Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diğer liderlerle aynı karede görünmesi sosyal medyada en çok konuşulan bir fotoğraf oldu. Erdoğan’ın daha önce “üye olabiliriz” dediği ŞİÖ toplantısına katılması, tüm dünyanın antenlerini buraya yöneltmesine sebep olurken Türkiye’nin de gündemini yeniden işgal etmiştir.
Şanghay İşbirliği Örgütü nedir?
ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütüdür. Esas konusu ise güvenliktir. İlk olarak 1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından Şanghay Beşlisi adıyla kurulmuştur. 2001’de Özbekistan’ın da örgüte alınmasıyla adı Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirilmiştir.
2005 yılında Hindistan ve Pakistan, gözlemci olarak örgüte katılmış, 2017 yılında tam üyeliğe geçmişlerdir. Böylece örgütün üye sayısı sekize çıkmıştır. Örgüte üyelik anlaşmasını son zirve sırasında, 15 Eylül 2022’de imzalayan İran’ın Nisan 2023’te tam üye olması beklenmektedir.
Örgütün sekretaryası Çin’in başkenti Pekin’de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent’te bulunmaktadır. Gözlemciler arasında İran, Moğolistan, Afganistan ve Belarus varken diyalog partnerleri Sri Lanka, Türkiye, Kamboçya, Azerbaycan, Ermenistan, Nepal, Mısır ve Katar zikredilmektedir. ABD’nin gözlemci olma talebi 2005’te reddedilmiştir.
Türkiye gibi NATO’dan kopacağına inandıkları bir ülkenin diyalog partneri statüsünden gözlemci statüsüne yükseltilebileceği haberleri basında dahi yer almıştır. Gözlemciler ve diyalog ortaklarının nüfusları da göz önüne alınırsa dünya nüfusunun neredeyse yarısı temsil edildiğinden söz edebiliriz.
ŞİÖ’nün kuruluş nedeni
ŞİÖ, esasen Çin ve Rusya’nın Asya’da güvenlik üzerine işbirliği yapmak amacıyla oluşturdukları bir kuruluştur. Güvenlik endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiyle mücadeledir. Üyeler bu mücadelede birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunmakta, ortak askeri tatbikatlar düzenlemekte, suçluları birbirlerine iade etmektedirler.
Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva, ŞİÖ’yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlamıştır. Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkelere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" şeklinde açıklama yapmıştır.
AB ve ŞİÖ arasında farklılıklar
Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü bir yapı olmasına rağmen ŞİÖ, hükümetler arası bir yapıdır. AB’nin mevzuatında ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcıdır. Bir meclisi, mahkemesi, marşı vardır. Her üye ülke kendi bayrağının yanında AB üyeliğini simgeleyen bir bayrağı vardır. ŞİÖ’de böyle bir ayrıntı söz konusu değildir.
AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabiliyorken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşması yapamamaktadır. Oysa Asya örgütü biraz daha farklıdır. Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan’ın üye olduğu AEB’de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı söz konusudur.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, 2013 yılında Türkiye’nin ŞİÖ’ye değil AEB’ye üye olabileceğini söylemiş, Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye’yi AEB üyeliğine davet etmişti.
Batı’nın bu yakınlaşmaya bakışı
Gelişmeler, Batı açısından belki de endişe vericidir. AB’nin eşiğinde bekletilen, şu fasıl bu fasıl görüşmeleri diye sürüncemeye alınan bir Türkiye’nin rotasında bir değişiklik yapması tabii ki, NATO’nun yapısında da bir sarsıntı yaratacaktır.
1952 yılında NATO’ya giren Türkiye, 70 yıldan beri bu örgütün silah ve teçhizatıyla donatılmış, eğitim sistemi Batı standartlarına göre belirlenmiş, askeri işbirliği teşkilâtını buna göre düzenlemiştir. Ve Türkiye halen NATO üyesi olarak varlığını sürdürmektedir. Hem AB’den hem de NATO’dan bir kopuş yıllar alacak, sancıları hissedilecektir. Devletin bu konuda ince eleyip sık dokuduğu muhakkaktır.
Batı, Türkiye’nin ŞİÖ ile yakınlaşmasını hazmedemez ve kötülük yapmaya kadar tavır gösterecektir. Bu tavırlar askeri, siyasi ve ekonomik anlamda olabilir. Sıkıntılı dönemler yaşayacağımıza eminim.