SON DAKİKA
reklam
reklam

II. Dünya Savaşı’nda Vatikan ve Yahudiler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 26 Temmuz 2022, Salı - 16:38   Okunma Sayısı:

 

II. Dünya Savaşı’nın Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarıyla bitirildiğini biliyoruz. Büyük bir yıkım, insanlar için facia ve korkunç bir yıkım… 6 ve 9 Ağustos günlerini insanlık unutmayacaktır. Unutmayacağı konulardan birisi de Hristiyanlığın abide merkezi Vatikan’ın yaptıkları olacaktır.

 

Vatikan’ın dünkü marifetleri

    Gençliğinde Nazi hayranı, sonra Gençlik Örgütünün üyesi olan ve daha sonra Waffen SS’e katılan Alman Joseph Alois Ratzinger, Engizisyon-Kutsal Ofis’in başına geçerek XVI. Benedictus adıyla Papa olmuştu. Sonraki yıllarda asıl adı Eugenio Pacelli olan 1876 doğumlu İtalyan Papa XII. Pius’a Azizlik yolunu açmış ve imzaladığı kararla XII. Pius’a “Ululuk Ünvanı” da vermişti.

    XII. Pius, 1933 yılında rahipken Adolf Hitler ile ittifak kurmuş, Vatikan’ın Almanya temsilcisi olduğu dönemde Katoliklerin Merkez Partisini kapatmıştır. Böylece Katoliklerin oylarını da alan Hitler, Almanya’da iktidara gelmiştir. XII. Pius, Almanya’da Vatikan büyükelçisi olarak da görev yapmasının ardından 1939 yılında Papa seçilmiş ve II. Dünya Savaşı boyunca tahtta kalmıştır.

    Bu dönemde Vatikan, II. Dünya Savaşı’nda Mussolini ve Hitler’in başta temerküz kamplarına giden Yahudi trenlerini görmezden gelmiş, hatta Vatikan’a dokunmamaları karşılığında Auschwitz-Birkenau kampında ölenler için kınama konuşması bile yapmamıştı.

1939 yılında yapılanlar

    Nazilerle yakınlaşan Vatikan, II. Dünya Savaşı’nda bir kez bile Nazilerin eylemini kınamamış, meydanı boş bulan Naziler de Papalıkla işbirliğine gitmişlerdir. Bu işbirliği içerisinde;

*“Hitler’in Papası” olarak bilinen Pius, kilise ve manastırlara Yahudi sığınmacıların alınmasını yasaklamış, soykırımdan kaçan Yahudileri, Nazilerin eline teslim etmiştir.

*Vatikan, İtalya ve Fransa’da Yahudi çocuklar için özel yurtlar kurmak suretiyle ailelerinden kopardığı Yahudi çocukları daha sonra Almanların ölüm kamplarına göndermiştir.

*İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra yenilen Almanya’dan kaçan Nazilere Vatikan’ın kapılarını açmış, Katolik Kilisesinin yardımıyla Nazi subaylarına yeni kimlikler sağlamıştır.

    XII. Pius, Mussolini ve Hitler’in politikalarını sessizce onaylamak ve Yahudi soykırımına üstü kapalı destek vermekle Yahudilerin tepkisine maruz kalmıştır.

Soykırımı inkâr

    Yahudi soykırımını inkâr eden Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman, II. Dünya Savaşı’nda 6 milyon değil, 900 bin Yahudinin Nazi toplama kamplarında öldürüldüğünü iddia etmiştir. Antisemitizme ve Holokost inkârına karşı hassasiyetiyle tanınan İsrail, konuya böyle yaklaşan bir devleti, 16 Nisan 1992’de Yeni Hırvatistan Devleti’ni bağımsız olarak kabul etmiş, 9 Nisan 1997’de de Hırvatistan ile diplomatik ilişkileri dahi başlatmıştır.

    22 Nisan 1998’de, İsrail’in ilk Zagreb Büyükelçisi Natan Meron, Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman’a itimatnamesini sunmuş hatta ABD’deki Holokost Anma Müzesi’nin açılış törenine bile katılmıştır.

Yine arşivler gündemde

    Yahudiler, Vatikan’dan o döneme ilişkin arşivdeki gizli bilgileri tarihçilere açma çağrısında da bulunmuştur. Vatikan ise, Mayıs 2010’da arşivlerinin bir bölümünü tekrar açtıysa da II. Dünya Savaşı bölümlerini halen kapalı tutmayı yeğlemiştir.

    Ne hikmetse herkes soykırım demeye bayılıyor, gel belgeleri dökelim ortaya dediğinizde kenara çekiliyor. Vatikan’ın da arşiv belgelerini araştırmacıların hizmetine sunmaması bohçasının kabarık olmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Hele Ermenistan ile işbirliğine yönelmişse arşiv konusundan sonuç alınamayacağı kesinleşmiş demektir.

Bazı milletler, hâlâ kavim, aşiret, din ve mezhep odaklı olarak sürekli geçmişe dönük çalıştıkları için geleceğe yön vermekte yetersiz kalabiliyor. İstanbul için beslenen Megali İdea, 1915 olayları için soykırım yakıştırması, Kıbrıs için işgalci gibi Türkiye’ye yüklenen sıfatlar haksız ve yersizdir.

    Sen, Vatikan! Kendi arşivindeki utanılacak belgeleri görmeden 1915 Tehciri’ni ağzına alıyorsun. Haklısın!.. Türk devleti dünyanın hiçbir yöresindeki kirli çamaşırları çıkarmaya tenezzül etmediği için meydan sizin gibilerin. Biz sadece saman alevi gibi parlar, tepkilerimizle senin gibileri dize getirdiğimizi zannederiz. Tarih boyunca böyle gelmiş, böyle gidiyor. Sen diline geleni söylemekten çekinme! 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam