SON DAKİKA
reklam
reklam

20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde neler oldu? (2)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Temmuz 2022, Çarşamba - 17:31   Okunma Sayısı:

 

    Türk çıkarma filosu 19 Temmuz sabahı saat 11.30'da Mersin’den Girne’nin batısına doğru hareket etmiş, altı adet boş Türk ticaret gemisinden oluşan sahte çıkarma filosu ise Magosa’ya doğru yol almıştı. 20 Temmuz 1974 günü Türk Silahlı Kuvvetleri uluslararası garanti antlaşmasının 4’üncü maddesine dayanarak;

 

      * Kıbrıs’ta barışı sağlamak,

      *Rum darbecilerin bozduğu anayasal düzeni yeniden kurmak

      *Türk toplumunun can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla sabahın erken saatlerinden itibaren Barış Harekâtı başlatılmıştır.

 

Aldatma taktikleri

 

    Görevlendirilen birlikler, sefer görev yerlerine intikal etmeye başlamışlardı bile. Muharebe destek birlikleri ise Mersin-Taşucu bölgesinde yığınaklanmaya geçmişti.  Deniz ve Hava Kuvvetleri bir yandan savaş hazırlıklarını yürütürken bir yandan da Mersin-Taşucu-Kıbrıs üçgeni ve civarında keşif ve devriye faaliyetlerini sürdürüyordu.

 

    Türk ordusu güneyde Kıbrıs’a karşı hazırlanırken, batıda olası bir Yunan saldırısına karşı önlem alıyordu. Trakya’daki kolordu birlikleri Yunan sınırına hareket etmiş, Batı Anadolu’daki Ege ordusu sefer görev yerine geçmişti. Donanma, Ege ve Akdeniz’e açılmış, bazı sivil gemiler ordu emrine alınmıştı.

 

    Türk heyetinin olumlu bir sonuç elde edemeden Londra’dan dönüşünden sonra Genelkurmay’da yapılan toplantıda hazırlıklar yeniden gözden geçirilmiştir.

 

Harekât

 

    Ordu, daha önce de kararlaştırıldığı gibi 20 Temmuz 1974 Cumartesi sabahı harekâta başlamıştır. Savaşı gerektirecek durumun baş göstermesi nedeniyle Ankara, İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Adana, İçel ve Hatay’da 20 Temmuz sabah saat 07.00’den itibaren bir ay süreyle, Anayasa’nın 12’nci maddesi hükmüne dayanarak sıkıyönetim ilan edilmiştir… Başbakan Ecevit, Kıbrıs Barış Harekâtıyla ilgili olarak;

 

    “Kıbrıs Türkü’nün özgürlüğe kavuşması Türk milletini mutlu kılmıştır. Bir asırlık hasretin bitmiş ve Kıbrıs Türkü bir daha karanlık günlere dönmemek üzere aydınlığa kavuşmuştur” şeklinde açıklama yapmıştır.

 

    Kıbrıs’tan 1967 bunalımı sonrası Yunanistan'a dönen bin civarındaki Yunan subay, astsubay ve eri gizlice Ada’da kalmış ve RMMO (Rum Milli Muhafız Ordusu)’yu eğitmeye devam etmişti. RMMO’nun Ada’daki gücü 19 piyade taburu, 4 komando taburu, 1 mekanize tabur, 1 zırhlı keşif taburu, 6 topçu taburu olmak üzere 20 bin kişilik bir kuvvet civarındaydı.

 

    Bu kuvvetin 20 tankı, 50 zırhlı personel taşıyıcısı, 463 topu, 382 tanksavar silahı vardı. Bu kuvvete 6 saatte hazır hale gelecek 25 taburluk yedek kuvvet de (Home Guard) katabilecek imkân ve kabiliyete sahipti. Bu kuvvetin dışında Lefkoşa’nın güneyinde 950 kişilik Kıbrıs Yunan Alayı bulunmaktaydı.

 

Çatışmaya beş kala

    Siyasi gelişmelerin bir anda alevlenmesi ve diplomatik trafiğin yoğunlaşması, Türk tarafına hazırlıklarını kısa sürede yapmak zorunluluğu getirmiştir. RMMO ise, 1964’ten itibaren Ada’nın savunulmasını gayet detaylı planlamıştır. Kıyılarda her türlü tahkimat, beton koruganlar, gizli sığınaklar, silah yuvaları, setler ve hendekler inşa etmek suretiyle,

 

*Hava indirme, çıkarma ve zırhlı birliklerimizin ilerlemesini engellemek (Bunlardan birisi de

  Türk çıkarma birliklerinin Mersin’den çıkılını takip etmişlerdir.),

*Yol kapamaları yaparak takviye almalarını önlemek,

*Türk kuvvetlerini mahkûm arazi bölgelerine itmek suretiyle imha etmek,

*Çıkarma plajlarında sualtı engelleri inşa etmek için büyük gayret sarf etmişler ve erken uyarı ve ikaz sistemlerini kurmuşlardır.

 

    Yine Başbakan Ecevit, “Kıbrıs’taki I. Harekâtta 57 şehit verdiğimizi, 242 askerimizin kayıp olduğunu ve 600 esir Rum askerinin Mersin’e getirildiğini” ifade etmiştir.

(II. Harekât ile ilgili hususlar 14 Ağustos günü sunulacaktır.)

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam