Ege’deyim…
Bilirsiniz Ege’de kıyıya dik uzanır dağlar.
Bu yüzdendir o güzelim koylar.
Denizle öylesine dost ve öylesine kardeşler ki,
Biribirinin koynunda uyuyorlar sanki.
Bakmayın görünüşün kavgayı andırdığına;
Yalnızca sevişiyor onlar
Ve o nedenle hep yerinde duruyor o kayalar, o dalğalar.
Kendi haline bırakın onları yeter,
Görün ki ne kadar uyumlular.
İş öyle değil ama…
İnsan aklı (!) girmiş ya işin içine,
Çoğu yerde delik deşik olmuş dağlar;
Canına okumuş çoğu yerde ormanının maden arayıcılar.
Dağları adeta yutar olmuş binalar.
Bu dağlar ki üzerleri zeytinle kaplı çoğu yerde
Ve zeytinin anası olan “delicelerle”.
Sanki dağların safrası sayıyor onu aç gözlü rantçılar,
Dayamışlar dağların bağrına o hoyrat iş makinalarını,
Hunharca ve vicdansızca onlara kıyıyorlar.
Yani… anlayacağınız…
Ege’de naçar dağlar…
Her gün cangözüyle bakıyorum da gözlerine,
Ağlamaklılar…
Bir onlarda değil ağlayan;
Birlikte ağlıyorlar üzerindeki
Kuşlar, böcekler, tilkiler, yılanlar, çıyanlar, karıncalar…
Biliyorum deniz de dertlidir bundan
Ama şimdilik üzgün değil gibi dağlar kadar.
Asıl kıyım dağlarda şimdilik.
Demeyin “bu da gelir bu da geçer”.
O geçeceği güne kadar başa çok şeyler açar.
Derim ki:
“Her şey zamanında olmalı,
Durulacaksa eğer karşısında bu talanın; bu iş hemen olmalı.
Değilse vakti geçer.
Bilinsin isterim; onca güzelliği yaratan
O dağlar naçar!..