Görsel ve yazılı basında zaman zaman düğünler asker uğurlamaları ve özel günlerde eğitimsiz insanların bilinçsizce atış yapmaları sonucu yaralanmalı ölümlere neden olduklarına dair haberler çıkmaktadır.
En kutsal değerin insan hayatı olduğu gerçeği inkâr edilemez. Başımıza böyle bir olay gelse veya yakınlarımızdan birisi yaralansa ne düşünürüz? Asla affedilecek bir olay değildir; hele hele silahla birçok insanın içinde olmak, çocuklarında atmalarını istemek alkollü olmak tam bir faciadır.
Ülkemizde bir kişinin nasıl silah sahibi olacağı ve şartları yasalarda belirtilmiştir. Ateşli silahlarla işlenen suçlara verilen cezalar ağırdır. Tüm bunlara rağmen yurt içinde gizlice üretilen, dışarıdan getirilip kaçak olarak yurda sokulan, kayıt ve denetime tabi olmayan yüzlerce silahın ehil olmayan ellerde bulunduğu da bir gerçektir.
Silahla işlenen suçların sayısı, trafikte işlenen suç sayısının yine de gerisindedir. Nedeni ise cezasının ağır oluşu ve silaha devlet tarafından el konuluyor olmasıdır. Emniyet makamları ruhsat işlemlerinde çok titiz ve takipçi davranıyorlar. Ruhsat sahibi kişilerin suç işlemesi bu nedenle zor oluyor.
Silah kaçakçılığı ve buna bağlı suçların önlenmesinde köktenci yaklaşım, daha fazla istihbarat elde ederek gizli silah yapımı atölyelerinin yerlerini belirlemek, kaçakçılığın üzerine gitmek ve cezalarını ağırlaştırmak olabilir. Yasalarımızda boşluklar varsa ek maddelerle tamamlanabilir. Silah deyince öldüren bir nesne anlaşılır genellikle…
Oysa öldüren sadece silah değildir. Kuralları sarsar şekilde giden bir araç, suyun kaldırma kuvvetini hiçe sayarak yüklenen bir gemi, iyi hesaplanmadan yapılmış inşaat ve tabii ki tedavi edici özelliği olmasına rağmen bilinçsizce kullanıldığında öldüren ilaç daha mı az tehlikelidir?
Bunlara ne demeli ABD ve AB ülkelerinin çoğu insan haklarına önem verdiklerini söylerler, ama bireysel silahlanma bizdekine göre az olmakla beraber kitle imha silahları üreterek tüm insanlığı tehdit altında tutarlar. Kendilerinden başkalarının bu silahlara sahip olmasını istemezler. Neden dünya ulusları silahlanmaya karşı koymazlar?
Her birisi dünya markası olan tabancaları üreten bu üreticiler, tabancaların nişangâh tertibatı yetmiyormuş gibi bir de ürettikleri silahlara dürbün, gece görüş cihazı ve kızılötesi sistemler monte ederler.
Ben ordumuzda uzun yıllar tabanca atış yarışmalarına katılmış müsabık bir kişi olarak, ateşli silahların kontrolsüz şekilde bulundurulmasına ve eğitimsiz kişiler tarafından taşınmasına kesinlikle karşı olmuşumdur. Bu umursamazlık veya bilmişlik eskilerin deyimiyle “cehalet cesaret doğurur” sözünü doğrular.
Bir başka pencereden bakış
Nükleer fizik belki de en zor ve en uzun süreçli olan bir bilim konusudur. Nükleer fizik, atom bombası yapımında kullanılırsa insanlığın yok olmasına, kanser tedavilerinde kullanılırsa insanların çare bulmasına neden oluyor. Demek ki, iyilik ve kötülük insanın içinde olduğuna göre aslında en tehlikeli silah insan oluyor. Her şey niyete bağlıdır.
Eğitimle insanların kötü tarafları törpülenir, iyi tarafları öne çıkarılır. Silaha olan ilgiyi doğru yöne çekmek, kontrol altına almak ve gençlerimize beceri yetenek ve hatta iş kapısı kazandırmak amacıyla ateşli yivli silahlarla olmamak kaydıyla diyabol atan havalı silah eğitimi verilebilir.
Diyabolla yapılan atışlar öldürücü ve ağır yaralayıcı nitelikte değildir. Yabancı ülkelerin havalı silah atış yarışmalarına katılan ekipleri disiplin altında çalışıp çok yüksek puanlar çıkarıyorlar ve tabii ki göndere kendi bayraklarını çektiriyorlar. İnsan izlerken bile gıpta ediyor, kıskançlık krizine giriyor.
Almanya’da 2 milyondan fazla insan atış kulüplerine üyedir. İşte size seferberlik zamanı yetişmiş keskin nişancılar… Zararlı olsa izin vermezler sanırım. Demek ki kontrolünü sıkı tutuyorlar, oyunu kuralına göre oynuyorlar. Bizde de ne cevher çocuklar var, ama olanak bulamıyorlar.
Emniyet teşkilâtımızın kontrolünde yasalara uygun, öğretmeni, nezaretçisi ve kendisi sıkı şekilde denetlenen bir okul açılmasının ne sakıncası olabilir? Seçilecek öğrenciler bir tenisçi, futbolcu, yüzücü gibi yetiştirilebilirler. Kayıt olmak isteyenler için şartlar belirlenir, referanslar istenir bu çocuklarımız gururla yetişirler. Girecekleri havalı silah yarışmalarında kendi ilini, bölgesini hatta Türkiye’sini temsil ederek hepimizi gururlandırabilirler.
Ulusal güvenlik şirketleri gibi yeni iş olanakları ortaya çıkabilir. Polis ve bekçi olmak isteyenler için iyi bir referans sayılır. Askere gidecek gençlerimizden bu okullara veya kulüplere devam etmiş olanlar, profesyonel ordunun bir bölümünü oluşturabileceği gibi, askerlik süresince yetişmeleri konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde harcayacaklar mermi tasarruf edilecektir.
Diyabol: 4,5 mm çapında 0,5 gram ağırlığında yaklaşık 6 mm boyunda tamamen kurşundan yapılma tek atımdır. Mekanik kol ile tabanca sıkıştırılan havanın tetiğe basılması ve diyabolu fırlatması esasına göre çalışır.