SON DAKİKA
reklam
reklam

Mehmedim

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 19 Haziran 2022, Pazar - 22:38   Okunma Sayısı:

   Türkiye, bir harekâttan diğerine koşuyor. Devletin üst kademeleri toplantı üstüne toplantılar yapıyor, komuta kademesi sürekli yedek planlar hazırlıyor. Bakanlıklar, olası bir harekâtın hangi yönlerden kendilerini ilgilendireceği, maliyetinin nereye varacağı ve ne gibi önlemler almaları gerektiği konusunda incelemeler yapıyor.

 

Dostlarımızın (!) tavırları

   Mevsimler peş peşe dönüyor, arazi mevsimlerin gereğine göre çeşitli engeller çıkarabiliyor. Silahlı kuvvetlerimiz ağır koşullarda her türlü harekâtı icra edecek şekilde kendisini hazırlıyor.

   Görevlendirilen birlik ve unsurlar, bir yandan devletin namusuna halel gelmemesini, bir yandan da sığınmacıların emniyet, iaşe ve barındırılmasını sağlamak için çırpınırken PKK terörüne karşı kendi yan ve geri emniyetlerini de almak zorunda kalıyor. Bunun en güzel örneği, TSK’nın gece gündüz çaba harcayarak Şırnak’ta yuvalanmış şer odaklarını tek tek temizlemesidir.

 

Elbette zorluklar olacak

   Kişinin değeri zor zamanlarda belli olur. Arkasında birileri bulunmak, varlıklı ve mevki sahibi olmak, köşe başını tutuyor olmak tozpembe hayat yaşayan kişilere nitelik kazandırmaz. Yokluk içindeyken sabrı, bazılarının günah işlediği yerlerde sevap ve ecri tercih edenler olgun insanlardır. Belki bu anlayış veya kültür aileden de kazanılmış olabilir.

   Kılıç darbesinin değil dil darbesinin insanı yaraladığını, ağacın incelikten insanın kabalıktan kırıldığını hepimiz biliyoruz. Görevlerini en iyi şekilde yapacaklarından asla kuşku duyamayacağımız askerlerimiz -ki buna polislerimizi de katıyorum- tabiatın ağır koşullarına aldırmadan iç ve dış tehdidi bertaraf etseler bile bazı kişilerin hoş olmayan söz ve davranışlardan dolayı inciniyor olabilir, acı duyabilirler.

 

Ne gibi gerekçeler?

   Varlıklı olanlar bedelli askerlik yasasının çıkmasını beklerken, bazıları hastalık üreterek askere gitmemek için rapor peşinde koşmakta, bazıları da askere katıldıktan sonra psikolojik vakalar sergileyerek askerlikten uzak kalmayı yeğlemektedir. Hasta olan bir yaşlı ana babanın tarlalarını sürecek çocuğunu askere göndermek istememesi, yüksel tahsil veya master yapmak gibi düşünceyle bir adayın askerliğini erteletmesi bir dereceye kadar kabul edilebilir. Devlet zaten bu konuda çok müşfik düzenlemeler yapmıştır.  

   Güneydoğu Anadolu bölgemizde görev yapan asker ve polislere karşı bazı çirkin sataşma ve saldırılar olmuştu. Milletvekilleri marifetiyle polise tokat atma, görevli subayla “babanın memleketi mi?” diye tartışma, askerleri taşlama şeklinde ortaya çıkan nahoş görüntülere imrenenler olduğunu da görmüştük.

   Şimdi bunlar geride kaldı. Fail durumunda olanlar adalet önünde hesap verdi. Bir daha cesaret edeceklerini de sanmıyorum.

  

Şiddete fren

   Yoksulluk nedeniyle yüksek tahsil yapamamış bir askerimiz muharebe sahasının ağır şartları altında görevini ifa etmeye çalışmaktadır. Kendisine verilen görevi, yeterli tahsili olmaması nedeniyle nazik bir şekilde yerine getirememiş ve muhatabı tarafından kaba davranış olarak algılanmış olabilir.

   Muharebe sahasındaki bir askerin gecede iki kez nöbete kalktığını, belki sabah çorbasını içemediğini, ailesinden mektup veya haber alamadığını düşünmek zorundayız. Hatta yıllık iznine gönderilemediğini veya bir rahatsızlığını tedavi ettiremediğini de düşünebiliriz. Vatan hizmetini yapanların hepimizin çocukları olduğu bilinciyle konuya yaklaşırsak yüksek tansiyonlu sözlerden ve şuursuz çıkışlardan uzak kalmış oluruz.

 

Kahraman Mehmedim!

   Görev yaptığın süre içinde karşına çıkanların kimisi kıt hoşgörülü, kimisi amirinden veya patronundan beklentili, kimisi de paraya tamahlı olabilir. Bu nitelikteki kişiler her yaşta ve her meslekte bulunabilir. Dolayısıyla herkesten senin gösterdiğin tahammül gücünü göstermesini beklememelisin.

   Sen yasalara saygılı ve yüksek değerlere sahipsin. Sana hamle yapan kişinin davranışı senin moralini bozmasın! Askerlere saldırmanın moda olduğu bir dönemden geçtik. Adaletsizliğin diz boyu olduğu memleketimizde bu da olacaktı ve oldu da... Unutma ki, halkımızın ezici çoğunluğu seninledir. Ben de bir emekli subay olarak senin yanındayım yavrum.

   Terhis olduğunda anlatacağın çok şey olacak. Onlar seni yüceltecek, yeni nesilleri askere gitmek için özendirecek… Gurur duy giydiğin üniformayla, umutlan gece derslerinde öğretilen Atatürk ve Cumhuriyet bilgileriyle, sevin milletimizin senin arkanda olmasıyla… Hislerimizi bu şekilde dile getirmekle bu satırlar sana moral kazandırsın. Selam olsun tüm Mehmetlere!

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam