19 Mayıs 1919’da başlayan Milli Mücadele’nin başlamasıyla Yunan ordusunun ilerlemesi devam etmekte, topraklarımız adım adım işgal edilmektedir. Sadece bununla kalsa iyi, yurt içinde menfaat uman, kanı bozuk ve düşmana müzahir unsurlar da faaliyetlerini sürdürmektedirler.
İngiltere’nin müdahaleleri
Milli Mücadele sürerken karşımızda yerini alan İngiltere, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Ankara hükümetinin elini kolunu bağlaması için İstanbul hükümetine baskı yapıyordu.
İngiltere, bir yandan Avrupa devletleri içinde kendisine yandaş arıyor, bir yandan da Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde halkı galeyana getirici propagandalar yapıyor, her türlü ayaklanmayı körüklüyordu.
1919 ve 1920 yıllarında ayaklanmalar
11 Mayıs 1919 Ali Batı Olayı
20 Ağustos 1919 Ali Galip Olayı
27 Eylül 1919 Birinci Bozkır Ayaklanması
20 Ekim 1919 İkinci Bozkır Ayaklanması
20 Ekim 1919 Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhinde birinci defa
saldırtılması
26 Ekim 1919 Şeyh Eşref Ayaklanması (Hart Olayı)
16 Şubat 1920 Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhine ikinci defa
saldırtılması
4 Nisan 1920 Ahmet Anzavur’un Gönen’e taarruzu
13 Nisan 1920 Birinci Düzce Ayaklanması
16 Nisan 1920 Çerkez Ethem kuvvetleriyle Ahmet Anzavur kuvvetlerinin
Yahyaköy Çarpışması
19 Nisan 1920 Ahmet Anzavur’un Karabiga’dan İngiliz gemisiyle İstanbul’a
kaçışı
8 Mayıs 1920 Ahmet Anzavur’un Adapazarı ve Geyve Harekâtı
8 Mayıs 1920 İkinci Düzce Ayaklanması
15 Mayıs 1920 Birinci Yozgat Ayaklanması
20 Mayıs 1920 Cemil Çeto Olayı
23 Mayıs 1920 Milli Mücadele kuvvetlerinin Kuvayı İnzibatiye’ye taarruzu
25 Mayıs 1920 Zile Ayaklanması
1 Haziran 1920 Milli Aşireti Olayı
13 Haziran 1920 Yozgat’ın asiler tarafından işgali
14 Haziran 1920 Kuvayı İnzibatiye Tümeninin taarruzu
20 Haziran 1920 Çerkez Ethem kuvvetlerinin Ankara’dan Yozgat’a hareketi
21 Haziran 1920 Çopur Musa (Çivril) Olayı
27 Haziran 1920 Kula Olayı
20 Temmuz 1920 İnegöl Olayı
… Padişah Vahdettin’in sadrazamı Damat Ferit, ilk defa olarak Yunan ordusunun Anadolu’ya çıkışından dokuz gün sonra 24 Mayıs 1919’da bir Fransız muharebe gemisiyle Fransa’ya gitmiş, burada Barış Konseyi karşısında yaptığı konuşmada “Türkiye’nin harbe girişini mazur gösteren beyanları” dile getirmiştir. Türklerin Ermenilere karşı harekâtta “Türk halkının kabahatsiz olduğu”nu anlatmaya çalışmıştır.
Fransa’nın tepkileri
Türkleri sevmeyen Fransız Başbakanı Clemenceau, o gün yaptığı konuşmada Türkleri ağır bir şekilde tahkir etmiş ve konuşmasının bir yerinde,
“Türk’ün girdiği yerde hiçbir ilerleme olmaz. Adaletsizlik, kötü idare ve vahşet her şeye hâkimdir. Türk, bir hükümet kurmak ve onu işletmek gücünden yoksundur. Türk’ün çıktığı yerde ise, kısa zamanda gelişme ve medeniyet hamlesi başlar” demiştir.
Yazılı demeci alan Damat Ferit, bu ağır hakaret karşısında bir reaksiyon gösterememiş ve yüzgeri İstanbul’a dönmüştür.
Bu kadar çatışmayı, bozuk ekonomik düzeni ve siyasette parçalanmışlığı Türkiye’nin daha fazla sürdüremeyeceğini ve büyük emperyalist devlere yem olacağını düşünen İngiltere, 10 Ağustos 1920 günü Sevr Antlaşması’nı masaya koymuştu. (Devam edecek)