Oğlunu uğurluyordu. Âdet olduğu üzere arkasından bir maşrapa su dökmek istedi. Vedalaşmaları uzun olunca ayrılma bu kez kesinleşmişti. İkinci maşrapa suyu da döktü. Eşi bağırıyordu:
---Yeter yahu, su parası çok gelecek.
Vapurda tuvalet taşmış. Gençlerden biri içeriye girmek isteyeni uyarıyor:
---Malzeme geri tepmiş abi, girme istersen.
Bu da bir fıkra: Klasik bir cevaplama, yolda trafik durmuş. Dakikalarca bekleyen sürücülerden biri ön taraflara doğru yürümüş. Camı açık aracın şoförüne neden beklendiğini sormuş;
---Yola sinek konmuş. Adam onu ezmemek için durmuş.
Metroda iniş bölümündeki yürüyen merdiven arıza yapmış ve bakıma alınmış. Yolcular ortadaki taş merdivenden iniyorlar. Herkes suskun, gözler arızalı merdivende. Yanımızda çıkış yapan yürüyen merdivendeki kişi arkadaşına söylüyor:
---Yürüyen merdiven ebedi istirahatgâhına çekilmiş. İnsanlar saygı gösterisinde bulunuyor.
Büyük İskender Diyojen’i birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinde bir şeyler ararken görmüş ve ne yaptığını sormuş. Diyojen,
---Babanızın kemiklerini arıyorum; ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum.
Bir gün de Yunanistan’ın hangi tarafında akıllı adamlar gördüğünü sormuşlar;
---Isparta'da pek çok çocuk gördüm; fakat hiçbir yerde adam görmedim, demiş.
Allah kimseye canı yanarak ağaç kesmeyi nasip etmesin! Hafife almayın. Bir yerel yöneticimiz söylemişti bu sözü. Canhıraş çırpınışlarla halka hizmet etmek gayreti içindeydi (!).
O ağaçların kesilmesi gerekiyordu; fakat ağır eleştiri alacağını da biliyordu. Her şeye katlanarak Yaradan’a sığındı ve ağaçları kestirdi.
Kadınlar arasındaki konuşmalardan; (C. Şehabettin’den)
---Damat beyden memnun musunuz, efendim?
---Adamcağız hareminden biçki beklermiş, dikiş bekler, nakış umarmış.
---Öyleyse modist alaydı.
---Herif, “asrî kızlar” sözünü bizim evde duydu.
---Bizim damadımızı da Melihatçığım yola getirdi.
---Hangi yola?
---El pençe divan yoluna!