İskeleler arası nakliyat -2
Genel hatlarıyla ifade edilen ve uçak, uçak bombası dahil her türlü askerî malzemeyi içeren deniz nakliyatımızın yıllara göre tonaj olarak dağılımı ise şu şekildedir:
1920 yılında 1.000 ton
1921 “ 12.000 ton
1922 “ 12.000 ton
1923 “ 10.000 ton
Bu miktarlar İstiklâl Savaşı süresince kullanılan askerî malzemenin önemli bir bölümünü teşkil etmiş, kara muharebelerinin kazanılmasına pay kazanmıştır. 26 Nisan 1922 tarihinde Yunanistan’a ait Enosis adlı şilebin Karadeniz’de iki ufak gambotumuz tarafından ele geçirilmesi sonucunda gemide bulunan 11 çuval külçe altın ve gümüş, Millî Mücadele’ye büyük ölçüde destek sağlamıştır.
Ablukalar
Yunan kuvvetleri I.İnönü yenilgisinden üç ay kadar sonra 23 Mart 1921’de daha büyük kuvvetlerle taarruza geçtiler. 31 Mart’a kadar devam eden dokuz günlük muharebelerde tekrar yenilerek Bursa doğusundaki mevzilere çekildiler.
Bu durumu içine sindiremeyen Anadolu’daki Yunan Başkomutanlığı, ordumuzun Karadeniz limanlarından takviye edilmesini önlemek maksadıyla 26 Mart 1921 tarihinde kıyılarımızda abluka uygulamaya başladılar. Aslında bu tarihten önce de İngiliz ablukası vardı. 1920 sonbaharında Rusya’dan yapılmakta olan Gazal römorkörümüzü durdurmak isteyen bir İngiliz muhribinin mayına çarparak yara alması üzerine İngilizler bütün kıyılarımızın mayınlandığı korkusuna kapılarak ablukayı kaldırmışlardı.
Bu sayede Karadeniz kıyılarımız altı aya yakın bir süre galip devletlerin kontrolü dışında kaldığından nakliyat daha süratli ve emniyetli şekilde sürdürülebilmişti.
Karadeniz’den yaptığımız nakliyatın önemini anlayan Yunan komutanlığı bir zırhlı kruvazör, iki hafifi kruvazör, sekiz muhrip ve iki yardımcı sınıf gemisiyle ablukayı başlattılar. Ablukanın tüm şiddetiyle sürdüğü bir dönemde Gazal römorkörü 3 Nisan 1921 tarihinde 3’üncü Kafkas Tümeni’ne ait dört topu, karargâh ağırlıklarını ve karargâh personelini de alarak Akçakoca’ya götürmeyi başarmıştır.
Hava koşulları harekâta uygun muydu?
Bir ölüm kalım mücadelesi yaşadıklarının bilincinde olan Türk denizcileri, her türlü deniz harekâtını iyi havalar yerine fırtınalı, yağışlı ve sisli havalarda planlıyor ve icra ediyordu. Bu durum ise koşulların daha da ağırlaşmasına yol açıyordu. Yunan komutanlığı bu dönemde Karadeniz kıyılarımızda uyguladıkları ablukayı şiddetle sürdürürken 4 Temmuz 1921’de Amasra’yı, 5 Temmuz 1921’de Samsun’u bombaladılar.
Türk ordusu önceki başarılarına rağmen taşıt ve cephane yetersizliği nedeniyle Yunanlılara karşı kesin sonuçlu bir muharebeye girişemiyordu. Bu durumdan yararlanan Yunanlılar Gemlik-Bilecik-Eskişehir-Afyon doğusu hattına yerleşerek mevzilendiler.
Ordumuzun acil olarak ihtiyaç duyduğu her türlü malzeme deniz yoluyla güvenli kıyılara getirilerek cepheye ulaştırılmıştır. Trabzon’da bulunan top ve cephanenin, 8 Eylül 1921 tarihinden itibaren Batum, Rüsumat-4, Ararat vapurları ve Hayrettin motoruyla Samsun’a, oradan da cepheye götürülmesini buna örnek olarak verebiliriz.
Bu şekilde Karadeniz’den Batı cephesine yapılan silah, cephane ve askerî malzeme nakliyatı, İstiklâl Harbi’nde icra edilen tüm nakliyatın 1/3’üne tekabül etmiştir.
Çok yönlü faaliyet
Deniz Kuvvetlerimizin faaliyetleri çok yönlü olarak Büyük Taarruz’dan sonra da devam etmiştir. 4 Şubat 1923’te Lozan barış görüşmeleri kesilince 7 Şubat 1923’te İzmit ve İzmir Körfezlerinde koruyucu mayın maniaları tesis edilmiş, ayrıca İzmit Körfezi’ndeki düşman denizaltı gemilerine karşı su altı mania ağları tesis edilmiştir. Bu limanlara giriş çıkış yapan ticarî gemilere kılavuzluk hizmetleri verilmiştir.
İstiklâl Savaşı süresince başlangıçta sıfıra yakın olan Türk deniz gücü, gerek millî hükümet tarafından el konulan, gerek İstanbul’dan kaçırılan ve gerekse çeşitli tarihlerde Yunanlılardan müsadere edilen teknelerle savaşın sonuna doğru 8.000 tonluk bir tonaja ulaşmıştır.
Kıyılarımızı ablukaya alan 49.700 ton tutarındaki Yunan deniz gücü karşısında elde edilen başarı gerçekten büyüktür.
Tüm bunlara Karadeniz kıyılarında Rum Pontus çeteleriyle çarpışmaları, kaçakçılıkla yapılan mücadeleleri ve Kefken, Ereğli, İnebolu ve Trabzon bölgelerinde tespit edilen serseri mayınların tespit ve imha işlemlerini de göz önünde bulundurursanız işin ciddiyeti ve çapını daha iyi tayin edebilirsiniz. Buraya kadar anlatımlara küçük bir deniz ticaret harbi demek daha uygun olacaktır. Liman ve kıyı savunma görevlerinin icrasına, keşif, gözetleme ve istihbarat faaliyetlerini, İstanbul’dan da Anadolu’ya askerî malzeme ve gemi kaçırılmasını, subay ve acemi er eğitimi yapılmasını, Kocaeli bölgesindeki tahrip edilmiş tren köprülerinin onarılmasını da eklemeliyiz.
Sonuç olarak; İstiklâl mücadelesinde elindeki kıt imkânlar, az sayıdaki gemi ve deniz araçlarıyla yerine getirmiş olan Deniz Kuvvetlerimizi takdirle anmamız gerekir. Bu büyük mücadelede hayatlarını yitirmiş olan tüm şehitlerimizi, Atatürk’ümüzü ve İstiklâl Harbi komutanlarını saygıyla ve rahmetle bir kere daha anıyoruz.
Nurlar içinde yatın, sizlerle devleşiyoruz…