SON DAKİKA
reklam
reklam

Kurban Bayramı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 18 Temmuz 2022, Pazartesi - 21:49   Okunma Sayısı:

Her Kurban Bayramı’nda içimi bir hüzün kaplar.  O masum çehrelerin sahibi hayvanlar, duygulu bakışlarla hayata tutunmak istercesine sessiz kalırlar. İpini koparıp kaçmaya kalkan, kamyonete bindirilirken düşürülüp ayağı sakat edilen,  kesilen bir hayvanın yanına getirilerek kan kokusuna maruz bırakılan, acemi kesicinin bıçak darbeleri altında çırpınan nice hayvan…

Her bayramda rastladığımız görüntüler bu bayramda da vardı. Kesim için belediyelerin ayırdığı yerlerde kesim yapmayan, elini kolunu bacağını kesen acemiler, kaçıp ana yola çıkan ve kazaya yol açan hayvanlar…

 

Gelelim kesim şekillerine

 

*Ayakları bağlanmış şekilde arka ayaklarından vinçle kaldırıp kesme

*Göz bağını bağlamama,

*Ayaklarını bağlamak yerine ayakla üstüne basma,

*Kesim sırasında kesen zarara uğruyorsa, daha acımasız davranma,

*Çocuklara izlettirme

 

Çekilen azap

  

Eski çağlarda avlanan insanın keçiyi, koyunu, sığırı kalbine ok saplamasıyla hem kanını içtiği hem de etini yediği bilinmektedir. İslamiyet’in doğduğu 7’nci yüzyıldan itibaren hayvanın kesilmesi esası getirilmiştir. Kan içmek, domuz eti yemek, leş yemek, Allah’ın adı anılmadan kesilen şeyleri yemek haram kabul edilmiştir. Kutsal kitabımızın buyrukları ve Peygamberimizin şefkat, hassasiyet ve acı çektirmeme konusunda hadisleri öne çıkmaktadır. Yani bir çağ atlaması söz konusudur.

Günümüzde ise daha insancıl kural ve yöntemlerle bu inanış yerine getirilebilir. Kesilen bir sığırın can vermesi dakikalar sürmektedir. Bu ne acı Allahım! Hayvanın acı çekmediğini savunan kişiler, o kurbanın Allah’a gittiğini bildiği için acı çekmediğini söylüyorlar. O zaman kurban neden çırpınıyor, mezbahadan veya kesim yerinden neden kaçıyor?

Gözü açık şekilde kesim yerine getirilen bir hayvan yüz şekline baktınız mı hiç? Çaresizliğin son durağına geldiğini kabul etmek ne demek? Elinizin tırnak ucundan bir iğneyi sokun bakalım ne kadar acı duyacaksınız? Biraz da siz Allah’a yakın olursunuz.

Kesilen bir hayvan, soluk alıp verdikçe sıcak kanı ciğerlerine de çekebilmekte ve belki de boğularak ölmektedir. Bu konuda da internette araştırma yapabilirsiniz.

Kaçan boğa veya bir başka kurban, Belediyelerin görevli ekiplerince uyuşturucu iğne atılarak sakinleştiriliyor ve hayvan orada kesiliyor. Diyanet bu şekildeki uygulamayı helâl görüyor ve AB kararlarını kabul ediyor. Özellikle mezbahalarda uyuşturma yolunun seçilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Hem dinin gereği yerine getirilir, hem de acı çektirilmez.   

 

AB yasaları

 

Hayvanların bakım, yetiştirme, sağlık ve kesimleriyle ilgili AB yasaları;

*1968 yılında imzaya açılan 65 No.lu “Hayvanların Uluslararası Taşıma Sırasında Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi”,

*1979 yılında imzaya açılan 103 sayılı “Ek Protokol”,

*1976 yılında imzaya açılan 87 No.lu “Yetiştirme Amaçlarıyla Muhafaza Edilen Hayvanların Korunması Hakkında Avrupa Sözleşmesi”,

*1979 yılında imzaya açılan 102 No.lu “Kesim Sırasında Hayvanların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”,

*1986 yılında imzaya açılan 123 No.lu “Deney ve Diğer Bilimsel Amaçlarla Kullanılan Omurgalıların Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”,

*1987 yılında imzaya açılan 125 No.lu “Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”…

 

Bu düzenlemeler, öncelikle hayvanların “hissedebilen” olduğunu kabul etmekte, acı ve eziyet çekmemesinin engellenebilir olmasını temin etmeyi hedeflemektedir. Bu mevzuat hayvanlara bakacak ve nakledecek kişilerin bilgi ve mesleki yeterliliğe sahip olması gerektiğini amirdir.

Bu maddeleri kabul eden devletler, horoz döğüşünden tutun da boğa güreşinde hayvanın sırtına saplanan oklarla kızdırılması ve sonunda matadorun kılıç darbeleriyle can vermesine, ayakta deve kesimine son verilmesine kadar olan vahşet sahnelerine yer vermemeleri gerektiğine inanıyorum.

 

Üzerinde durulan konular ise

 

*Hayvanların tutulduğu yerlerde kullanılacak malzemelerin hayvanlara zarar vermeyecek şekilde seçilmesini, 

*Taşınması ile iştigal edecek nakliyecilerin kayıt altına alınmasını,

*Kesim sırasında hayvanların acı çekmemesi için sersemletilmesini içeren genel kuralların yanı sıra kesildikleri yerlerin fiziksel koşullarından, nakil vasıtalarının özelliklerine kadar geniş yelpazede ayrıntıları içermektedir.

 

T.C. hükümetlerinin bu konuda aldığı kararlar yerindedir. Artık rastgele yerlerde kurban kesilmemekte, hijyen kurallarına dikkat edilmektedir. Daha da sıkı kontrol altına alınması, kurban derilerinin tarikatların, cami yaptırma ve yaşatma derneklerinin kontrolünden çıkarılarak Mehmetçik Vakfı veya THK’na bağışlanmasının sağlanması ekonomimiz açısından da önemli olup teşvik edilmelidir.

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam