SON DAKİKA
reklam
reklam

17 Haziran BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 17 Haziran 2022, Cuma - 23:16   Okunma Sayısı:

 

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, dünya üzerinde kuraklık ve çölleşmenin etkilerini azaltmayı amaç edinmiş uluslararası bir sözleşmedir. Ben hem bu sözleşmeyi inceledim, hem de Cumhuriyet Arşivi kayıtlarına göz attım.

 

Anlaşma 17 Haziran 1994’te Paris’te kabul edilmiş, 14-15 Ekim 1994 tarihinde kabul edilerek ve 26 Aralık 1996’da yürürlüğe girmiştir. Dünyada her yıl 6 milyon hektar alan çölleşmektedir. FAO (Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre; dünyadaki orman varlığı, yılda yaklaşık 7,3 milyon hektar azalmaktadır.

 

Küresel ısınma, çölleşme ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin daha da arttığı bir süreçte, ormanların değeri ve orman kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, insanlığın geleceği için büyük ehemmiyet arz etmektedir.

 

Çölleşmeyle mücadele konusunda önemli çalışma Birleşmiş Milletler tarafından başlatılmıştır. Bu sözleşmeye taraf olan ülke sayısı 197’dir. Çölleşmeyle mücadele konusunda en önemli çalışma Birleşmiş Milletler tarafından başlatılmıştır. Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ne (UNCCD), 2004 yılı itibarıyla 191 ülke taraf olmuştur

 

Amaçlar 

 

*Küresel ölçekte çölleşmenin durumunu ortaya koymak,

*Ülkeleri çölleşme ile mücadele konusunda çalışmalar yapmaya zorlamak ve yapılan iyi uygulamaları yaygınlaştırmak,

*Çölleşmeden etkilenen ülkelerde sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına katkıda bulunmak, *Çölleşme ile mücadele konusunda işbirliğini geliştirmek ve bu alandaki çalışmaları desteklemek için ulusal ve küresel fonları harekete geçirmek

 

Türkiye sözleşmeye taraf

 

Türkiye Sözleşme’ye 31.08.1998 tarihinden itibaren resmen taraf olmuştur. 12-23 Ekim 2015 yılındaki Konferans (COP 12) Ankara’da düzenlenmiştir. Toplantıya taraf ülke delegasyonları, parlamenterler, iş adamları ve sivil toplum kuruluşları katılmıştır.

Türkiye, Ekim 2015’ten itibaren iki yıllık bir dönem için sürecin başkanlığını devralmış, kuraklık ve çölleşmeyle mücadele konusunda edindiği bilgi birikimini ihtiyaç duyan ülkelerle paylaşmıştır.

 

Bu kapsamda,

***Sözleşme ile küresel ölçekte çölleşmenin durumunu ortaya koymak,

***Ülkeleri çölleşme ile mücadele konusunda çalışmalar yapmaya zorlamak ve yapılan iyi uygulamaları yaygınlaştırmak,

***Çölleşmeden etkilenen ülkelerde sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına katkıda bulunmak,

***Çölleşme ile mücadele konusunda işbirliğini geliştirmek ve bu alandaki çalışmaları desteklemek için ulusal ve küresel fonları harekete geçirmek hedeflenmiştir. Sözleşme öncelikli olarak Afrika’daki çölleşmeye maruz kalan ülkeler için oluşturulmuştur.

 

Sözleşmede daha birçok konu ve madde vardır. Neredeyse akla gelebilecek her şey yazılmış. Buraya söylenecek söz yok. Arşiv kayıtlarına da baktım.

1.Sözleşme tarihinden önce 29 Ağustos-12 Eylül 1977’de Kenya’nın başkenti Nairobi’de gerçekleşecek Birleşmiş Milletler Çevre Programı Çölleşmenin Önlenmesi Konferansı’na hükümeti temsilen Nairobu Büyükelçimiz Özer Fuat Tevs’in başkanlığında bir heyet katılmış...

2. Çevre Bakanı Rıza Akçalı, Afrika’da ciddi kuraklık ve çölleşme yaşayan ülkelerin toplantısına ve sözleşmenin imza törenine katılmak üzere bir heyetle Fransa’ya gitmiş.

3. Çevre Bakanı İmren Aykut Başkanlığında bir heyet toplantıya katılmak üzere Senegal’in başkentine gönderilmiş ve imza yetkisi de verilmiş.

4. 15-26 Kasım 1999 tarihinde Brezilya’nın Recife şehrinde yapılacak toplantıya da Çevre Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Okan Üçer katılmış.

 

Sorular

 

Son yıllarda buzulların erimesi, orman yangınları, suların çekilmesi, kara delik büyümesi gibi devasa olayların çölleşmeye etkileri konusunda neler yapılmıştır? Çölleşmeye betonlaşmanın etkileri ne kadardır?

1.Her katılım Afrika’da çölleşmeyi önlemeyi içermekte... Konu Afrika olmasına rağmen farklı ülkelerde toplantı yapılıyor, yerinde inceleme yapılmıyor. Bu tespitler basında yeteri kadar ilgi gördü mü?

2. Dünyada 24 ülkede uygulanan yağış zenginleştirme çalışmalarının Türkiye’de ilk defa 1990 yılında İstanbul’da İSKİ tarafından uygulandığını biliyoruz. Yapay yağış tekniği bazı Arap ülkelerinde uygulanmıştır. Bizde böyle bir çalışma var mıdır?

 

*  Küresel iklim değişikliği, ekolojik bozulmayı tetikleyebilir mi? Bu konular lise ve üniversite seviyesindeki öğrencilere yansıtıldı mı, konuyu tartışmaları sağlandı mı?

* Yapay bulut tohumlama yöntemini uygulayan ülkelerde ortaya çıkan sonuçlar incelenmiş midir?

*  Ülkemizde uygulamaya geçilmeden önce siyasi ve hukuki araştırmalar yapıldı mı?

*  Maliyet/müessiriyet hesapları yapıldı mı?

 

Ekranlarda sabahtan akşama kadar siyasilerimiz havanda su dövüyorlar. Bu konular kıymetsiz midir de hiç gündeme gelmez?

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam