SON DAKİKA
reklam
reklam

Terör örgütleri ittifak halinde

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Eylül 2017, Pazartesi - 09:00   Okunma Sayısı:

ASALA, Ermeni terör örgütü
Önce Ermeni ASALA örgütü Türk diplomatik misyonuna ve dış konsolosluklarımıza saldırılarda bulunuyordu. ASALA, FHKC (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, 1967’de kurulmuş Marksist nitelikli bir örgüt)’si ve FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü)’den geniş ölçüde lojistik destek ve eğitim almıştır. 
Lübnan’daki otorite boşluğu, ASALA’nın yeşermesi bakımından önemlidir. El Fetih gibi Filistinli gerillalar, Suriye istihbaratı denetimindeki El-Saika gerillalarıyla birlikte 1970’li yıllarda Kırım’daki Simferepol Rus Askeri Akademisi’nde KGB ve Sovyet askeri istihbarat örgütü GRU tarafından eğitim almışlardır. 
Ermeni terör kampanyası ilk olarak 1975 yılında başlatılmıştır. ASALA temsilcilerinden biri, örgütünün giriştiği ilk eylemin, 1975 yılında Dünya Kiliseler Birliği’nin Ermenileri Amerika’ya göç etmeye teşvik eden Beyrut’taki bir bürosuna yapıldığını söylemiştir. 
22 Ekim 1975’te Viyana’da Türkiye’nin Avusturya Büyükelçisi Danis Tunalıgil’in öldürülmesiyle başlayan öldürme olayları, 24 Ekim 1975’te Türkiye’nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Şener’e saldırılmasıyla devam etmiştir. 
1973-1984 arası Ermeni teröristleri 34 Türk diplomatını ve yakınını katletmiş ve ateş hatları içinde olmaktan başka hiçbir suçu olmayan 300 kişiyi yaralamıştır. Eylemler 1984 yılında sona ermiş; ama yeni bir terör örgütü sahneye çıkmıştır. 
PKK’nın doğuşu
1984 yılı PKK’nın eylemli olarak sahneye çıktığı yıldır. Bu terör örgütü de o yıldan bugüne kadar Güneydoğu Anadolu insanımıza kan kusturuyor, üretim ve sınaî tesislerimize saldırılarda bulunuyordu. Türkiye-Suriye sınırına yakın yerde IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) kurduruldu. Türkiye’de uyuyan terör örgütleri eylem çizgisine çekildi.
On yıldan beri ekonomisini düzeltmeye çalışan ve Batılı gözlemciler tarafından parmakla gösterilen Türkiye, birkaç yıldır Batı’ya, ABD’ye, İsrail’e sert çıkışlar yapmakta hatta deyim yerindeyse posta koymaya kalkışmaktaydı.
Türkiye, NATO İttifakı içinde olduğu halde Libya’ya NATO müdahalesinin yersiz olduğunu belirtiyor, Çin’in ürettiği füze sistemlerine talip oluyor, Irak’ın merkezi yönetimini umursamadan bu devletin kuzeyindeki yerel yönetimle petrol alımı bağlantılarına giriyordu.
Bu böyle gidemezdi. Arap Baharı en uzun süreli etkisini Suriye’de gösterirken Türkiye’ye de bir ders vermek gerekiyordu. PKK’nın Suriye kolu PYD kuruldu örgüt, 1000 TIR’dan fazla askerî malzeme ile desteklendi.
Fırtına öncesi sessizlik 
Bu kadar silah ve cephane daracık bir bölgeye yığılacak ve kan akmayacak… Sizin aklınız kesiyor mu?
Bölünmeye tabi tutulan bir ülkenin bölünen parçaları dama taşı gibi kullanılır. Irak’ın hâli, Kuzey ve Güney Kore’nin durumları, Suriye’nin kuzeyi, dağılan Yugoslavya ve tabii ki, Ukrayna’ya mı Rusya’ya mı ait olduğu tartışılan Kırım yakın tarihin canlı örnekleridir. 
Şimdi fırtına patlamadan önce Türkiye’yi yıpratma kampanyası başlatılmıştır. PKK, PYD, IŞİD ittifak halinde Türkiye’ye karşı eylem birliğine geçmişlerdir. Asker yemeklerinden zehirlenmeler, orman yangınları… 
Her ikisinde de terör örgütlerinin payı olduğuna kesinlikle inanıyorum. Güneydoğu Anadolu ve sınır ötesinde TSK’nın icra ettiği operasyonlarda uğradığı ağır kayıplar nedeniyle terör örgütleri farklı eylem biçimleriyle varlıklarını hissetirmeye çalışmaktadırlar. 
Müttefiklerimizin(!) ajanları, parayla satın aldıkları provokatör ve eylemcileri burada baş rolü oynamakta ve en az riskle en fazla etki yaratacak fiilleri yapmaktadırlar.
Araçlı saldırılar
Terör örgütlerinin kuruluşundan desteklenmesine, eğitiminden lojistiğine kadar arkasında oldukları terör örgütleri, beklentilerine daha fazla karşılık bulamayınca veya kışkırtmaların yoğunlaşmasıyla arka çıkan ülkelere de saldırmaya başlamışlardır.
Özellikle Irak ve Suriye’de görülen bombalı araçları patlatma yöntemi, Avrupa ülkelerinde araçla kalabalığa girerek can alma ve zayiat verdirme şekline dönüşmektedir. Genellikle çalıntı veya kiralık araçların kullanıldığı bu yöntem daha az risklidir. 
Bu şekilde eylemde kullanılan araçlarda çoğunlukla tek kişi bulunmaktadır. Avrupa ülkelerinin emniyet birimleri nasıl tedbir alacaklarını düşünüyorlar. Bu yöntem bizim ülkemizde de tecelli edebilir. Tedbirlerden birisi olarak tek kişinin kullandığı kamyon ve kamyonetlerin sorgulanması gerektiğini, kiralık araçlara özel bir renk kodu, simge veya yazı takılabileceğini düşünüyorum.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam