SON DAKİKA
reklam
reklam

Yeni dünya arayışları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Haziran 2022, Salı - 14:14   Okunma Sayısı:

Kırım’ın ilhakının ardından Ukrayna’da yaşanan olaylar, süper güçleri değişik kavalyelerle dans eder hale getirdi. Kuzey Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka ve İzlanda savunma bakanları Rusya’ya karşı aralarında askeri işbirliğinin artırılması yönünde bildiri imzaladılar. Norveçli Aftenposten gazetesi,

“Anlaşma, söz konusu kuzey ülkelerine yakın yerlerde Rusya’nın gösterdiği saldırgan politikaya bir cevaptır” diye başlık atmıştı. Söz konusu ülkelerin Savunma Bakanları, imzaladıkları belgede, Rusya’yı Baltık ülkelerinde ve İskandinav ülkelerinin kuzey bölgelerinde askeri ve istihbarata yönelik faaliyetler yapmakla suçlamışlardı. İmzalanan belgede,

“Rus liderleri, siyasi amaçlarına ulaşmak için uluslararası hukuk prensiplerini ihlal etmeye ve askeri yöntemleri etkili olarak uygulamaya hazır olduğunu gösterdi” diye açıklama yapmışlardı.

 

Kaygılar başlamıştı

2017 yılında İngiltere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Stuart Peach, Londra’da Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunda bir konuşma yapmış ve Rus donanmasının hem konvansiyonel hem de nükleer denizaltılarını ve gemilerini modernleştirdiğine dikkat çekmiştir.

Rusya’nın küresel iletişim hatlarına ve denizaltından geçen internet kablolarına yönelik tehdit oluşturabileceği, su altı kablolarının kesilmesi veya zarar görmesi durumunda, kıta Avrupası’ndaki ekonominin derhal ve potansiyel olarak felakete yol açacak şekilde darbe alacağı tümceleri konferansta öne çıkmıştır.Policy Exchange adlı düşünce kuruluşunun yayımladığı bir rapora göre, su altı kablo şebekesi 213 bağımsız kablo sisteminden oluşuyor. Kabloların uzunluğu 877 bin 121 kilometreyi buluyor. Küresel iletişimde yüzde 97’yi ve günlük 10 trilyon doları bulan mali işlemler, su altındaki kablolar üzerinden yapılsa da kablolar resmen herhangi bir ülkeye ait olmaması ve uluslararası hukukta güçlü bir korumasının bulunmaması işin hassas yanını oluşturuyor.

Peach, deniz altındaki iletişim hatlarını koruma misyonunun NATO için önemli olduğunu anlamanın gereğini vurgulamış ve su altındaki internet kablolarının ülkeleri ve kıtaları birbirine bağladığını işaret etmiştir. Peach, “iletişim hatlarının korunması, İngiltere ve NATO’nun önceliği olmalıdır” demiştir.

Başka bölgelerdeki kaygılar

Eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı Emekli Amiral James Stavridis de yazdığı raporda, “Dünya ekonomisinin belkemiğini oluşturan gökyüzündeki uydular değil, okyanus tabanından geçen kablolar ve borulardır. NATO, Çin, İran ve Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı denizaltı kablo sistemini savunmaya hazır olmalıdır” demiştir.

Akdeniz’de Çin ve Rus donanmasının müşterek atışlı tatbikatı, NATO’nun bağrına sokulmuş bir hançerdir.

Evet, geçtiğimiz son iki yıldan beri Rus Hava Kuvvetlerinin Baltık ve İskandinav ülkelerinin hava sahalarına girmek suretiyle ihlâller yaptığı raporlara geçmekte ve basına yansımaktaydı. İngiliz Hava Kuvvetleri, önleme ve püskürtme yapmak suretiyle Rus uçaklarını püskürtmüş, ABD ise Rusya’yı ikaz etmek zorunda kalmıştı.

2009’da İsveç ve Finlandiya’nın ortak girişimiyle, NORDEFCO kuruldu. Böylece İsveç, Finlandiya, Norveç ve Danimarka, ortak savunma projeleri geliştirme, istihbarat alışverişi yapma, ortak tatbikatlar düzenleme ve ordularının eş güdümlü hareket edebilme kapasitesini artırmayı hedeflemişlerdir. Burada dikkat çeken husus, NATO üyesi olan Norveç ve Danimarka’nın gelecekte İsveç ve Finlandiya’yı da NATO’ya katmak için bir köprü görevi görebilecek olmalarıdır.

Rusya’nın özellikle Gotland (İsveç) ve Aland (Finlandiya) Adaları’na yönelik sınır ihlalleri ve nükleer saldırı simülasyonları, Rusya’nın sadece Ukrayna’ya saldırmakla kalmayacağını göstermiştir.

Bu nedenle, II. Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş döneminden itibaren herhangi bir ittifakın parçası olmama esasına dayanan güvenlik ve dış politika anlayışını sürdüren, ancak sonunda NATO’ya üyelik için başvuruda bulunan İsveç ve Norveç, Türkiye’nin veto edeceği yönünde görüş belirtmesiyle soğuk duş etkisi yaşamışlardır. Bu durum NATO İttifakı’nın diğer paydaşları arasında da kaygılar uyandırmıştır.

 

Bu kaçış ve birleşmeler nereye kadar?

Dünya yeni ittifak arayışları içindedir. Doğulu-Batılı, NATO’lu veya NATO karşıtı olması pek de önemli değil galiba?  Arap ülkeleri de kendi NATO’larını kurdular nasıl olsa (!). Bu birleşmeler nereye kadar sürecek?  Her birleşme yeni güç arayışı olduğuna göre neye veya kime karşı? Dünyanın yeni bir savaşa tahammülü yoktur. Liderlerin hesaplarını biraz tasarruflu yapmaları gerekir.

Türkiye’nin hangi ittifakta olursa olsun rahatsızlık duyacağı bir gerçektir. Rusya’ya yakın olması Batı’yı, Batı’ya yakın olması Rusya’yı kışkırtacak davranıştır. Türkiye’nin tamamen gözden çıkarılacağı da göz ardı edilmez Batı için…  Türkiye her adımını dengeleri gözeterek atmak zorundadır.

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam