SON DAKİKA
reklam
reklam

Çatışmaya girmeden tartışmak

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 29 Nisan 2022, Cuma - 18:29   Okunma Sayısı:

Çokbilmişlikten bilgiçliğe, görgüsüzlükten ukalâlığa, bilgisizlikten kültürsüzlüğe ve tartışmadan çatışmaya varan bir kısır döngü... Bu döngü her alanda görülebiliyor. Özellikle internet ortamında çatışma yaratabilecek her görüşe rastlamak mümkün... Hakaretin ötesinde küfürler dahi görülebiliyor. Bu ortam, sepetinde pamuğu olmayan nice insana ev sahipliği yapıyor.

Mübarek ramazan ayının içindeyiz. Bazı televizyon kanallarında Cumhuriyet’in kurucusuna hayır duaları adeta esirgeniyor.

 

Atatürk sevgisizliği

Kontrolsüzlük ise bazı fanatikleri daha da azdırıyor, karşı görüşte olanın canını acıtıyor. Atatürk hakkında söylenen sözler, edilen hakaretler sonunda saldırı boyutuna varabiliyor... Bir konuyu bilmemek, yanlış bilmek, şartlandırılmak heykellerin kırılmasına,  Atatürk isimlerinin cadde ve sokaklardan silinmesine, Atatürk isminin ders kitaplarından çıkarılmasına ve resmi ağızlarda o dönemlerden enkaz olarak söz edilmesine kadar gidebiliyor.

Bazı çevreler, daha önceleri Atatürk’ün soy kütüğünü görmezden gelerek Atatürk’ün anne ve babasına küçük düşürücü sözler sarf etmişti. MEB’lığı okullarda uygulanan müfredatı değiştirme kararı aldığını, daha gerçekçi ve bilimsel konu ve verileri kitaplara geçireceğini açıklamıştı. Basın haberleri arasında Trabzon’da okul kitaplarında Milli Mücadele yıllarına yer verilmediği haberlerini görmüş ve bir kez daha şaşkınlığa uğramıştım.

Atatürk başta olmak üzere Milli Mücadele kadrolarını, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarının uygulamalarını her fırsatta küçük düşürmeyi adeta prensip edinen kişiler azalmayacaktır.  Televizyon kanallarında hâlâ aleyhte yaptıkları konuşmalarla yıkıcı-bölücü unsurlara destek verdiklerinin farkında olamayan gafiller icra-i sanat etmeye devam edeceklerdir. En azından bunun dozu düşürülebilir.

 

İnançlara saygı

Osmanlı hayranlığı ve din temelli düşüncelerle Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yaratıldığına tanık oluyoruz. Her ülkenin vatandaşlarının elbette inançları vardır. Buna kimsenin bir diyeceği olamaz.

Hiçbirimiz de bir başka inancın mensubunu zorlayamaz, inançsız kabul ettiğimiz insan/ları küçük göremeyiz. Ateist bile olsa o kişinin insanlık için katma değeri bizden fazla olabilir. Her şeyin en doğrusunu yüce Yaradan bilir.

 

Kutsal kitaplarda ölülere saygı, mezar anlayışı

Üç dinin kutsal kitaplarını otuz yaşımdan beri okurum. Birbirleriyle karşılaştırırım. Hiçbir kutsal kitapta ölmüş insana hakarete, cesede eza cefa etmeye,  mezara saygısızlık göstermeye yer verilmediğini, İslamiyetin ise bu konularda daha duyarlı olduğunu gördüm.

Tüm bunlara rağmen önemli dini günlerde ve kandil gecelerinde bazı yayın organlarında fanatik kişilerin Atatürk için duaya yer vermemeleri üzücüdür.

 

Okumadan bilmeden ahkâm kesmek

Bu ülkede Ağrı İsyanı’nı, Sason ve Dersim Harekâtı’nı dillerine dolayarak günlerce didikleyen, elebaşı konumundaki canileri masum göstermeye çalışan âlimler, bu düşünceleri paravan yaparak saldırgan kitleler yaratan Belediye Başkanları ve siyaset yaptığını sananlar türemiştir.

Unutmamak gerekir ki, her yıl yapılmakta olan YAŞ toplantılarında disiplinsizlik nedeniyle TSK’dan ilişiği kesilmesi kararlaştırılan personel tefrik edilse de “kerhen imzalamak”, “şerh koymak”, “ayrılanlara iş bulmak”, “o kişilerin hâmiliğine soyunmak” gibi bir moda vardı. Ayrılanların yanında durmayı “mazlumun yanında durmak” sayanlar, TSK’ya saldıranlar vardı. Boşuna mı geldik bugünlere?

  

Ortak noktaları çıkarmamız gerekiyor

Vatanı elbirliğiyle bölünme noktasına getirdik. Aldatıldığımızı, kandırıldığımızı birtakım bahanelerle kapatmaya, savuşturmaya çalıştık. Nasıl ki, futbol takımları farklı görüş, inanç ve milliyetteki insanları biraraya getiriyorsa; nasıl ki, trafikteki kaba hareketlere her görüşten insan tepki gösteriyorsa;

Vatan hizmetini yapmak için şanlı ordumuza gelen her görüşten insan, eğitimde müşterek çalışarak, idari faaliyetlerde ortak paylaşımda bulunarak, tören, test ve tatbikatlara iştirak ederek farklı görüşteki kişilerle aynı zeminde buluşabiliyorsa;

Spor sahalarında aynı ideal uğruna yürekler çarpışıyor ve eller alkışlıyorsa; daha fazla ortak nokta bularak yeniden birbirimize olan bağlılığımızı kazanmalıyız. Toprak bütünlüğümüz ve bağımsızlığımız yeteri kadar örselendi, daha fazlasına gerek yok…

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam