SON DAKİKA
reklam
reklam

Yunanistan’ı pompalıyorlar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Ağustos 2022, Çarşamba - 09:40   Okunma Sayısı:

Türkiye, yeni sondaj gemileri aldıkça ve sondaj sahalarını ilan ettikçe Yunanistan, bu düğümü çözecek birini arıyor. ABD’den harp silah ve malzemeleri aldı, ona yeni üsler tahsis etti ve ediyor. AB içinde sürekli ağlama pozisyonunda ve Almanya’nın eşiğini aşındırıyor. Fransa’ya uçak siparişleri veriyor, birlikte Ege ve Akdeniz’de ortak askeri tatbikat düzenliyor.

   Fransa hem Rafale uçak satışı yapmak hem de Girit Adası’ndaki Suda Üssü'nde kendisine yer kapmak gibi bir avantajı yakalamış olmanın mutluluğunu yaşıyor.

   Cumhurbaşkanı Macron, daha önce yaptığı bir açıklamada, "Doğu Akdeniz’de Fransız askeri varlığını geçici olarak güçlendirmeye karar verdim." ifadesini kullanmıştı. Yunan Başbakanı Miçotakis ise, “Emmanuel Macron, Yunanistan’ın gerçek bir dostu ve Avrupa değerleri ile uluslararası hukukun ateşli bir savunucusu” diyerek Macron’u pohpohlamıştı.

 

Fransa faktörü

1914-1918 döneminde Anadolu topraklarına ayak basan işgalci güçler arasında bulunan

Fransa, Güneydoğu Anadolu bölgemize yerleşmiş, Musul petrollerini kuzeyden çevrelemiştir. Daha sonra Akdeniz bölgesinde Kilikya üzerinde Ermenilere bir devlet kurdurma derdine düşmüştür.

   13 Ekim 1918’de İskenderun ve çevresi Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 27 Kasım 1918’de İskenderun sancağı kurulmuştur. Bu gelişmeleri 8 Ağustos 1921’de sancağa bağımsızlık verilmesi ve 12 Eylül 1921’de Bayırbucak nahiyelerinin Lâzkiye’ye bağlanması izlemiştir. 18 Mart 1927’de sancağın Suriye devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi üzerine 23 Nisan 1927’de bağımsız devlet kurulmuşsa da, bu devlet 12 Haziran 1927’de tekrar Suriye’ye bağlanmıştır. Bütün bu gelişmelerde Fransız parmağı vardır.

     I.Dünya Savaşı 1918’de bitince Fransa, 1939 yılına kadar Suriye toprakları ve İskenderun sancağında “manda yönetimi” uygulamış, Hatay toprakları üzerinde sosyo-ekonomik ve siyasi değişikliklere imza atmıştır.

 

Almanya’nın tutumu

     4 Mart 2010 günü Yunanistan, borçlarından kurtulmak için AB’ye müracaat etmişti. AB içinde Yunanistan’ı muhatap alan Almanya ve onun Başbakanı Merkel, Yunanistan’a Ege adalarından bir kısmını satmasını önermişti.

     Aynı Almanya bugün Yunanistan’a destek veriyor. Bu yakınlaşmanın arkasındaki sinsi neden, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de yaratacağı bir hamlenin arkasına geçerek belki doğalgaz çıkarılacak sahalardan bazı bölümlere kendisinin konabileceği ihtimalidir.

 

İsrail faktörü

     İsrail, Türkiye’nin son zamanlarda yayılmacı politika güttüğü hissine kapılmıştır. ABD merkezli Yahudi Ulusal Güvenlik İşleri Enstitüsü (JINSA) tarafından Türkiye’nin Libya’daki etkisine ilişkin hazırlanan raporda, “ABD, Doğu Akdeniz'e donanma yığmalıdır. Raporda ABD’nin Türkiye’deki askeri varlığını Yunanistan ve Kıbrıs'a taşıması ifadesine yer verilmiş ve Türkiye’nin çıkarına olan her türlü ekonomik anlaşmanın iptal edilmesi istenmişti.

   JINSA raporunun “Tavsiyeler” kısmında, Libya ve Doğu Akdeniz sahasıyla ilgili olarak şunlara yer verilmişti: “ABD, İsrail, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs’a açık ve net bir şekilde destek olmalıdır. Hatta bunu bir adım öteye taşıyarak Türkiye’de konuşlu askeri varlıkları için Yunanistan ve Kıbrıs obsiyonlarını ciddi şekilde düşünmelidir.

   Türkiye’nin Libya ve Doğu Akdeniz’deki adımları İsrail, Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs’ın enerji, güvenlik ve faaliyetlerini baskılamaktadır ABD’nin Doğu Akdeniz Özel Temsilcisi de, “Bölgedeki kaynakların Avrupa’ya ulaşmasının ve Avrupa’nın Rusya’ya yönelik enerji bağımlılığının azaltılmasının önündeki en büyük engeldir” demiştir.

 

Diğer tespitler

   Yunan Başbakanı Mitsotakis, Doğu Akdeniz’deki hareketliliğin bir kazaya yol açabileceği temasını işleyerek AB’yi etkileme yolunu tercih etmektedir. 27 üye ülkesiyle AB, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile dayanışma içinde olduğunu göstermekte ve Türkiye’ye itidal çağrısı yapmaktadır.

   ABD ise, “Endişe duyuyoruz”, “Bölgede gerilimin artmasını istemiyoruz”, “Gerilimin düşürülmesinden yanayız”, “Gelişmeleri kaygıyla izliyoruz” gibi diplomatik manevralarla işi geçiştirmektedir.

 

Değerlendirme

   Türkiye’nin iç cephesinde halen ayırımcı, kutuplaştırıcı davranışlar görülebilmektedir. Bu nedenle çekişmelere son verilerek iç cephenin güçlü tutulması gerekir. Ülkemizin Afganistan, Bosna, Somali gibi yerlerde asker ve askeri tesisleri vardır. Ayrıca beş cephede savaş veriyoruz. Uzun yıllara mal olacak bir sürecin içine sürükleniyoruz.

   Silahlanmanın Yunan ekonomisini bitireceği, refah seviyesi yüksek ülkelerin muhtemel bir harbin sıkıntılarına tahammül edemeyeceği açıktır. Almanya, Fransa’nın müdahil olmasını istemez. Zaten AB içinde Almanya’nın en çok sorun yaşadığı AB üyesi Fransa’dır. Bu nedenle Almanya, yeni bir çatlağın oluşmasına izin vermeyecektir. Yunan siyaset adamları bu arkalarında sağlıklı bir destek göremeyince Türkiye ile harbi göze alamayacağı değerlendirilebilir.

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam