SON DAKİKA
reklam
reklam

Güven duygusu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 4 Eylül 2022, Pazar - 14:28   Okunma Sayısı:

 

Kendine güven

Ülkemizde birey güçsüzdür. Böyle olunca da haksızlığa karşı gelemeyip durumu değiştiremeyince tanıdıkların önemi artıyor. Elde etmek istediği bir hususu gerçekleştirmek için kimlerden yararlanması gerektiğini düşünüyor.

 

Semtimde benden de birçok konuda yardım, ilgi veya aracılık yapmamı ister. Örneğin; hastaneye gidecek kişi, benim tanıdığım bir doktor olup olmadığını sorar. Ona telefon etmemi, randevu almamı ve ismini vermemi rica eder. Biz garip bir milletiz. İsteriz ki, birileri elimizden tutsun, birileri bizi sürüklesin… Bunu bir kurtarıcıya bir lidere kadar götürebilirsiniz.

Ben de o kişilerle konuşur, kendisine güven telkin ederim.

 

Arz etmek, lütfetmek, şükranlarını sunmak, maruzat gibi sözcüklerini Türkçe karşılıklarıyla daha anlaşılır şekilde derdini anlatmayı tavsiye ediyor, hatta provasını bile yaptırdığım oluyor. Kendi ayakları üstünde durmak, özgüvenli, girişken ve konuşkan olmak… İşte bizde olmayan nitelikler…

***                                 ***                             ***

Matah bir şey yaptığını zannetmek

Geçtiğimiz hafta bir partinin ilçe mensubu ava çıkmış ve bir tavşan ile bir keklik vurmuş. Bunları motor kaputunun üstüne koymuş ve poz veriyorlardı. Buraya kadar manzara bu şekilde. Şimdi sormak gerekir:

 

Be adam, sen bir tavşan öldürdün. Onun 4 veya 5 yavrusu varsa onların gıdası ne oldu? Tabii ki onlar da 2-3 gün içinde ölmüşlerdir. Şimdi avcılığınla övünebilirsin. Bunun vebalini hiç düşündün mü? O hayvanın âhını aldıysan yandın zaten. Yazıyı okuyanlara da söylüyorum: Siz hiç tavşanın ağladığını gördünüz mü?

 

“Ruhları ham olan insanlar için gözler ve kulaklar kötü tanıklardır. (Herakleitos)

 

***                                 ***                             ***

Ölçüyü kaçırmak

27 Ağustos günü haberlerde bir Türk ile evli olan İngiliz avukat Toma Jasinauskaite Kurtulan, yanlarında çocukları olduğu halde Antalya’nın Manavgat ilçesine tatile geliyor. Kutlamanın ardından otelden ayrılan aile, kısa süre sonra eşyalarını otelde unuttuklarını fark edip geri dönüyor. Otel personeli girişlerine izin vermeyince otelin gece müdürü de olaya müdahil oluyor.

 

Konuşmanın tartışmaya dönüşmesi üzerine müdür kadın avukatı tartaklıyor. Hastaneye gidip rapor alan ve polise müracaat eden İngiliz avukat kadın suç duyurusunda bulunuyor. Avukatın eşi Hadi Kurtulan da ifadesinde otel müdürünün eşini darp ettiğini belirterek, kendisine de hakaret ettiğini belirtiyor.

 

Konuşma özürlü toplum olduğumuzu bir kez daha belirtmek isterim. Ailede karı-koca, okulda veli-öğretmen-öğrenci, zabıta-esnaf, işveren-işçi, hasta yakını-doktor bir meseleyi konuşarak değil vuruşarak çözmeye meyillidir. Burada da aynısını görüyoruz. Buradan şu sonuca varmak mümkün.

 

Turistik tesislere alınacak olan yöneticilerin de psikolojik testlerden geçirilmesi gerekiyor. Her seviyedeki yöneticinin kendisine müracaat edene karşı bir öteleme hissi yaşadığını, küfretmeye ve karşısındakinin üstüne yürümeye eğimli olduğunu görebiliriz. Hele biraz üstüne gidin, görürsünüz işin kaça mal olacağını…

 

Bu adamın hakkında gereken cezanın verileceğinden ve adaletin yerini bulacağından hiç şüphe etmiyorum, ama Baltacı Mehmet Paşa’nın torunu gibi hareket ederek adımızın kötü bir şekilde sınırlarımızın dışına taşınmasına sebep olmasını da hazmedemiyorum.

 

Neden bir kahve ikram ederek sakinleştirmeyi düşünmez?

Yanına bir görevli vererek odaya çıkıp eşyalarını almasını temin etmez?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam