SON DAKİKA
reklam
reklam

Vatandaşlık hakları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2022, Perşembe - 13:38   Okunma Sayısı:

  1915 yılında Doğu Anadolu’da meydana gelen karşılıklı kıyım ve Osmanlı Devleti’nin Ermeni vatandaşlar konusunda aldığı “tehcir” kararının uygulanması büyük acı ve üzüntülere yol açmıştır. Bunun meydana getirdiği zararlar günümüzde dahi bizden çok ve bizim dışımızdaki siyasal platformlarda tartışılmaktadır.

      Olayın nedenleri o güne aitse de bugün tartışılmasının nedenleri çok yönlüdür. Önce bireysel anlamda konuyu ele alalım:  Bu ülkede iç içe yaşadığımız Ermeni vatandaşlarımızla kaçımızın dostluk ve arkadaşlığı vardır? Bu kategoriye devlet adamlarımızı da sokabiliriz. Ermenice’nin basit günlük hitap ve hatır sorma tümcelerini kullanır, önemli günlerini ve dini bayramlarını hatırlar mıyız? Evlenme törenlerine, cenazelerine ve evlerine misafirliğe gider miyiz? Bir kitabedeki yazıları okuyabilir miyiz? Bu güzel davranışların oranı ‘sıfır’a yakın derecede düşüktür.

   Diğer yandan kamusal alanda Ermeni vatandaşlarımızı milletvekili, bürokrat, asker veya hukukçu olarak görmemekteyiz. Bireysel ve kamusal alanda bu kadar birbirinden uzak yaşayan insanların birbirlerini anlamalarının zorluğu işte burada başlıyor. Hem birbirimizi anlamıyoruz hem de başkalarından bizi anlamalarını bekliyoruz. Fransa’nın bize karşı takındığı tavra da bozuluyoruz. 

     Yirmi civarında ülkede “soykırım”ın suç olduğu kabul edilmiştir. Bu sayının nerdeyse üçte ikisi AB ve NATO ülkesidir. Aralarında Türkiye ve Osmanlı Devleti’nin adını zikretmeden 1915 olaylarını “soykırım” olarak değerlendiren bir grup çoğunluğu oluşturmaktadır(Uruguay, Kanada, Fransa, İtalya, Hollanda, Polonya, Venezüela).  

    Bir başka grup (AB Parlamentosu) Türkiye’nin sorumlu tutulamayacağını belirtirken üçüncü gruptakiler (Belçika, İsveç, İsviçre, Almanya, Slovakya, Litvanya) Osmanlı Devleti’ni sorumlu tutmaya çalışmaktadırlar. Ayrıca bu gruptaki İsveç, tek başına hareket ederek  Ermeniler dışında Asuriler, Keldaniler, Süryaniler ve Keldaniler’in de katledildiklerini dile getirmeye çalışmaktadır. 

   NATO’nun yaramaz çocuğu Yunanistan ve yavrusu Kıbrıs Rum Yönetimi, kesinlikle Türkiye’yi suçlarken Rusya, Lübnan ve Şili’nin oluşturduğu grup, olayları 1915-1923 yılları arasına çekmeye çalışarak Türkiye’yi suçlamaktadır. 

   Bir ülke kendi parlamentosunda karar alamaz mı? Alabilir elbette. Tartışılması gereken “soykırım yoktur” diyene yaptırım uygulayan Fransa’nın tutumudur. Sözde “soykırım” olmadığını söyleyenlere hapis ve para cezası getirilmesi bir anda mı ortaya çıktı? Fransız siyaset adamlarının Fransa dışına çeşitli tarihlerde yaptıkları gezilerde verdikleri demeçler hiç mi işaret olarak sayılmadı? Bu demeçlerin etkisini nötrleştirecek ne gibi çalışmalar yapıldı?

      Biz düne kadar çözüm üretemedik. Ortaya çıkan son durum karşısında aldığımız karar ve edimler, 2001 yılında alınanların aynısı. Fransa’nın taraf duruma düştüğünü belirterek Minsk grubu eşbaşkanlığından ayrılması uygundur desek, Minsk grubundaki ülkelerden biri de Türkiye’nin taraf olduğunu söyleyerek ayrılmamızı isterse ne diyeceğiz?

   Bazen Fransız devlet adamları konuyu başka taraflara taşıyan veya tahkir edici demeçler verebiliyor. Ne olursa olsun karşımızdaki kişinin bir ülkenin cumhurbaşkanı olduğunu unutmamalı ve mahalleli ağzını terk etmeliyiz. Dış ülkelerde Türkiye aleyhindeki gösterilerde bayrağımız yakılınca içimiz sızlamıyor mu?

   Dünyayı karşımıza almak gibi bir niyetimiz tabii ki yok… Ancak sürekli aleyhimizde çalışan ABD’deki Ermeni Diasporası ve Fransa’daki Ermeni lobileri, gerçekten Ermenistan’ın hissiyatını mı yansıtıyor, yoksa yönlendirme içinde midirler? Bunu iyi analiz etmeliyiz. AİHM gibi çok önemli ve etkin bir kuruluş varken neden hukuk yollarına başvurmayı düşünmüyoruz? Neden bugünkü değer sistemleri ve ilkelerle kıyaslama yapmıyor ve karşı tarafa cevap vermiyoruz?  

   Tüm bu gelişmelere rağmen Ermenistan ile karşılıklı görüşme isteğimizi sürdürmeli ve işbirliği olanaklarını zorlamalıyız. Nitekim her iki tarafta da bu irade belirmiştir. Dost bildiğimiz İran en sıkıntılı zamanımızda Ermenistan ile stratejik tesislerin inşası için anlaşma yapmaktadır. O zaman “menfaat uman” ülkelerin her zaman var olacağını bilmeli ve işbirliği insiyatifini başkalarına kaptırmamalıyız.

   Haklı olmak, gidenleri geri getirmeyecektir., Sorunun, zaman kaybedilmeksizin çözülmesi gerekiyor. Gelecek kuşaklar açısından büyük önem taşıyan bu konu, zamanın uzaması ve “menfaat uman” katılımcıların artmasıyla içinden çıkılmaz bir hal alıyor hatta husumete dönüşüyor.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam