SON DAKİKA
reklam
reklam

Çevremizdeki nükleer tehdide karşı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2022, Perşembe - 22:15   Okunma Sayısı:

Savaş cerrahisi

 

Dünya milletleri, hırslarından kurtulamıyor. Herkesin birbirine karşı üstünlük taslama, egemen olma ve kazanma arzusu olduğu kesin… Devletler, bu hedefe ulaşmak için maliyesini güçlü tutuyor, ordusunu modern silahlar üreterek yeni yöntemlerle muharebeye hazırlıyor. Hasım gördüğü devletlerin sahip olduğu yeni silah sistemlerini ve özelliklerini öğrenmeye çalışarak o silahları etkisiz hale getirecek silah ve mühimmatı üretiyorlar.

 

I.Dünya Savaşı’na kadar kullanılan silahlar genellikle top mermisi, süngü, piyade tüfeği gibi basit silahlardır. Bunların sebep olduğu yanık ve yaralanmalar lokal veya biraz daha geniş alanı kapsar.

 

  1. Dünya Savaşı’ndan itibaren tank, alev makinaları, uçaklar, havan, geri tepmesiz top ve mayın gibi silahlar muharebe sahalarında sıkça görülmüşlerdir. Ne acıdır ki, insanlığın yüz karası yöneticilerin kararlarıyla cani pilotlar tarafından 6 ve 9 Ağustos 1945 tarihlerinde atılan iki atom bombası Japon toplumuna büyük acılar yaşatmıştır. Bu bombaların etkileri yıllarca sürmüş, sakat doğumları, farklı uzuvlarla doğan çocukları günümüze kadar taşımıştır.

 

Kimyasal silah stoku var diye Irak ordusuna karşı çok acımasız davranıldı. Irak topraklarına yapılan her iki harekâtta sağır edici patlamalarıyla ve yakıcı özellikleriyle ağır bombalar kullanıldı. Belki içlerinde radyoaktif maddeler de vardı.

 

Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle uzun menzilli olan ve patlayınca yüksek ısı saçan füzelerle uçak bombaları muharebe sahasında sıkça görülmüştür. Bu füzelerin özellikleri ve yaratacağı etkiler açık kaynaklarda mevcuttur.

 

*Silahlara yeni yapılar kazandırılmasına rağmen, yaralanmanın ağırlık derecesini nasıl etkileyeceği incelenmemekte, buna uygun kaynak, tesis ve yatırımlar üzerinde durulmamakta, tedbir alınmamaktadır.

 

*Harp cerrahisi ağırlıklı olarak yüksek ısı ve yanıklara karşı aşamalı yara bakımını gerektireceğinden yeniden ele alınmalıdır. Savunmada ilk yardım yeri veya taarruzda yaralı toplama noktalarında görev yapacak sıhhiye erleri için yeni eğitim programları gerektiği düşüncesindeyim.

 

*Batı’nın Ukrayna’ya askeri yardım yapmaya devam etmesi halinde Rusya’nın belli oranda nükleer silah kullanacağını açıklaması, civarımızdaki ülkelerden İran’ın dünyayı hiçe sayarak kontrolsüz şekilde uranyum zenginleştirme programlarını sürdürmesi ve İsrail’in elinde nükleer silah bulunması günün birinde kullanılabileceği anlamını da taşır.

 

Bu dönemlerde üretilen silah, mühimmat, mayın ve bombaların yaratacağı etkilerin (bedende daha geniş alanda etki, I. derece yanıklar, uzuv kopması vb) tedavi yöntemleri farklılık gösterecektir. Sahra hastaneleri gibi geçmişte öne çıkmış hastanelere mi ihtiyaç olur yoksa geri bölge içinde belli tesisler mi oluşturulmalıdır?

Sahra hastaneleri hem terörle mücadelede hem de harp halinde zaruridir. Askeri doktorların yeniden kadroya alınarak TSK’ya kazandırılması bir kez daha düşünülmelidir. Bunlarla birlikte;

 

*Tıbbî malzeme ve kitlerin tamamlanması,

*TIR’larda seyyar ameliyathanelere yer verilmesi,

*Eski uçak gövdelerinden yararlanılması, eski vagonların havadan dağ köylerine indirilmesi ve sıhhi tesis olarak kullanılabilir hale getirilerek yanına helikopter pisti, dekovil hattı yapılması,

*Boğaziçi vapurlarından kullanım dışında kalanların Hatay sahillerinde belli noktalara çekilerek ameliyathaneye dönüştürülmesi,

*Büyük harp karargâhları için güçlü yer altı sığınaklarının hazırlanması, da düşüncelerimin arasındadır.

 

1977 Çaldıran-Muradiye depremi, 1996 yılında Erzincan’da bulunduğum yıllarda yaşadığım depremler ürperticiydi. 1998’de emekli olunca ilk yazdığım yazılardan biri deprem öncesi alınması gereken tedbirlerle ilgiliydi. 1999 yılında da Yalova depremini yaşamıştım.

 

Bu yazılarımda telgraf direkleri, telgraf haberleşmesi, radyo yayınları üzerinde çok durmuştum. Ve gördük ki, cep telefonları, sabit telefonlar çalışamaz olmuş, hükümet çaresiz kalmıştı. Onun için basit uygulamaları hafife almayalım, küçük tesisleri hafife almayalım.

 

 

  

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam