SON DAKİKA
reklam
reklam

Almanya dayatıyor mu?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Eylül 2017, Perşembe - 09:00   Okunma Sayısı:

Türkiye’nin AB’ye girmesi zor gibi görünüyor. AB’nin lokomotif ülkesi Almanya, son gelişmeler doğrultusunda bu gidişatı teyit edecek nitelikte davranış sergiliyor. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, “mevcut durumda Türkiye’nin AB’ye asla üye olamayacağını, gerekçe olarak kendilerinin Türkiye’yi istememelerini değil Türkiye’nin AB’nin temsil ettiği değerlerden hızlı şekilde uzaklaşmasını gösterebileceklerini” belirtmiştir. 
Almanya’nın iddiaları
Türkiye Almanya’yı 15 Temmuz darbe girişiminin faillerinin ortaya çıkarılması konusunda yeterince destekleyici davranmamakla suçlarken Alman Dışişleri Bakanı Gabriel, Türkiye’yi katılım müzakerelerini ciddiye almamakla suçlamakta ve Alman vatandaşlarının Türkiye’de tutuklu olmasını eleştirmektedir. 
Bu gerginliğin devam ettiği süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak olan genel seçimlerde oy kullanma hakkına sahip Türkiye kökenli seçmenlere “Türkiye düşmanı partilere oy vermeyin” çağrısı yapmıştır. Almanya ise bu çağrıyı egemenliğinin ihlâli olarak kabul etmiş ve sert dille eleştirmiştir. 
Alman başbakanı Merkel ise, “Talebimiz açık, tutuklu tüm Alman vatandaşlarının serbest bırakılmasını” istemiş, “Gümrük Birliği konusunda hükümet olarak Türkiye ile durum değişmedikçe AB Komisyonu’na görüşme yetkisi vereceğimiz sanmıyorum” demiştir.
Almanya’dan sığınma talepleri
Times gazetesi, “Türk elitler Almanya’ya iltica başvurusu yapıyor” başlığıyla verdiği haberde Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından başlayan tutuklamalarda “hapse girmemek için Almanya’dan sığınma talebi isteyen Türk yargı, askeriye ve medya mensuplarının sayısının arttığını“ yazmıştır.
Almanya İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre 2017 Haziran ayında 433 Türk sığınma talebinde bulunurken Temmuz ayında 620 Türk, Almanya’dan iltica talep etmiştir. Geçen yıl iltica isteyen Türklerin sayısı bir önceki yılın üç katına çıkarak 5.742’ye ulaşmışken 2017’nin ilk sekiz ayında iltica başvurusu sayısı üç binden fazla olmuştur. İltica edenlerin arasında 221 diplomat ve 280 kamu personeli olduğu bilgilerine yer verilmiştir.
Essen’deki Türk Çalışmaları ve Entegrasyon Araştırma Merkezi’nden Caner Aver, Almanya’ya yapılan kaçışların “beyin göçü”ne dönüştüğünü belirterek Türklerin Almanya’yı tercih etme sebebini de “ülkede halen üç milyon Türk bulunmasına, Almanya’nın diğer ülkelerden daha kucaklayıcı olması”na bağlıyor. Rakamların yüksek oluşunu
AB Komisyonu Başkanı
AB’nin yürütme organı durumundaki AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, “Türkiye’nin Avrupa’dan dev adımlarla uzaklaştığını, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin sonuna gelinip gelinmediğinden doğacak sonuçtan Türkiye’nin sorumlu olacağını” belirterek “Türkiye’nin AB’yi suçlayan taraf olmasını ümit ettiklerini” belirtmiştir.
İlişkiler böyle devam eder mi?
Alman STK’ları, medya organları ve aşırı sağcı unsurların gösterileri keskin tepki ve tavırlarla doludur. Bunun diğer Avrupa ülkelerine sıçrama ihtimali de mevcuttur.
Ekonomik yönden bakıldığında Türk şirketleriyle ortaklığı olan veya işbirliği yapan Alman firmalarının kazançları ve çıkarları devam ettiği sürece seslerini çıkarmayacakları, kâr-zarar hanesindeki durumun aleyhlerine dönmesi halinde Türkiye’yi protesto ediyor havasıyla ortaklığa veya işbirliğine son verecekleri muhakkaktır.
Almanya, çalıştırdığı Türklere sahip çıkmakla birlikte iş disiplinine uymayan, vasfını yitimiş veya basit suçlara bulaşmış Türkleri de bu yolla Türkiye’ye gönderebilir.
Seçimlere girecek olan Merkel’in partisi kendisini kasisli yollara hızlı girmek zorunda hissetmektedir. Buraya kadar yazılanlar dikkate alındığında Alman hükümetinin Türkiye’ye karşı izlediği siyasetin kısa vadede pek de düzelmeyeceği görülmektedir.
Belgede ayrıca “AB ile Türkiye arasında Gümrük Birliği”nin modernizasyonu için görüşmeler düzenlenmesinin güncel gelişmeler ışığında Türkiye’ye yanlış bir mesaj vereceğine de dikkat çekiliyor.
Esas önemli olan ve bugünlerde çok sözü edilen Alman askerî yardımının ele alınacağı konusudur. Bu konuda Alman hükümetinin AB’ye de baskı yapacağı söyleniyor. Bu baskıya Türkiye’ye yapılan mali yardımın gerektiğinde tamamen kesilip kesilmeyeceği hususu da söz konusudur. 
DW Türkçe, Türkiye’ye ambargo uygulamak için harekete geçen Almanya, Ankara yönetimi ile yürüttüğü savunma projelerini askıya alma kararını bildirirken Bild, iki ülke arasındaki gerilimi daha da tırmandıracak gibi görünen kararla Almanya’nın, Türkiye ile NATO bünyesinde ortak yürütülen savunma projelerini durdurduğunu belirtmektedir.
Sonuç
Almanya, Türkiye’ye karşı örtülü düşmanca tutumlarından vaz geçmelidir. NATO’nun bir müttefiki olan Türkiye’nin istikrarının bozulması veya bölünmeye itilmesi bölgede Rus yayılmasını teşvik edecek ve ekonomik riskler yaratacaktır. 
Böyle bir durumun kendi ekonomileri üzerinde de tahribat yaratacağı kaçınılmazdır. Bölgedeki güç dengelerinde Türkiye’nin “olmazsa olmaz” olduğu artık bilinmelidir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam