SON DAKİKA
reklam
reklam

Hayat kütüphanesi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Ağustos 2022, Cumartesi - 12:59   Okunma Sayısı:

 

    Bu yazının sigara içimiyle ilgili bölümünü iki yıl önce yazmıştım. Hem espri olması, hem sigaranın zararlarını vurgulaması ve hem de yoğun siyasi çekişmelerden bizleri uzak tutması için bir kez daha yazıyorum.

 

*                     *                   *

 

    Halk ve belediye otobüsleri benim için birer hayat kütüphanesidir. Birbirine bakan dört kişilik oturma yerinde üç kişi oturuyoruz. Otobüse yeni binen şişmanca bey, tıslaya tıslaya boş koltuğa oturdu. Pembe yanaklarıyla bir biblo gibi sevimli, saçları bembeyaz ve güler yüzlü olan bu bey hepimize selam verdi. Kendi halinde konuşmaya başladı. “Ooff, off! Gocadıh gâri. Yarın göçüp gideceez, çekmesek bari!” Yanındaki orta yaşlı bey, konuşmaya girdi.

 

    ---Kaç yaşındasınız?

    ---Seksene varmak üzereyim.

    ---Maşallah! Hastalık filân var mı?

    ---Yok da ben kalp ameliyatı oldum.

    ---Sigara içki kullandınız mı?

    ---Kendimi bildim bileli cuğara da içtim işki de. Aşşa yuharı bi’ atmış sene var. Çalıştığım yerde bedafaydı, biliyonğu…

 

    Gülüştük. Sonra ben karşımdakine sigara içip içmediğini sordum. İçiyormuş. İçmemesini ve sağlığına zarar verdiğini anlatmaya çalıştım. “Abi sen benim neden içtiğimi biliyor musun?” dedi. Ben de kendime sordum: Bir insan neden sigara içer? Hücrelerin oksijenle beslenmesi gerekirken beyine giden vanaları kapatıyorsun ve karbondioksit pompalıyorsun. Evet, neden hücrelerine bu azabı yaşatıyorsun? Yaşlı bey yine anlatmaya başladı.

 

    ---İçmeyin içmeyin! Benim halimi görün de ders alın! Yoğsam (yoksa) soluğu benim gibi başka yerlerinizden alırsınız. Dohtor bana, içmeseydim 100 yaşına kadar yaşayacağımı söyledi. 

    ---Amca sen de 100 yaşına kadar değil de 90 yaşına kadar yaşamak istediğini ve bunun için günde kaç sigara içebileceğini sorsaydın keşke!

 

*                     *                   *

Yedekçi hakkı

    Boğaz gezileri yaptığınızda akıntı burnu diye tabir edilen yerlerde yalıların dışında kaldırım gibi taş veya betondan yapılma bölümler görürsünüz. Yakınındaki yalılar belki de denize sıfır iken bu noktadaki yalıların arasında kaldırımı andıran böylesi bölümler vardır. Buna yedekçi hakkı denirmiş.

 

   Akıntının güçlü olduğu bu yerlerde akıntıya karşı kürek çekmek zor olduğu için zaman zaman tekneler kıyıya yakın giderler hatta kıyıya halat atarak oradan birkaç kişinin çekmesiyle bu kesimi atlatırlarmış. Hatta bu işten geçimini temin edenler varmış. Bu yedekçi hakkı,  kamuya ait olup yalı sahibi hak iddia edemezmiş. İşte Boğaz sefer ve gezilerinde gördüğümüz ama bilmediğimiz bir ayrıntı daha.

 

*                     *                   *

Tirişin

    Tirişin denilen hayvanat-ı muzırrayı (zararlı hayvanları) havi olmalarından dolayı Memalik-i Şahane’ye ithali memnu (yasak) olan Amerikan jambonlarıyla Amerika’dan gelen domuz etleri ve sucuklarının ne suretle ithali lazım geleceği. (Hariciye, Rüsumat) 

 

*                     *                   *

Yerin üstündeki öküzler

     Eski Darülfünun müderrislerinden Ömer Ferit Kam (1861-1944)’a “Dünya öküzün boynuzlarında mı durur?” diye sormuşlar. Üstad biraz düşünüp öğrencilerine “yazın!” demiş ve şunları söylemiş:

Ne taaccüp ediyorsun buna dünya derler

Duyulan herzelere onda nihayet yoktur

Yerin altında öküz var mı dedi bir meczup

Onu bilmem dedim, fakat üstünde pek çoktur.

*                     *                   *

Zaman değiştirir

Bir devrin kaz’ı bazen başka bir devrin kartalı olur.

İsteriz ki, arı bize daima balını versin ve iğnesini hiç göstermesin.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam