Ülkemizde okumuş insanın pek değeri yoktur. Sakin konuşmakla bir şeyin çözüleceğine inanmayız, zaten sakin olmak da itibar görmez. Bizde bağıranı dinlerler. Elin oğlu 2.500 yıl öncesinde amfiteatrları kurmuş, halkını konuşarak eğitmiş.
Bizler Milât öncesindeki filozofların, bilgelerin isimlerini hatırlarız da Türk düşünürlerinin, edebiyat ve sanat erbabının, tıp ve hekimlik alanında isim yapmış değerleri hatırlamayız. Aslında günümüzde hatırlamak ne kelime, aklımızın kesmediği kişiye saldırmak gibi bir yeteneğe de sahip olduk (!). Öğretmene ve sağlık personeline hakaret etmek, saldırmak moda haline geldi.
***. ***. ***
Hastane bahçesindeyim. Hastalardan yürüyebilen veya dışarı çıkmasında kısıtlama olmayanlar yakınlarıyla oturuyorlar, geziniyorlar. Her yanına yaklaştığıma günaydın ya da geçmiş olsun diyorum. Bir kişi “Ben hasta değilim” dedi. Ben de ona “Hiç olmazsa sen de bana günaydın” deyiver, dedim. Bu kişiyi uzaktan izlemeye aldım.
Yakını olan hastasına kızdığı belliydi. Ona moral vereceği yerde bağırıyordu. Biçareye öfke kusarak gücünü gösteren bu azmanın hasta olmadığı anlaşılıyordu (!). Sen de tadarsın bir gün çaresizliği, karşında medet uman kişinin gözlerindeki hüznü; ama kırdığın kalp seni affeder mi, bilemem…
***. ***. ***
Çalıştığım yerdeki gençleri her iki haftada bir peşime takar, hastane ziyaretlerine götürürdüm. İçine para koydukları zarfları, küçük paketler halindeki çamaşır, havlu ve çorapları yanlarında bulundurmalarını söylerdim. Kimsesi gelmeyen hastaların odasına girince “hatır sorma ve şifa dileme konuşmalarından sonra yanlarında getirdiklerini yastık altına koymalarını sağlardım. Bir gün bu duruma düşmeyeceğimizi kim garanti edebilir? Ziyaretin bitiminde o gencecik çocuklar duydukları huzur ve sevinci anlatırlardı.
***. ***. ***
Çaresizlerin ve ölüm döşeğinde olanların başında çok kaldım. Karşınızda eriyen, her dakika yok oluşa giden insanları izlemek, hayattan ibret almak için yeter de artar bile… Kanuni, ölüm döşeğinde bile bir solukluk ömür istemiş. Bu talep hepimiz için geçerli olsa gerek…
Hele de bu kişi babanız veya anneniz ise çok da acı veren bir yanı var. 13 yıldan beri Alzheimer hastası olan annem uzun bir süredir hastanede yatıyor. Beş gün de yoğun bakımda kaldı.
Çocukluğumda annemle geçen günleri hatırlıyorum. Cumhuriyet’in ilk nesillerinden olan eski toprak o dinç kadın, şimdi hayata tutunmak için amansız bir mücadele veriyor. Varlığımın temeli olan annemin yanında gecelerken bu sıkıntılı durumdan kurtulabilmesi için dualar ediyor ve ona ferahlık ve huzur diliyorum.
***. ***. ***
Gecelerim bu şekilde nöbette geçerken gündüzleri de diş tedavimi aksatmamaya çalışıyorum. Mazeretten öteye nazımı çeker hâle gelen can kardeşim kuleli Askeri Lisesi’nden sınıf arkadaşım Dr. Sayın Serhad Güngör’e şükran borcumu bir teşekkür yazısıyla dile getirmek istedim:
TEŞEKKÜR
Ağız bakımı ve diş tedavim süresince doruk seviyede ilgi ve özen
göstererek iyileşmemi sağlayan;
Dr. Sayın Serhad Güngör’e,
Asistanı Sayın Ayşe Boyacı
ve
Muayenehanedeki diğer idari personele
sonsuz teşekkürlerimi sunar, mesleki yaşamlarında üstün başarılar dilerim.