SON DAKİKA
reklam
reklam

Mektupla bir yanıt

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Eylül 2022, Cuma - 18:44   Okunma Sayısı:

Ludwig von Beethoven’in (16 Aralık 1770 – 26 Mart 1827) küçük bir hayran mektubuna verdiği yanıt:

 

“Gerçek sanatçı kibirlenmez. Başkalarını kendine hayran bıraksa da, dehasını yalnızca uzaktan, yol gösterici bir güneş olarak göründüğü noktaya ulaştıramadığı için üzülür.”

 

1812 yazında, genç ve istekli piyanist adayı Emilie, kahramanına sanatsal dehasına olan hayranlığını ifade etmek için o güzel el işlemeli cep kitabını göndermişti. Bu hareketten etkilenerek 41 yaşındaki Beethoven, üretken, yaşam hakkında basit, ama derin bir teşvik ve tavsiye sözleri sunarak, bir sanatçı olmanın ne anlama geldiğini anlatmıştır.

 

Sanat yapanların sanatının bize ne anlatmak istediğine dair mükemmel küçük bir manifesto sunmuştur. Beethoven Emilie’ye şunları yazmıştı:

 

“Sevgili Emilie’ciğim, sevgili Arkadaşım!

Sanatı sadece pratikte bırakma, ama onu kalbinin içine al; hak ettiği yer budur onun. Yalnızca bilim ve sanat insanı ulûhiyete ulaştırır. Eğer, değerli Emilie’m, herhangi bir vakit bir şeyi öğrenmeyi istersen, bana tereddüt dahi etmeden yaz.

 

Gerçek sanatçı kibirlenmez, ne yazık ki sanatı, sınırları olmayan formda görüyor; amaçtan ne kadar uzakta olduğunu karanlık bir şekilde derinlemesine hissediyor ve başkalarını kendine hayran bıraksa da, sanatçı, dehasının yalnızca uzaktan, yol gösterici bir güneş olarak göründüğü noktaya ulaştıramadığı için üzülür.”

 

Bir anda patlayan öfkesiyle bilinmesine rağmen, birçok kişi bunu sağırlığına bağlamaktadır, Beethoven gerçekten de muazzam hassasiyete sahipti ve bu hassas zamanlarında üstün yetenekli biriydi. Bu, sosyal avantajı olmayan küçük bir kıza eklediği o yumuşak ve insani mektubuna eklediği kısımda da belli olmaktadır:

 

Ben, belki de, sana ve senin insanının yanına gelmeyi, iç yoksulluklarını bu kadar belli eden zengin halkıma tercih ederim. Eğer bir gün senin köyüne gelirsem, sana, senin evine de uğrayacağım.

 

İnsana daha iyi insanlar arasında yer almasına neden olanlardan başka hiçbir mükemmellik tanımıyorum; onları bulduğum yer, evimi bulduğum yerdir. Eğer, kıymetli Emilie, dilersen bana yazmayı, buraya yazdığım adreste olacağım. Beni arkadaşın olarak gör, ailenden bir dost gibi.

 

***                           ***                         ***

 

Teo’ya mektuplar

Vincent Van Gogh 1853’te Hollanda’da doğdu. Dört yıl sonra da kardeşi Teo dünyaya geldi. 20 yaşındayken gezdiği çeşitli müzelerin etkisiyle de ilk çizim deneyimlerini gerçekleştirdi. Çok etkilendiği eserleri gördükten sonra mektubunda şöyle düşündüğünü belirtmiştir:

 

“Ne çok güzellik var sanatta! İnsan gördüğünü aklında tutabilirse, her zaman yapacak, düşünecek bir iş bulur kendine, yalnız kalmaz hiç, gerçekten yalnız sayılmaz.”

Yine de Van Gogh, mektuplarında sık sık yalnızlık çektiğini üstü kapalı olsa da dile getirmektedir. Amcasının kızı olan K’ya olan aşkının bir türlü karşılık bulmaması da yazarı derinden etkilemiştir.

Ona yaklaşmak için elinden geleni yapacağını, kendisini sevene kadar onu sevmeye kararlı olduğunu belirtmiştir. “Zaafım gücüm olsun, başkasına değil, ona bağımlı kalmak istiyorum, elimden gelse de bağımsız olmak istemem ondan.” diye de belirtmiştir. Dickens, Hugo ve Sheakspeare gibi düşünürlerin eserlerini okuduktan sonra resme olan ilgisi artmıştır.

 

Mektuplarında da sık sık bu büyük düşünürlerden söz etmektedir. Brüksel’e taşındıktan sonra manzara resmine olan ilgisi arttı. “Sanat, doğaya eklenmiş insandır. Doğayı, gerçeği, hakikati dile getirmek sanat ama sanatçının doğaya kattığı, ayırıp belirttiği, özgürleştirdiği, aydınlatıp renklendirdiği bir anlam, bir görüş ve bir özellikle dile getirmektir.” Demektedir.

 

Vincent Van Gogh, Paris’te bir galeri yöneticisi olan kardeşi Teo’yla dertleştiği mektuplarında, renk tutkusuyla dolu bir ressamın yaşam savaşına ve yaratıcılık uğruna gösterdiği özverilere tanık oluruz. Van Gogh’un, başta Gauguin olmak üzere, çağdaşı ressamlarla yakın ilişkilerine de ışık tutan Teo’ya Mektuplar, hayatı boyunca şiddetli ruhsal sarsıntılarla boğuşmuş sanatçının daha yumuşak ve coşkulu yönünü ortaya çıkarıyor.

 

***                      ***                       ***

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam