Ciddi konulara girmeden acınacak halimize biraz gülelim istedim. Olaylar karşısında kendisini kontrol edemeyen ve koşuma girmiş hayvan gibi addeden bir maganda kitlesi var. Yaptıkları yasadışı işlerle övünen veya toplumun değerleriyle zıt düşen bu tiplere her yerde, her sektörde hatta her tahsil seviyesinde rastlamak mümkündür.
*** *** ***
Arkadaş vefasızlığı
İki arkadaş bir olay hakkında konuşuyor:
---Yav, bir sürü arkadaşım var. Hastanede yatanları hep ziyarete gittim. Bu ziyaretlerin günlerce sürenleri de oldu. Salâ bulanlar evine geçince bir telefon açıp da teşekkür etmedi. İki satır mesaj yazmadı.
---Abi, narkozun etkisinden çıkamamış olabilir hâlâ… (Sevgili Suat, kulakların çınlasın!)
*** *** ***
Şişenin vefasızlığı
Yılbaşı akşamı aynı masayı paylaşmak zorunda kaldığımız kişilerle önce tanıştık. Hatır sorma, yeni yıl için iyi dileklerde bulunma ve sağlık temennalarından sonra “bir eğlendik bir eğlendik ki…” diye afra tafra yapan gözleri dönmüş, yanakları kızarmış, dilini kontrol edemeyen kişinin aslında başkalarını eğlendirdiğine şüphe yoktu. Neden mi? 70’lik bir şişe rakıyla güreşmiş, onu bitirdiğini sandığında yenilmişti ona…
*** *** ***
Paraya vefasızlık
Uzattığım kâğıt parayı eliyle tırnaklayan herife sordum:
---Ne yapıyorsun sen böyle?
---Parayı kontrol ediyorum.
Bu işlemden sonra gayet zeki (!) olan adam anlamıştı paranın gerçek olduğunu… Şimdi turistler de aynı hareketi yapıyor, sahte parayı nasıl anlıyorlar merak ediyorum doğrusu… Bu zeki adam gibiler onlara da öğretmiş bu ülkenin onurunu kıracak şeyleri… Üstelik benim gibi ölümden dönmüş bir emekli subayın onuru iki kez kırılıyor. Neden benim ülkem bayrağıyla, Atatürk’e yapılan saygısızlıkla, Cumhuriyet düşmanlığıyla, İstiklâl Harbi’ni hafife almayla yıpratılmak, yabancılara reklam edilmek isteniyor?
Eyy, tahıla dayalı beslenme sisteminin ürünü! Et yiyen kurdun bakışıyla ot yiyen koyunun bakışı aynı mı? Biri proteinle besleniyor cin gibi bakıyor, diğeri ot yediğinden melûl melûl bakıyor. Bu kadar şüpheci veya meraklı isen paramıza zarar vermeyecek şekilde bir makine alıp koysana oraya! O para akşama kadar fırıncın, balıkçının, minibüsçünün, pazarcının elinde dolaşıp duruyor. Herkes aynı işlemi yaparsa o yepyeni para bir haftada yüzüne bakılmayacak hal almaz mı?
*** *** ***
Komutanlara vefasızlık
Güneydoğu Anadolu bölgemizde birtakım gelişmeler oluyor, Avrupalı parlamenterler ülkemize gelip doğrudan Diyarbakır’a giderek görüşmeler yapıyorlardı. Başkentimizin Ankara olduğunu ve önce bu şehre uğramaları gerektiğini söylesek de anlatamıyorduk.
Öncesiyle BDP sonradan HDP milletvekilleri teröristlerle kucaklaştıkları zaman onları “vatan haini” ilan ediyorduk. Hatta Irak’ın kuzeyine geçip bölgesel yönetimin lideriyle görüştüklerinde çok kızıyorduk. Oysa hainler (!) Silivri’de toplanırken biz onlara TBMM çatısının altını lâyık gördük.
*** *** ***
Dile vefasızlık
Sıfatı gayet yüksek olan bir zatın devrim anlamına gelen ve kökeni Arapça olan “İnkılâb” (dilimize geçmiş ve yerleşmiş şekliyle inkılâp) sözcüğünü inkilâb=köpekleşme şeklinde açıklaması “inkisâr-ı hayâl” (hayal kırıklığı) yaratmıştı. Aslında bu sözcükleri bilerek kullanmıştı.
Sonradan daha ayrıntılı bir açıklama yapacağı beklentisindeydim; ama olmadı. Bu mânâyı kastettiğine pek ihtimal vermek istemiyorum. Devrimlerimizle alıp veremediği ne olabilir, diye düşünmüştüm. Cumhuriyet’in üniversitesinden mezun, Cumhuriyet’tin kurumlarından maaş alan, kıyafeti çağdaş olan bir kişinin?
Atatürk Harp Okulu ve Harp Akademisi’nde gayet yüksek bir eğitiminden geçmiş, ataşe olarak Batı ülkelerinde görev yapmış, askeri manevraları izlemesi için yurt dışına gönderilmiş ve resmi gezilere katılmıştır. Osmanlıca yazı tekniğini ve inceliklerini sanırım hepimizden iyi biliyordur, en azından köpekleştirme ile uluslaştırmayı birbirinden ayıracak kadar…
Kıyafette devrim ilk defa II. Mahmut zamanında yapılmış, erkeklerin giydiği uzun etek yerine setre pantolon, sarık yerine fes getirilmiştir. Tanzimat ve Islahat Fermanları da tepeden inme devrim olarak görülmüştür.
Bir kararname ile yabancı kelimeler yerine Türkçe sözcükler kullanılması yayımlanmıştı. Ama gelin görün ki, terör örgütüne müzahir insanlar PKK’yı pikeykey şeklinde telâffuz ederken devletin yetkilileri de YPG’yi Vayyy Pi Ci (!) diye söylemektedir. (Cumhurbaşkanlığı 9.6.2020 tarih ve 2646 sayılı karar)
Bunu da hatırlamakta yarar olacağı gibi “ıtlak-ı lisân” (ağzına geleni söyleme) yerine Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar bir alanda İngilizce’de olduğu gibi ortak Türkçe terminolojinin (diplomaside, siyasette, hukukta) ortaya konmasının, konuşulan Türkçe’nin zenginleştirilmesine çalışılmasının ve yeni kaynaklar bulunmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum.