İsveç’te Kur’an yakılması
Geçtiğimiz hafta Danimarkalı aşırı sağcı, ırkçı ve İslam düşmanı Sıkı Yön (Stram Kurs) lideri Rasmus Paludan, İsveç’in Linköping kentinde Müslümanların yaşadığı bölgede -daha önce de Stockholm, Malmö ve Norköpin kentlerinde- halka açık bir alana ve cami önlerine geliyor. Elindeki Kur’an-ı Kerim’i yere bırakarak çakmakla Kur’an-ı Kerim’i yakıyor.
Meydanda toplanan yaklaşık 200 kişilik grup, Paludan’a tepki göstererek, ırkçı liderin provokasyonuna izin verilmemesi için polise çağrıda bulunuyor. Olay yerine gelen polis, yakma işine müdahale etmediği gibi, Paludan’ın demokratik eylemine (!) karışılmamasını ve Müslümanların sağduyulu davranmalarını istiyor.
Bunun üzerine alanda olaylar çıkıyor. Grup, yolu trafiğe kapatıyor, polise tepki gösteriyor ve taşlarla saldırıyor. çıkan isyanlarda 125 polis aracı hasar görüyor, 34 polis yaralanıyor, 13 kişi gözaltına alınıyor..
Müslüman ülkelerin tepkileri
Suudi Arabistan merkezli Dünya İslam Birliği’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Irak, Filistin, Katar, Ürdün ve Kuveyt yaptıkları yazılı açıklamalarda, Danimarkalı aşırı sağcı Sıkı Yön Partisi (Stram Kurs) lideri Rasmus Paludan’ın Paskalya tatilinde İsveç’in çeşitli kentlerinde polis korumasında Kur’an-ı Kerim’i yakmasına tepki gösterdi.
Irak Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsveç’in Bağdat Maslahatgüzarı Hakan Roth’un çağırılarak olaya ilişkin nota verildiği aktarıldı. Türkiye ve Pakistan, bu olaylara karşı şiddetli tepki göstermişlerdir.
Fransız lider Macron
Toplumsal olaylarla çalkalanan Fransa, yeni cumhurbaşkanını seçmek için gün sayıyor. İkinci tura kalmış olan Emmanuel Macron ve Marine Le Pen, güreş öncesi ısınma hareketleri yapıyorlar. Sonuç yine Macron lehine olacak gibi görünüyor.
Fransa’da olayların artması Macron’a karşı bir hareket olarak gelişmiştir. Sarı yelekliler olarak ortaya çıkan bir kesim artan vergileri, kemer sıkma önlemlerini, trafik kameralarını, küreselleşmeyi ve Neoliberalizmi protesto etmiştir.
Sonra karikatür krizleri, İslam düşmanlığı ve camilerin kontrolü gibi konular ortaya çıkmıştır. Bunlar yetmiyormuş gibi Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya’da attığı adımlar, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sebep olduğu rahatsızlıklar, Kafkasya’da Ermenistan’ın Azerbaycan karşısındaki yenilgisi de Fransa’nın başını ağrıtan olaylar arasındadır.
Macron, bunların çözümüne zaman ayıramıyor haklı olarak… İslam’a bakışı biraz problemli olmuştur. Camilerde denetim yaptırmaya kalkması (!), henüz hatırlardadır.
İslam’a ve Kuran’a karşı oluşun nedenleri
**Geçmişte Osmanlı’ya karşı duyulan nefret,
**Kadına karşı uygulanan şiddet,
**PKK, FETÖ, IŞİD gibi terör örgütlerinin yaptıkları eylemlere İslam’ın adını bulaştırmaları,
**Suudi Arabistan, Libya gibi ülkelerin adalet sisteminin dünya hukuk sistemiyle uyuşmaması,
**İslam’ın din adamları tarafından evrensel bir perspektifle anlatılamıyor olması
Sonuç olarak
Bu tür saldırılar, filizlenecek ortam bulduğunda geçmişte hep görülmüştür. Hollandalı aşırı sağcı politikacı Wilders Muhammed Peygamber’e sataşan ve onu tahkir eden sözler söylemişti.
Avrupa’da camiler yakılmış, Müslümanlar hakir görülerek dövülmüştü. Bu eylemleri yapanlar bazen polis gözetiminde hareket etmişler, bazen görmezden gelinmişlerdir. Sebebi ne olursa olsun taşkın davranışlar ortaya çıkmıştır.
Her taşkın hareket terör örgütleri için yeni filizlenme alanı bulmuş ve olayın boyutları genişlemiştir. Daha düne kadar İsveç huzurlu bir ülke görünümünde kalmışsa da bu olaylar milât teşkil edeceğinde huzursuz bir ülke olmaya namzet olacaktır.
Bilimle paralel İslam anlayışı
Emre Dorman Hoca’nın bir yazısından alıntı yapmak istiyorum:
“The Economist dergisinde yayımlanan bir makalede, 2005 yılında sadece Harvard Üniversitesi’nde yayımlanan makale sayısının, 17 Arap ülkesinin bütün üniversitelerinin yayımladıklarından fazla olduğuna dikkat çekiliyor. Üstelik makalelerin kalitesini düşündüğümüzde bu farkın daha da büyüyeceği açıktır.
Toplam 1,6 milyarlık İslam âlemi, yaklaşık 115 yıllık Nobel tarihinde bilim dalında 2015 yılına kadar sadece iki Nobel ödülü kazanabilirken, 16 milyonluk Yahudi âleminde bilim dalında Nobel ödülü kazanan tam 79 bilim insanının olduğu belirtiliyor.”
Özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımızın eğitimine ağırlık verilmeli, dinlerden kopuşun hızlandığı bir dünyada yeni görüşler ortaya konulmalıdır.