Affa uğruyor
Yüce insani değerler ülkemizde son yıllarda büyük tırpan gördü. Ne hikmetse namussuzlar, itler, gayrimeşru iş yapanlar gayet rahat ve toplumun her katmanında kendilerine yer bulabiliyorlar. Alacakları cezalar ertelenebiliyor, genel affa dahil edilebiliyor. Bugün aramızda gezen yüzlerce suçlu hatta cani var. 14-15, belki daha fazla sayıda suç işlemiş, polis yakalayıp mahkemeye çıkardıkça “tutuksuz yargılanmak” üzere salıverilmiş…
Vergisini düzenli ödeyen, her türlü kurala ve yasa maddesine uyanlar, toplumda itibar görmüyorlar. Örneğin, Trafikle ilgili konuyu ele alalım.
Siz aracınızın her türlü vergisini ödüyorsunuz diyelim. Bunları zamanında ödemeyen kişi/ler, polis kontrolünde önce “tam da bugün yaptıracaktım, ama yarın kesin gidiyorum” gibi bir yalanla sıyrılmaya bakıyor veya “idare et abi!” vaziyetine giriyor. Ceza yazılsa süresi içinde ödemiyor, bir de tutanağı polisin gözü önünde yırtıp atıyor. Bir süre sonra bu cezalar affa giriyor.
Adam bulmak
Vapurda giderken yanımdaki gençle konuşuyorum. Aksayan veya eksik gördüğüm hususları ilgililere önerilerimle birlikte yer, zaman, mekân, tlf, adres zikrederek bildirdiğimi anlatıyorum.
---Peki abi, cevap geliyor mu, dönüş oluyor mu sana?
---Düşüncelerini doğru yazar, uygun ve tutarlı öneri sunarsan elbette!
Biz konuşmamıza devam ederken vapurun önce Karaköy’e sonra da Eminönü’ne uğradığını, neden önce Eminönü’ne gitmediğini anlatmaya çalışıyordu. Ben de ona önerilerini haklı gerekçelerle ilgili kuruma yazabileceğini söyledim. Her kurumun iletişim bilgileri içinde mail adresi ve telefonlarının olduğunu, sözlü veya yazılı olarak görüşlerinin iletebileceğini bir kez daha açıkladım.
---Abi sen yazsana, senin kalemin güçlü gibi görünüyor.
Michel de Montaigne 1533-1592) / Denemeler
Yukarıdaki olay bana Fransız vatandaşı Montaigne’nin “Denemeler”inde “Kendi kendisiyle yetinme” başlıklı bölümü hatırlattı. Bakın neler söylüyor.
“Krallar hiçbir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar. Hiçbir kötülük etmezlerse yeterince iyilik etmiş sayılırlar. Bütün istediğim budur onlardan. Nasıl şükrediyorum Tanrı’ya, varımı yoğumu bana aracısız vermiş, beni yalnız kendisine borçlu kılmış olduğu için…
Nasıl yalvarıyorum ona, gece gündüz beni hiçbir zaman kimseye karşı ağır bir minnet altına sokmasın diye! Ne mutlu bir özgürlükle bunca zaman yaşadım. Onunla bitsin ömrüm! Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak…”
“Bütün umudum kendimde”
Bunu başarmak herkesin elindedir. Ölmeyecek kadar yiyeceği olanlar daha kolay başarabilirler elbette. Bir başkasına bağlı yaşamak yürekler acısı ve belâlı bir şeydir.
Bu sözler, 1580 yılında “Denemeler” adı altında kitaplaştırılmış. Yani günümüzden yaklaşık 4,5 asır önce… Demek ki aklını kullanmayan insanlar beş asır sonra yine benzer aptallıkları sergileyebilecekler demektir.
Baştakiler ve Biz
Bu yazımın başlığını yine Montaigne’nin “Denemeler”inden bir bölümden almıştım. İşte o bölümden aldığım sözler:
“Başkalarından aktardığım sözleri kendi söylediklerimi değerlendirecek biçimde seçebilmiş miyim, ona bakılsın. Ben kimi zaman dilimin kimi zaman kafamın yetersizliği yüzünden gereğince söyleyemediğim şeyleri başkalarına söyletirim. Aktardığım sözleri saymam, tartarım.”[1]
[1]Montaigne, “Denemeler”, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul-1999, Baskı-1, s: 226