Türk ve Alman siyasetçiler arasındaki sürtüşmenin dozu yükseldi. Bazı Avrupa Birliği üyesi ülkeler, AB yardımlarının kesilmesini öneriyorlar. Hatta bazı Avrupalı siyasetçiler, Türk siyasetçilerin seçim kampanyalarının Avrupa’da yasaklanması, Başkanlık sistemine geçilmesi nedeniyle Türkiye’de hukuk devleti kavramının zayıflatacağı, kuvvetler ayrımının kısıtlanacağı ve Türkiye’nin Avrupa’dan ve AB değerlerinden uzaklaşacağı yorumlarını yapıyorlardı.
Avusturya bunlardan biri
Avusturya’nın Sosyal Demokrat Partili (SPÖ) Başbakanı Christian Kern, bu yılın mart ayında verdiği bir demeçte, 2020 yılına kadar öngörülen ve Türkiye’yi üyeliğe hazırlayan 4,5 milyar euro yardımın derhal kesilmesini önermişti. Ayrıca Türkiye’deki anayasa değişikliğini ve gazeteci Deniz Yücel’in tutuklanmasını da eleştirmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz ise aynı tarihlerde verdiği bir demeçte, Türk siyasetçilerin Avrupa’da seçim etkinlikleri yapmasına karşı çıkmış ve “Türkiye'deki gerginlikler Avusturya’ya taşınamaz. Biz Türk hükümetine seçim kampanyaları için değil, ikili görüşmeler için Avusturya’ya gelmelerine sevineceğimizi bildirdik” demiştir.
Hollanda’dan eylemli tavır
Yine bu yılın mart ayı içinde Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkiler son derece gergin geçmiş, AB ve NATO gerilimin yumuşatılması için devreye girmişler, Avrupa Birliği Komisyonu, Uluslararası Polis Teşkilâtı (Interpol) gibi uluslararası kurumların hükümet karşıtı yazarları tutuklama amacıyla istismar edilmemesi gerektiğini belirtmişti.
Alman vatandaşı yazar Doğan Akhanlı, İspanya’da ‘silahlı bir terör örgütüne üye olma’ iddiasıyla gözaltına alınmış, Türkiye’nin talebi üzerine adlî kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Durumu değerlendiren AB Komisyonu sözcülerinden Alexander Winterstein, “İspanyol makamlarının bu dosyayla hukuka uygun şekilde ilgileneceğine dair AB Komisyonu’nun güveni tamdır” demek suretiyle Türkiye’ye karşı tavır sergilemekten geri kalmamıştı.
Almanya’nın tavrı çok farklı
Türkiye ile Almanya arasında bir süredir sorun yaratan bazı konular vardı. 19’uncu yüzyılın ikinci yarısından sonra hep yan yana olduğumuz bu ülke ile neden zıtlaşma içine düştük? Esas itibariyle Alma Parlamentosu’nda geçen yıl yapılan ve aleyhimizde karar alınan sözde Ermeni soykırımı oylaması bir kırılma noktasıydı. Zaten bu olaydan sonra da peşpeşe gelen zıtlaşmalar ve kutuplaşmalar başlamış oldu. Bunları şu başlıklar altında ele alabiliriz:
*Tutuklamalar *İncirlik
*İltica talepleri *Casusluk iddiaları
*Toplantı iptalleri ve Nazi benzetmesi
Yabancı basından derlemeler
Almanya Türkiye’nin en önemli ticari ortağıdır. Türkiye ihracatının yüzde 10'unu Almanya'ya yapıyor ve bu ülkeye her yıl 14 milyar Euro'luk ürün satıyor. Uzmanlaşmış Alman şirketleri Türkiye’ye makine, elektronik ve kimyevi ürünler satıyor. Alman teknolojisiyle bütünleşmiş olan Türkiye’nin başka ülkelerden bu ürünleri alması uygun görülmüyor.
Almanya da Türkiye’den tekstil ürünleri ve gıda maddeleri ithal ediyor. Alman siyaset ve bilim adamları, Almanya’nın bu ürünleri Türkiye dışındaki ülkelerden temin edebileceğini üstüne basa basa vurguluyorlar.
Türkiye'de üretim yapan Alman şirket sayısı 6 bin civarındadır. Başka hiçbir ülkede bu kadar Alman şirketi bulunmuyor. Bu ayrıcalıklı konumda Almanya'da yüksek sayıda Türkün yaşaması ve bundan kaynaklanan iş bağlantıları da önemli rol oynuyor.
Türkiye dışarıya sattığından çok daha fazlasını ithal ettiğinden, dış ticaretinde her yıl yüksek açık veriyor. Cari açığın azaltılmasına Türk hizmetler sektörünün en önemli branşlarından turizm önemli katkıda bulunuyor. 2016 yılında Almanlar yüzde 15'’ik paylarıyla Türkiye’de tatil yapan yabancı gruplar arasında da birinci sırayı almıştır.
Ancak 2016 yılında Türk turizmciliği üçte bir oranında küçüldü. Ocak sonu itibariyle Türkiye tatili için yapılan rezervasyonlar, zaten zayıf geçen bir önceki yıla göre yüzde 58 oranında düşüş kaydetti. Yabancı turistin Türkiye’ye sırt çevirmesinde terör saldırıları, 15 Temmuz darbe girişimi ve kısmen yabancıların Türkiye’yi boykot etmesi etkili oldu.
Bir Alman gazetesinde yayınlanan bir araştırmada, ‘Avrupa ve Almanya aleyhtarı tutumun değişmemesinin Alman turist açısından Türkiye'nin imajını olumsuz etkileyeceği' belirtilmekteydi.