SON DAKİKA
reklam
reklam

Bugün bayram

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Mayıs 2022, Pazar - 23:36   Okunma Sayısı:

Ramazan Bayramı’nız kutlu olsun!

 

    Haftanın ve son gelişmelerin tekdüzeliğinden ve sıkıcılığından uzak kalmak ve biraz da yarenlik etmek düşüncesiyle bayram öncesinde ve bayramda yaşadıklarımı sizlerle paylaşayım istedim.

 

Bayram öncesi alış verişler

 

Erkekler genellikle hanımlarla alışverişe çıkmak istemezler. Alışveriş kültürünün dışında yetiştikleri için izlenecek yolları da bilmezler. Eşleriyle gitmek zorunda kalırlarsa ya kendileri bir yerde oturup çay kahve içmeyi ya da bir kitapçıya girmeyi tercih ederler.

 

Bir kumaş mı bakılacak nerdeyse raflardaki tüm kumaşlar indirtilir, ruj bakılacaksa aynanın karşısında her rengin tonlarından dudağa sürülür ve silinir. Tezgâhtar, satıcı, manifaturacı ne derseniz deyin çok tahammüllü insanlardır. Gık demeden her söyleneni yaparlar. Ev hayatlarını merak ederim. Evde de böyle midirler acaba?  Veya böylesine zengin alışveriş edebiyatı dünyanın bir başka ülkesinde var mıdır acaba?

 

 

Tünelde bir uygunsuz cevap

 

Bayramdan üç gün önceydi. Devlet arşivlerine gideceğim, ama önce Galatasaray’a gitmem gerekiyordu. Karaköy’de tünele girip Şişhane’ye çıkacağım. Birkaç boş yer var, oturmadım. Kalkmak üzere olan tramvaya son anda yaşlı, zayıf ve birbirine destek olmaya çalışan bir çift bindi. Boş yerlere oturmadılar. Bir delikanlı yer vermek için hamle yaptı.

 

    ---Buyrun Efendim, böyle oturun.

    ---Oturmayacağız çocuğum. Gözümüz var, görüyoruz galiba, dedi yaşlı hanım. Ve kocasına dönerek;

    ---Bunlar bizi yaşlı görüyor ama kör de zannediyor herhalde?

 

Bayram gezisinden notlar

 

    Geçtiğimiz bayram eşimle birlikte ziyaretlere gidecektik. Biz istasyonda beklerken lise seviyesinde okuyan dört genç, espriler yaparak bizimle birlikte metro trene binmişlerdi. Bu neşeli havalarını yerin altında giden trende de sürdürmek istiyorlardı. İçlerinden biri,

 

    ---Dışarıda yağan yağmura bak! demişti. Gençler kıkır kıkır gülerken trendeki yedi sekiz insan aynı anda camdan bakmaya başlamıştı bile… İnmek için ayağa kalktılar. Sarışın olan inme düğmesini aradığını belli eden davranışlar yapınca yaşlı hanım atıldı.

    ---Evlâdım, bunlarda düğme yok, her istasyonda durur bunlar.

    Ee, valla ne yalan söyleyim, hoşuma gitmişti bu grup. Sonra Ayrılıkçeşme’de inip Kazlıçeşme yönüne birlikte gitmek durumunda kalmıştık. Üsküdar’dan sonra denizin altına girince espriler başlamıştı,

 

    ---Tavandan deniz suyu damlıyor,  sözleri beş altı kafanın tavana bakmasına yetmişti…

 

Maltepe camiinde bayramlaşma sonrası

 

    Sokakta bağıra bağıra konuşuyor, el ve kollarıyla telefonun öbür ucundaki kişiye bulunduğu yeri tarif ediyordu: “Seni Maltepe camiinin minaresinin gölgesinin altında bekliyorum.” (Minareyi anladık da gölgenin altı neyin nesidir?)

 

Bayramda içki sofrası

 

    Adamın birisi bayrama üç gün kala kumar oynamış. Günah olduğunu hissederek bir din adamına durumunu anlatmış. O da “Bir daha yapmaz ve af dilersen günah yazılmaz” demiş. Ertesi gün adam bir kadeh şarap içmiş. Yine günah işlediği duygusuyla rahatsızlık çekmeye başlamış. Din adamının yanına giderek durumunu anlatmış. Yediği nanenin hesabının sorulup sorulmayacağını öğrenmek istemiş. Din adamı,

 

    ---Bugün cuma. Yarın (ahreti kastederek) hesabı görülür” demiş. 

    Huylu huyundan vaz geçer mi? Adam, bu kez de bayramın birinci günü kul hakkı yemiş. Şefaat ummak amacıyla yine din adamının yanına gitmiş, başlamış ağlamaya ve pişmanlığını anlatmaya:

 

    ---Bunun hesabı bayramda sorulur mu?

    ---Bayramda sorulur mu bilmem ama bayramdan sonra ebenin hatırını soracakları kesin...

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam