SON DAKİKA
reklam
reklam

Başkomutan (Kitap tanıtımı)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Haziran 2022, Perşembe - 16:46   Okunma Sayısı:

 

“Başkomutan” isimli eser hakkında

 

Jean Jacques Rousseau (1712-1778), “Toplum Sözleşmesi” adlı yapıtında, “İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur” der. Türk milletini de zincire vurmak isteyenler, asırlarca bu senaryoyu sahneye koymuşlar, ama sonuç alamamışlardır.

20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığımız İtalyan, Balkan ve I. Dünya Savaşları, üç yıl süren bir İstiklâl Harbi ile son bulmuştur. Askeri Lise ve Harp Okulu müfredatında gördüğümüz İstiklâl Harbi olaylarının gezilerle gidip yerinde görülmeleri, devrimlerin içerik ve nedenleri başlangıç seviyesindeki bizler için son derece yararlı ve ilgi çekici olmuştur.

 

Bir gerçek var ki, 1919’dan bu yana yaşananları tüm yönleriyle bildiğimizi rahatlıkla söyleyemeyiz. Özellikle birbirinden ayıramayacağımız siyasi, mali ve askeri durumlar, gelir ve giderler, bunların Milli Savunma bütçesine yansıyan miktarları, antlaşmalar gibi hassas konular geniş bir perspektifle ele alınmamıştır.

 

Şimdiye kadar Batı’yı dostlarımızın, Doğu’yu düşmanlarımızın yaşadığı yerler olarak kabul ettik, fakat dost ve düşmanlarımızın rahatlıkla yer ve yön değiştirdiklerini gördük. Tarih yazanlar tarih yapanlara mutlaka sadık kalmaya çalışmışlardır; ancak İstiklâl Harbi tarihimiz tarihi yanlı yazanların, “derin tarih”çilerin ve devrim karşıtlarının yaptıkları yayın ve söylemlerle karalanmaya çalışılmıştır.

 

Küçük Asya felâketinin 100’üncü yıldönümünü yaşadığımız bu yılda E. Tümgeneral Ahmet Yavuz’un geniş araştırmalar sonucu hazırlayıp okuyucularıyla buluşturduğu “Başkomutan” isimli kitabını okudum.

 

Asker olmayan kişilerin, bilhassa askerlik yapmamış gençlerin “Nutuk” dahil resmi yayınları anlamakta güçlük çektiklerini hep gözlemlemişimdir. “Başkomutan” isimli eser, Resmi Askeri Yayınların donuk havasından uzaktadır. Konular tarafsız olarak ele alınmış, yapıt, yerinde inceleme ve çok kaynaktan yararlanma şeklinde vücuda getirilmiştir. Mustafa Kemal ile yola çıkıp sonradan ayrılanların dahi müşterek görüşlerine yer verilerek onun Milli Mücadele’nin önderi olduğunu açıkça beyan ettikleri vurgulanmıştır.

 

Bu zahmetli çalışmanın banisi değerli sınıf ve silah arkadaşım E. Tümgeneral Ahmet Yavuz’u kutlarım. Yayın hayatına giren kitabını bana da göndermek inceliğinde bulunduğu için memnuniyetimi belirtir, sonsuz teşekkürler ederim.

 

Büyük Taarruz

 

“Başkomutan” isimli kitapta Büyük Taarruz’a, Stratejik Taarruz Aşaması başlığı altında geniş yer verilmiştir. 26 Ağustos 1922 günü saat 05.30’da topçunun tahrip ateşiyle başlatılan Büyük Taarruz, 30 Ağustos akşamı büyük bir hüsran ile bitmiştir. 18 Eylül’e kadar da Takip Harekâtı sürmüştür.

 

Bu süre içinde esir düşerek sonucu en acı şekilde yaşayan kişilerden birisi Yunan Kolordu Komutanı General Trikopis’tir. Hatıralarıyla anlatılanları teyit etmiştir. Bu şiir, 1922 yılında Yunan yenilgisini içinde bulunduğu çağa bakmaksızın Yunan generali Trikopis’i anlatıyor olabilir mi?

 

………………………………………

 

Eli atların üzerinde ilerliyordu, düşünceli,

Bir zamanlar soylu bir şevkle…

Sesine itaat eden görkemli savaş atları

Şimdi solgun gözleri ve eğik başlarıyla

Onun kederini yansıtır görünüyorlardı.[1]

 

 

[1] Denis Diderot, “Körler, Sağırlar ve Dilsizler Üzerine Mektup”, İş Bankası Yayınları, I. Baskı, Ocak-2012

İstanbul, s: 113

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam