Fransa’nın Cezayir’deki maharetleri (!)
Cezayir, Fransa’nın 1830’lu yıllara kadar uzanan işgaline karşı sekiz yıllık mücadeleden sonra 1 Kasım 1954’te bağımsızlık mücadelesini kazanmıştı. Bu mücadele 1,5 milyon Cezayirlinin hayatına mal olmuştu. Ayrıca göç eden, yerinden edilen veya sürülen insanların sayısı da bir o kadardı. Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum bu olayları,
“Fransa’nın sömürgecilik döneminde Cezayir Çölü’ndeki Reggane bölgesinde yaptığı nükleer bomba denemesinde Hiroşima’ya atılan atom bombasının 3 ila 4 katına eşit 70 kilotonluk bir kuvveti ortaya çıkardığı ve patlamanın korkunç etkilerinin halen devam ettiği” şeklinde ifade etmişti.
Bukadum, Fransa’nın Reggane bölgesinde 1960 yılında gerçekleştirdiği ilk nükleer denemeyi 1966 yılına kadar 17 kez tekrarladığını ve üzerinden 61 yıl geçtiğini hatırlatarak, nükleer patlamanın etkilerinin hâlâ görüldüğünü ve Fransa’nın bu denemeleri 17 kez tekrarladığını belirtmişti.
Fransızlar, Birinci Cihan Harbi’nde Clemanceau’yu zaferin babası diye vasıflandırmışlardı. Aynı Fransızlar zaferi müteakip yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde zaferin babasını seçmemişlerdi. Çağdaş Fransız gençleri ise, 19’uncu asrın Fransız şairlerinden Victor Hugo hakkında Himalaya gibi ahmak demişlerdi.
Osmanlı arşiv bilgileri
Fransa’nın Cezayir’i istilâ etmesi üzerine İstanbul’a gelen Cezayir ahalisinin meseleleri ile alâkadar olması için, öteden beri İstanbul’da ikâmet eden, Musa Efendi’nin Cezayir muhacirlerine vekil tayin edilmesine dair Cezayir ahalisinin mahzarı. a.g.y.tt[i]
Cezayirlilerden Fransızlar yedinde bulunan 89 esirin Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa’ya teslim edilmesine mukabil Cezayir’de bulunan Fransız esirlerinin tahliyesi hakkındaki emr-i âliden beyan-ı memnuniyetle Tersane zindanında bulunan üç Fransız’ın da tahliyesi hakkında Fransa sefaretinin takriri.[ii]
Tüm bunların yanında halen sömürge ağası konumunda olan Fransa’nın Gine Körfezi kıyısındaki ülkelerde şirketleri ve tesisleri var. Biz Fransa’nın Türkiye’ye karşı takındığı tavra sanırım yeteri kadar cevap veremedik. Örneğin;
- 24 Nisan günleri 1915 Tehciri, Fransa’da adeta sahiplenilmiş, Türkiye’ye yönelik
ithamlarda bulunulmuştur.
- PKK’ya sınırsız destek ve imkân sağlanmıştır.
- Türkiye’nin AB’ye girişi özellikle Fransa tarafından engellenmiştir.
- Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan projemizde Fransa uçak gemisi de göndermek suretiyle Türkiye’ye adeta gözdağı vermek istemiştir.
İtalya’dan bir ses
İtalya Temsilciler Meclisi Üyesi Giorgia Meloni, Libya’nın bombalanması konusunda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İtalya’yı suçlayıcı konuşmasına 2019 yılında bir cevap vermişti. Kendisini sömürgeci göstermek istemeyen İtalyan Meclis üyesi Meloni,
“Emmanuel Macron’un sorumsuzluğuna yazıklar olsun. Libya’yı bombalayan onlar oldu. Çünkü İtalya’nın Kaddafi ile enerji alanında özel ilişkileri olması onları endişelendiriyor. Aynı zamanda bizi bu hale getiren göç dalgalarının önünde bulduk kendimizi.
Bu arada Fransa Afrika’yı sömürmeye devam ediyor. 14 ülkede para birimi bastırıp üzerlerine damgalıyor ve çocukları madenlerde çalıştırıp hammadde elde etmeye devam ediyor. Kendi nükleer reaktörleri için kullandığı uranyumun yüzde 30’unu Nijer’den çıkarıyor. Ve hal böyleyken Nijer nüfusunun yüzde 90'ı elektriksiz. Bize ders vermeye kalkma Macron!” ifadelerini kullanmıştır.
Biz de söyleyelim
İki sömürgeci galiba bir yerde birbirlerinin ayaklarına basmış olacaklar ki, tepkilerini cüruf sözlerle ortaya koymuşlardı. İtalya Dışişleri Bakanı da son demeçlerinden birinde Türkiye’ye de sataşmıştı.
Konumuza dönersek, Türkiye’ye karşı bütün bu hasmane tutumların içinde olan Macron, yeniden seçilebilme heyecanını yaşamaktadır. Rusya, Ukrayna’ya saldırmaya başlayınca Macron büyük tedirginlik yaşamıştır.
AB ordusu fikrini artık dile getirmemekte, 1915 Tehcir olayları için konunu hukukçulara bırakılmasının daha doğru olacağı görüşünü ileri sürmektedir. Rusya, Ukrayna’ya acımasız saldırısını sürdürünce apar topar Moskova’ya gidip Putin ile görüşmüştür. Rusya, gerektiğinde nükleer silah kullanacağını açıklayınca da Macron çok tedirgin olmuştur. AB içinde nükleer silah ve tesis İngiltere’den sonra Fransa’da bulunduğundan hedef olacağından korkmuştur.
Sizce Macron imana mı gelmiş (!) yoksa Rusya gibi bir belâ karşısında Türkiye’nin gerekliliğine mi inanmıştır?
[i] Tarih: H 29.12.1260, Fon kodu: A. DVN, Kutu: 10, Gömlek: 31
Mahzar: yüce makama sunulan çok imzalı dilekçe
[ii] Tarih: H 23.06.1212, Fon kodu: C. HR. Kutu: 7, Gömlek: 303
[iii] Tarih: H 29.05. 1304, fon kodu: Y.PRK. EŞA, Kutu: 6, Gömlek: 41