan sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır. 2020 devlet başkanlığı seçimlerinde Lukaşenko güçlü bir muhalefetle karşılaşmıştır.

Belarus’un SSCB sonrası

Belarus ya da “Beyaz Rusya”, Doğu Avrupa’da Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Minsk Antlaşması’nı imzalayarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Batı’dan destek göreceğini umsa da ekonomik gelişme kaydedememiştir. Halkın gelir seviyesi hızla düşmüştür. Üretim tesisleri, fabrika ve birçok işletmenin kapatılması ve işsizlik ve enflasyonun artması halkın gelir seviyesinin hızla artmasına neden olmuştur.

1991’de SSCB yıkılmıştır. 1994’te iktidara gelen Lukaşenko eski Sovyet Anayasası’nı dönemin koşullarına uyarlanmış haliyle kabul edilmesini sağlamış ve küçük bir Sovyet yönetimi gibi Belarus’un varlığını devam ettirmeye çalışmıştır.

AB, Belarus’a karşı ilk yaptırım kararını 1997’de almıştır. Bakanlar seviyesinde temasların yasaklandığı yaptırımlar çerçevesinde AB ortaklık ve iş birliği süreci askıya alındığı halde Rusya ile ilişkilerin zaman zaman inişli çıkışlı devam etmiş, Rusya’nın Belarus üzerindeki etkisi her zaman hissedilmiştir. Bu etkiyi azaltabilmek için Belarus, Rusya’ya daha yakın bir politika izlemiş, ancak bu durum da Belarus, Batı tarafından tepki görmeye başlamıştır.

Rusya ile yakınlaşan ve Batı ile yol ayrımına gelen Belarus’a karşı AB, ilk yaptırım kararını 1997’de almıştır. Bakanlar seviyesinde temasların yasaklandığı yaptırımlar çerçevesinde AB, ortaklık ve işbirliği sürecini askıya almış, bu uygulamalara 2004 yılında ABD de bu karara uymuştur.

Yeni bir kuruluşa girmek

2002 yılında Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya ve Tacikistan devlet başkanlarının dahil olduğu Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) Belarus da kurucu üye olarak katılmıştır.

Rusya, 2016 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç gün önce Belarus’u istikrarsızlaştırmayı hedeflemiştir. Bu tarihten sonra NATO ve AB, Belarus’a karşı ihtiyatlı bir yakınlaşma içine girmiş, ortak tatbikat yapmayı gündeme almış, hatta Belarus siyasi liderliğine uygulanan yaptırımları kademeli şekilde kaldırması bile planlamıştır.

Ülkenin batısında NATO üyesi ülkelerin, güneyinde ise Polonya, Litvanya ve Letonya’nın yer alması güneyde Ukrayna, doğuda ise Rusya ile sınırdaş olması AB-Rusya arasında zaman zaman nüfuz alanı çatışmasına yol açmaktadır.

Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, bugün Rusya’nın yaptığı gibi NATO’nun kendi sınırlarına fazla sokulmasını istemediğini belirterek sınırda tatbikatlar düzenlemiştir. Putin de Belarus’un güç durumda kalması halinde Rusya’nın destek vereceğini belirtmiştir.

Yorumlama

Rusya, uzun süredir iktidarda olmasına rağmen halk desteği günden güne zayıflayan Lukaşenko’yu değil, Belarus’un devlet olarak Rus yanlısı kalmasını önemsiyor. Yakın Çevre ülkelerinin Batı yörüngesine girmesini asla istemeyeceği,

Belarus’ta gerginliğin azalması ve tansiyonun düşmesi uzak ihtimaller olarak belirmektedir. Rus dış politikası, Belarus’un Doğu’ya dönük dış politikasında asla sapma olmasına müsaade etmeyeceği söylenebilir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam