SON DAKİKA
reklam
reklam

Kafkaslar ve Türkiye

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 15 Eylül 2017, Cuma - 10:00   Okunma Sayısı:

Bakü petrolleri
M.S. 13’üncü yüzyıl sonlarında Abşeron Yarımadası’nı gezen Marko Polo “Dünyanın Hikâye Ediliş: Harikalar Kitabı” adlı seyahatnamesinde asfalt zuhurlarından söz ederek Bakü’de gördüğü ve tam olarak tanımlayamadığı “yağ gibi sıvıları” Batı dünyasıyla tanıştırmıştı.
Bakü, Fransız Rotschild ve İsveçli Nobel firmaları sayesinde dünya petrol başkenti olma adayıydı. Her iki firma da Bakü petrollerinin yabancı sermaye davetine 1872’de olumlu yanıt vermişlerdi. Geçmişi 1842’lere kadar uzanan Bakü’deki sondaj faaliyetleri 1873’te ilk modern kuyunun açılmasıyla yeni bir boyut kazanmıştı.
1863’te başlayan rafineri faaliyetleri hızla sürdürülüyordu. Azerbaycan’ın en önemli petrol işadamı H. Z. Tagiev, 1873’te ilk şirketini kurduğunda Bakü’deki rafineri sayısı 20’yi geçmişti. Abşeron Yarımadası’ndaki petrol sahalarını Bakü’ye bağlayan ilk boru hattı da 1877-1878’de inşa edilmişti.
Kafkaslarda kaynama başlıyor
Odun ve kömür katranının nefte dönüşmesi, bu tanışıklığın yaklaşık yedi asır sonra kanlı entrika ve kavgalara sebep olmasını gerektiriyordu. İngiltere, Kafkasya ve Doğu Anadolu’nun öneminin farkında olarak bölgeye nüfuz etmenin yolunu, orada kendileri için çalışabilecek kuvvetler bulundurmakta görmekteydi.  
Savaşın başında yanlarında olan Ermeniler, bu iş için adeta biçilmiş kaftandı. Bu bölgede nüfuz kurmayı düşünen İngilizler, ABD’yi kazanmak için Ermeniler üzerinden propaganda faaliyetlerine girişmişlerdi. 
İngiltere, Anadolu’da Ermenilere katliam yapıldığına dair propaganda yapmak suretiyle ABD’nin buna seyirci kalamayacağını düşünmekte ve ABD’yi kendi tarafına çekmeye çalışmaktaydı. 
Bu nedenle dönemin en etkili gazetelerinden birisi olan “The Times”, Atina mahreçli “Kafkaslarda Türklerin ilerleyişi sonucunda Hristiyanlara karşı uygulanan katliamın genişlediği; Ermenilerin, Rumların ve hatta Amerikalı misyonerlerin öldürüldüğü” ifadelerine yer veriyordu…
Çarpışmalar başladı
Kafkaslarda bir cephe daha açıldı. Almanlar Kafkas petrollerinden yararlanmak için Osmanlı yöneticilerini kışkırttılar ve Rusların üzerine saldırttılar. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nın sonu 1918 yılında Kafkaslardan çekilmiş oldu. 
II. Dünya Savaşı ise daha tehlikeli boyutlarda gelişme gösteriyordu. Hitler orduları Kafkas petrollerine el atmak için sabırsızlanıyordu. Rus güçleriyle çarpışmalarında yenildiler. Sınırlarımızın dibindeki tehlikeden kurtulmuş olduk.
Azerbaycan’a ulaştı
… Emperyalistlerin günümüzden bir asır öncesiyle başlayan Kafkasya’daki çıkarları sinsi bir şekilde devam etmektedir. BBC’nin verdiği bir habere göre; İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesi, Azerbaycan’ı yöneten elitlerin 2012-2014 yılları arasında 2,9 milyar dolar değerinde gizli bir fonu kullandıklarını açıklamıştır.
Gazete paranın, İngiltere merkezli şeffaf olmayan dört şirket aracılığıyla dağıtıldığını belirttikten sonra, amacın Avrupalı siyasetçilere ve gazetecilere para dağıtmak, lobicilik faaliyetlerini yürütmek, lüks ürünleri satın almak ve kara para aklamak olduğunu öne sürmüştür.
Danimarka gazetesi Berlingske ise, Organize Suç ve Rüşvet Kaydı Projesi,  Guardian ve bazı Avrupa gazetelerinin birlikte yürüttüğünü, ‘Azerbaycan Çamaşırhanesi’  adını taşıyan araştırmanın 30 aylık bir veri setini içerdiğini ve fonun büyüklüğünün 2,9 milyar dolardan da fazla olabileceğini kamuoyuna yansıtmıştır.
Ayrıca haberde Danimarka merkezli Danske Bankası’nın ‘kara para akladığını ve yasa dışı faaliyetleri gerçekleştirdiğini kabul ederken’ 2014 yılında kaynağı belli olmayan ödemelerin meydana geldiğini ifade etti.
Azerbaycan ve Rusya’dan gelen paranın İngiliz şirketleri üzerinden dağıtıldığı, Avrupa’nın önde gelen bankalarından Danske’nin Estonya şubesi üzerinden ödemelerin yapıldığı belirtilirken Estonya’daki finansal işlemleri denetleyen kurumun bu şubede gerçekleşen kara para aklama işlemlerinin tespit edilmesinde başarısızlığa uğradığı kaydedilmiştir.
Türkiye’yi unutmamak
Daha önceki yazılarımda Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sonunda Romanya, Kafkas, Mezopotamya ve Suriye petrol sahalarından sökülüp atıldığını yazmıştım. Dikkat ederseniz son yıllarda meydana gelen tüm kıpırdanma ve müdahaleler yine Orta Doğu’da petrol çıkarılan topraklar üzerinde –Venezüella’nın ayrıca incelenmesi gerekir- olmaktadır.
Bu haberleri okuyunca içimden geçmişti, Türkiye’yi nasıl bu işlerle ilişkilendirmiyorlar diye… Araştırmanın devamını internet sitesinde okuyunca pek de hayret etmedim, çünkü Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şirketlere de büyük oranda paranın gönderildiği de iddia ediliyordu.
Ve görüyorsunuz tüm parasal ve kirli işlere Türkiye bulaştırılmak isteniyor. Bu hiçbir zaman bitmeyecek ve bize karşı acımasız hamleler, sinsi planlar hep uygulanacaktır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam