SON DAKİKA
reklam
reklam

Kim düşünebilirdi ki?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Haziran 2022, Cuma - 22:20   Okunma Sayısı:

Ukrayna ve Rusya

    Ukrayna’nın verimli arazisinde gözü olan Rusya, hem eski SSCB dönemindeki Ukrayna topraklarını yeniden ele geçirmek, hem de yer altı ve yer üstü servetlerini yeniden elde etmek düşüncesiyle Ukrayna’ya saldırmıştır. Şehirlerde taş taş üstünde bırakmayan, sivillerin hunharca ölümüne sebep olan Rus askerlerinin, sivil cesetleri ıssız alanlara götürüp gömdüğü basında çıkan haberler arasındadır. Hangi devletin ne yaptığı önemli değil, ancak Ortaçağ zihniyetini yaşadığımız da bir gerçek.

    İnsanoğlu bazen senaryolar üretirken hep alışılmışa odaklanıyor ve hesaplarını bunun üzerine yapıyor. Petrolün biteceği zamanı tahmin edenler gün oldu kara delikten, iklim değişikliğinden ve su savaşlarından bahsetmeye başlamıştı. Hatta senaryo yine bölgemizle ilgili yazılmıştı. Sanki dünyada başka nehir yokmuş gibi sessiz sedasız mecraında akan Fırat ve Dicle Nehirleri işaret ediliyordu.

    Kimse bir pandemi’yi düşünememiş, arkasından Rusya’nın Ukrayna ile savaş çıkaracağına ihtimal bile vermemişti. Oysa dünya tahıl üretiminin baş sırasına oturmuş olan bir Ukrayna söz konusuydu ve uzmanlar dünyanın 10 aylık tahıl stoku kaldığından söz etmeye başlamıştı.

    Gemilere yüklenmiş halde 22 milyon ton buğday Ukrayna limanlarında bekletiliyordu. Hem denizin mayınlanmış alanlarında risk vardı, hem de Rusya gemilerin limanlardan ayrılmasına izin vermiyordu.

    Nihayet Putin imana geldi (!). 28 Mayıs itibariyle gemiler belirlenen saatler içerisinde Ukrayna limanlarından ayrılabileceklerdi… Dünya rahat bir nefes almıştı.

 

***                             ***                            ***

Maymun çiçeği

Pandemi sırasında alınan sıkı bir şekilde uygulamaya konuldu. Büyük bir çoğunluk alışmıştı. Sonradan bazı yerler için maske takılmayacağı belirtildi. Şimdi ne olduğu belli değil. Sabah trene biniyorsunuz ve bir anonsla karşılaşıyorsunuz.

 

    ---Trenlerde maske takılması mecburidir!

 

Vapura biniyorsunuz, yarısında maske var yarısında maske yok. Böyle de olsa eskiden olduğu gibi kimse kimseyle maske yüzünden tartışmıyor. Yer kapma yarışı bunun önüne geçti. Şimdi yeni versiyonları çıktı:  Maymun çiçeği…

Geçmiş dönemde İstanbul’un yelken, halat, makara, kürek, zift, varil, lenger hülâsa bütün gemi teçhizat ve levazımatı, Galata’da iki köprübaşı arasındaki sahada satılırmış. Gazi Köprüsü başında Sokollu Mehmet Paşa Camii (Azapkapısı Camii) civarında da bir sıra maymuncu dükkânı varmış.

Tersane ve tüccar gemileri için talimli maymunlar da burada satılırmış. III. Murad’ın hocası Abdülkerim Efendi, gayet mutaassıp, asabi, aklına her geleni hemen yapan ve padişah üzerindeki nüfuzuna dayanarak hiç kimseden korkmayan bir adammış.

Hoca Efendi bir gün kitapta, “Maymun fuhşa alet olur” diye bir bend okumuş ve asabiyetinden adeta ateş kesilmiş. Hemen arkasına binlerce insanı toplayarak Azapkapı Çarşısı’na gitmiş ve maymuncu dükkânlarını basmış. Yakalatabildiği bütün biçare maymunları oradaki ağaçlara astırarak idam ettirmiş. Halk da pek haklı olarak bu mutaassıp hocaya “Maymunkeş” lâkabını takmış. 

 

Gelin birlikte düşünelim

    Maske takmamakta direnerek zabıtaya ve polise karşı gelen, küfreden hatta itekleyen kişiler görüyorduk ekranlarda. Bir keresinde de bir hanım karakola davet edilmesine rağmen, “Ben tek başına bir hanımım, seninle karakola nasıl giderim?” diyerek icabet etmemiş. 

    Şimdi düşünelim: Bu kişiye maske takmadığı için ceza yazılsa –diyelim 900,00 tl- ve cezayı ödese… Bulaştırdığı kişi veya kişilerden birisi de vefat etse! Bu kişinin vebali ne olacak? 900 tl ödeyen kişi bir ceza daha ödeyecek mi, vicdan azabı mı çekmeye mi bırakılacak veya ölüme sebebiyetten hapis mi yatacaktı?

    İnanın bana hiçbir şey olmayacaktır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam