SON DAKİKA
reklam
reklam

Geçmişte Ulusal Bayramlarımız Nasıl Kutlanmaktaydı

Köşe Yazarı: Sinan ERDOĞDU   Eklenme Tarihi: 27 Nisan 2022, Çarşamba - 23:25   Okunma Sayısı:

Ulusal egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tescil edildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu  23 Nisan  tarihini Türkiye Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk ve dünya çocuklarına armağan ettiği, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı salgından sonra ilk defa geniş katılımlı etkinliklerle kutlandı. Bu güzel bayramı 2020 ve 2021 yıllarında minklerimiz evlerine kutlamışlardı.  Peki, bir zamanlar ulusal bayramlarımız Anadolu’muzda nasıl kutlanıyordu. Bugün size çok kıymetli yazar ve şair Durmuş Türker hocamızın öğretmenlik yaptığı dönemdeki bayram anılarını paylaşacağız. Tüm çocuklarımızın ve ulusumuzun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz.

***********************************************************************

BAYRAMSIZ KÖYLER                                          

 

   Özellikle 1960 yıllardan sonra başladı köyden şehre göç. Gittikçe de hız kazandı. Bunda tarımı modernleştirememenin, tarımla sanayiyi buluşturamamanın yanında, şehri bir kere görenlerin orasına duydukları imreninin de payı oldu. Köylerimiz hızla şehirlere akmaya başladı. Bu İstanbul, İzmir gibi şehirlerde öylesine hızlı bir nüfus artışına yol açtı ki şehirlerimiz köylülüğün etkisine girdi ve çehresi değişti.

     Bir zamanlar okulu olan, dini bayramlar yanında ulusal bayramların da kutlandığı köylerimizde nüfus öylesine azaldı ki ne okula giden çocuk ne okul ne öğretmen ne de kutlanacak ulusal bayram kaldı.

     1971’in haziran ayından, 1982 yılının eylül ayına kadar kendi köyümde öğretmendim. Benden önceki öğretmenlerce de özenle kutlanan iki bayramı ben de çok ama çok özenle kutlamaya çalıştım. Bunlar  23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramlarıydı. Çoğu zaman okul bahçesine, kimi zamanda köyün harmanlarında yaptığımız kutlamalarda özellikle günün önemini anlatan konuşmalarımla köylülerimize, içinde  Kurtuluşun, kuruluşun ve Cumhuriyetin getirdiği yeniliklerin olduğu yakın tarihimizi olanca açıklığıyla anlatmaya çalışıyordum. Çocuklar okudukları coşku dolu şiirlerle ve yaptıkları gösterilerle büyüklerini coşturuyor ve geleceğin kendisi olduklarını adeta onların gözüne sokuyorlardı. O günün gecesinde de kendi ellerimizle yaptığımız meşalelerle köyde dolaştığımız da oluyordu. O günler, gerçek anlamda coşkunun doruğa çıktığı günlerdi.

     Şimdilerde neredeyse ne köy kaldı orta yerde ne okul ne öğrenci ne de köylerimizi aydınlatan öğretmen. Varsa varsa yaş ortalaması yetmişi geçen çok az sayıda insanın yaşadığı bayramsız köyler var. Bir de gelişi güzel boşalan köyler yüzünden, “gelişigüzel” hale gelen şehirler, Bu cümlede gelişi güzel sözünü niçin mi “…“ imiyle imledim biliyor musunuz? Hadi onu da diyeyim: Adları Doğan olan üç şehir plancısı profesörün İstanbul için söyledikleri bir sözdü. Diyorlardı ki: “İstanbul eskiden güzeldi…şimdi gelişigüzel.”

      Bakın ki söz nereden nereye geldi. Bayramlı köyler de eskiden çok güzeldi; şimdi hepsi de gelişigüzel. Aynı zamanda çok da mahzun o bayramsız köyler.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam