Taksim’deki dilenciler
Taksim ve İstiklâl Caddesi’nde duygu sömürüsü yaparak havadan para kazanan dilenciler iyice rahatsızlık vermeye başladı. Özellikle turistlere askıntı olan ve kendisini ikaz eden vatandaşlara da ters cevaplar veren bu kişiler, restoranların dış kısımlarında oturanların da yemeklerini boğazlarında bıraktırıyorlar. Hele bir de çocuklarını kullananlar var ki, hiç çekilmiyor. Acaba çocuklarına iyi bir gelecek hazırladıklarını mı zannediyorlar?
Bu konuda daha önce de yazılar yazdım. Mutlaka gereken işlemler yapılıyordur. Hatta dilenenler, bir köşeye erkete koyup daha rahat hareket de ediyorlardır. Ne var ki, bu sefil görüntüler, çöp bidonları ya da konteynerlerin dibine oturup yiyecek bir şeyler arayan ve çöplükten ayıklamış gibi beraberinde getirdiği ekmeği yiyenler, bilerek veya bilmeyerek bu görüntü ve haberlere sebep olanların Avrupa gazete ve dergilerinde çıkan yazılarla ülkemizin itibarını sarsıyorlar.
Bir yandan dilenciler, bir yandan Yunanistan’a geçmeye çalışan FETÖ’cüler, bir yandan da sınırlarımızdan kaçak şekilde girerek büyük şehirlerimizde yaşayanlar bizi küçük düşürmeye yetiyor.
*** *** ***
Mangal olayı
Ağaçlık bir bölgede mangal olayına karşıyım. Gölgesinden istifade etmek amacıyla ağacın altına geçip mangaldaki kömürü ateşliyorsunuz. İlk çıkan duman karbon monoksit içeren kömürün en tehlikeli dumanıdır. Ağaç bir canlıdır ve onun da karbon monoksitten etkileneceği kaçınılmazdır.
Bakın, insanların girdiği orman alanlarında birçok ağacın alt dallarından yukarıya doğru bir sararma ve kuruma görürsünüz. Üzerimizde ağaçların da haklarının olduğunu, onların da bizlerden davacı olacağını unutmayalım.
*** *** ***
Yangınlar, boğulmalar, kazalar
Yaz geldi sayılır. Bizleri bekleyen tehlikeler arasında orman yangınları, denizde, derede, nehirde boğulmalar, trafik kazaları sıradadır.
Orman yangınlarını bu sütunlarda çok yazmış, öneriler sıralamıştım. Yine yangınlar olacağına şüphem yok. Bunun nedenleri arasında açgözlülüğümüz birinci sırada yer alır: Deniz manzaralı inşaat alanı açmak… Arkasında çoğunlukla politikacıların, mafya bozuntularının ve yoksulluğun olduğunu söyleyebiliriz.
Boğulmalar ise tamamen bilinçsizlik ve kendine aşırı güven nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Akıntılı yerler, Karadeniz sahillerinde kıyıya vuran suyun geriye çekilmesi, dibi görünmeyen suya atlama, yetersiz emniyet tedbirlerine güvenme, vapurdan atlama gibi hareketler boğulma ve ölümlere sebebiyet vermektedir. Okullar her öğrenim yılı sonunda birkaç dersi bu konuya ayırmalıdırlar. Suya girilecek ve girilmeyecek yerlerde uyarıcı levhalar, cankurtaran timleri mutlaka bulundurulmalıdır.
Trafik kazaları… Her günümüzün her saatinde karşılaşabileceğimiz bir olgu… Aracın orijinal halini, motor gücünü, ses donanımlarını, fren sistemlerini değiştiren insanımız, binanın kolonunu kesmek gibi bir gaflete düşmektedir.
*** *** ***
Öneriler size
- Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy...
- Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız, negatif insanlara yaklaşmayın.
- Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz atıl kalmasın. Atıl kafa
iblisin tezgâhıdır. İblisin adı da, Alzheimer’dir.
- Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
- Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.
- Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
- Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş, balık, müzik, bitkiler...
Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını çıkarın!
- Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin, bozuksa düzeltin. Siz kendiniz
düzeltemiyorsanız yardım isteyin.
- Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı ülkeleri
dolaşın; ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın.
- Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta sevdiğinizi hissettirin.
- Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.