İran’daki olaylar
İran’da genç bir kız başını İslâmî kurallara uygun şekilde örtmediği için ahlak polisince gözaltına alınmış ve hayatını kaybetmiştir. İran Cumhurbaşkanı sorumluyu bulmuştur: Dış güçler! İktisadi durum çökmeye başlar sorumlu dış güçler, enerji krizi yaşanır sorumlu dış güçler, bir bölgede askeri hareketlilik artar sorumlu dış güçler… Rusya gibi güçlü bir devlet cepheye gönderecek asker bulamayınca kısmi seferberlik ilan eder. Sorumlu Ukrayna.
Bununla ilgili yaşadığımız bir olayı anlatmak isterim: Arazi tatbikatına çıktık. Birlik santralinin adı “Temel” idi. Ast birliklere bağlanmak için Temel-1, Temel-2, Temel-3 gibi kodlamalar yapmıştık. Dışarıdan gelen bir aramada santral operatörü “Buyrun, Temel” diye açılış cevabı veriyordu. Karadenizli askerimiz telefon olan her yerde “Buyrun, Temel” cevabını duyunca,
---Ula bu Temel ne hızlı adam yav. Her yere yetişiyor ve “ben Temel, buyrun” diyor.
Nasıl bir benzerlikse bizim siyasetçiler de hep sorunların kaynağı olarak dış güçleri gösterirler. Ülkemizde de benzer gerekçeleri hep duyarız.
Nedense dış güçler işleri yokmuş gibi hep bizimle uğraşır. Para, faiz, enflasyon, ilaç temini, akaryakıt fiyatı, doğalgaz zammı vb. Dış piyasa ve güçlerin tezgâhları sonucu bir türlü salâha kavuşmaz. Üretici-tüketici, işçi-işveren, çırpıcı-vurguncu birbirleriyle karşı karşıya gelirler.
Gelelim İran’daki kaynamaya
Ne hikmetse İslam dünyası kendisini küçük düşürecek davranışlardan uzak tutamıyor ve Hristiyan ve diğer dinler dünyası karşısında “çatışmacı” olarak görülüyor. İslam kadınının kapanması döverek hatta öldürerek mi sağlanmalıdır. Bu katılık niye?
İranlıya Humeyni döneminin Şah dönemine göre farkını sormuşlar. O da yanıt vermiş:
---Eskiden dışarda içer evde ibadet ederdik. Şimdi dışarda ibadet edip evde içiyoruz.
Arap ülkelerinden gelen kişilerin Türkiye’de gittikleri yerler ve yaptıkları işler hepimiz tarafından bilinmektedir. Bunu saklamaya gerek yok.
Bölgesel sızılar küresel sancılar
Özellikle son yıllarda İran sivrilmiş durumdadır. Nükleer araştırma, nükleer tesisler, uzun menzilli füze yapımları gibi konularda dünyanın antipatisini toplamıştır. ABD’nin ve İsrail’in sıkıştırmaları karşısında Türkiye’ye sırtını dayayarak destek toplamaya çalışmış, vidalar biraz gevşeyince bildiğini okumaktan geri kalmamıştır.
Son olarak Azerbaycan’ın kaybettiği toprakları geri almasından sonra Ermenistan’dan yana tavır koyması ve geçenlerde Azerbaycan’ı karşısına alması dikkat çekicidir. Silahlanma konusunda Türkiye’den güçlü olmak istemektedir.
ABD’nin İran karşıtlığı
İran-Irak Savaşı içinde bir Amerikan firkateyni mayına çarparak batma tehlikesi yaşayınca iki ülke savaşın eşiğine gelmişti. Amerikan donanması İran’ın iki petrol tesisine saldırmış ve altı İran gemisini batırmıştı.
Temmuz 1988’de Hürmüz Boğazı’ndaki USS Vincennes gemisi, Dubai’ye uçmakta olan İran Havayollarına ait –Uçuş 655 olarak bilinen- uçağına “savaş uçağı sandık” bahanesiyle saldırmış ve 290 kişinin ölümüne sebep olmuştu.
ABD, Türkiye’ye karşı bazı tavırlar alsa da, büyük bir pazar yeri olarak gördüğü Türkiye’yi asla kaybetmek istemez. ABD’yi huzursuz kılan, Türkiye’nin İran ile yakınlaşmasıdır. Aslında küresel sebeplenme ve beslenme kaynaklarının giderek daralması ülkeleri yeni ittifak arayışlarına yöneltmektedir. İşte bu durumdur, suni krizleri ve yakınlaşmaları beraberinde getiren…