Başka yerlerinden dinlemek
İhtiyar avcı torbasının yanına bağdaş kurdu. Çiftesini kucağına uzattı. İri elâ gözleriyle dik yarın keskin kenarına karşıdaki yağmurla ıslanarak koyu kan rengine giren derin granit uçurumlara baktı, baktı. Sonra bana döndü.
---Anlatayım, dedi, ben şimdi elli yaşımı geçiyorum. O vakitler pek ufaktım. Onu gören kadınları dinledim. Kendisi hiç erkeğe gözükmezdi.
---Niye gözükmezdi? diye sordum.
---Çünkü kızdı!
---Niye kızdı?
Beddua çeşitleri
Kargımak: Birinin Tanrı’nın ve insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefrete uğraması dileğinde bulunmak… Beddua etmek…
Bir eline aldığı pul olsun dökülsün
Bir eline aldığı pul olsun savrulsun
Ekmeğini it, yakasını bit yesin.
Ocağı batasıca, canı çıkasıca. İki eli yana gelesice Gâvur mezarına konasıca…Çam ağacının özü
Yandı kül oldu közü
Dilerim Allah’tan
Kör olsun iki gözü
Cehenneme tıkaç olasın Bir dilim ekmeğe muhtaç olasın. Allah sana uyuz versin
Tırnak vermesin. Kara kara kazanlar Kara yazı yazanlar Cennet yüzü görmesin Aramızı bozanlar Fıkralar
Tekzip edemeyeceğimiz bir yalancılığa karşı hiç şüphe yoktur ki, tebessüm bir çimdik, gülme bir tokattır.
Köylünün biri arkadaşına sormuş;
---Ülen Memet, di ba’yım paşa olsan ni’derdin?
---Ne’dicem, soğanın sade cücüğünü yirdim.
Öteki sormuş:
---Ee, sen di ba’lım, sen olsan n’ederdin?
---Bana idecek bi’şey gomadın ki!...
Fakir köylü
Bir ağa tanıdığı fakir bir köylüye;
--- Sana bir çift kundura vereceğim. Şimdi mi vereyim yoksa dursun mu? diye sormuş. Köylü,
--- Verirsen senin hakkında, vermezsen benim hakkımda hayırlı olur, demiş. Ağa sebebini sorunca;
--- Verirsen sen bir iyilik etmiş olursun. Vermezsen ben minnet altında ezilmemiş olurum, demiş.
Öküzünü kaybeden köylü
Köylünün biri öküzünü kaybetmiş. Aramış taramış bulamamış. Köye yarım saat uzaklıkta bir dağın yamacında çift süren arkadaşı Ahmet’e seslenmiş.
--- Ülen Ahmet! Benim ala öküzü gördün mü?
Ahmet yavaşça iki dudağının arasından “cık” demiş ve çift sürmeye devam etmiş. Ahmet’ten doğru veya yanlış bir cevap alamayan köylü, tekrar bağırmaya başlayınca Ahmet’in kafası kızmış:
--- Ülen! Cık dedik ya duymuyon mu?
Bekrî Mustafa
Bekrî Mustafa’ya bir gün;
--- Şu içtiğin rakılar, ahrette fitil fitil burnundan gelecek, demişler. O da,
---Oh ne âlâ! Kadehe doldur doldur çek! demiş.