SON DAKİKA
reklam
reklam

Nereden geldik?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Ekim 2022, Perşembe - 13:47   Okunma Sayısı:

Dereden tepeden atlayarak, koronalı günlerden geçerek, Ukrayna’nın Rus işgaline tanık olarak bugünlere geldik. Her gün sabahtan akşama kadar işyerlerinin sıkıntılarını çekenler kültürel faaliyetlerden, sanatsal etkinliklerden ve edebiyattan nasiplerini alamıyorlar.

 

Yemek paydosuna çıkan insanların bu paydos süresince bile iş konuştuğunu, ne yediğinin farkına varmadığını, kendisini dinlendiremediğini görüyor, hatta iş konularını akşam evine taşıdıklarına bile tanık oluyorduk.

 

Artık iş konularını işyerinde bırakın, evin konularını da işe gelirken yanınızda getirmeyin. Ben sıkıntılı zamanlarımda eşime telefon eder, onun sesiyle yeni bir enerji kazanırım. Akşama kadar telefon elinizde, oyun oynayacağınıza annenize telefon edin, hatır sorun, büyüklerinizi arayın.

 

Kazaya beş kala alınacak önlemler vardır. Bunlardan birisi de bunaldığımızı hissettiğimiz anlarda kısa süreli bulunduğumuz mekânı terk etmek olmalıdır. Bir bardak su içmek, bir şarkıyı mırıldanmak, beş on adım yürümek de sizin karamsar düşüncelerden uzaklaşmanıza sebep olabilir.

 

Hoş olmayan görüntüler

 

Ne yazık ki, günümüzde fiyatlar çok pahalıdır. İki tiyatroya gitmek, üç kitap okumak, bir geziye katılmakla entel olunamayacağı gibi, asgari ücretle bu aktivitelere iştirak etmek de her yiğidi tatmin etmeye yetmemektedir.

 

Çocuklarını müzeye götürmek niyetiyle evden çıkan bir aile, müzenin kapısına geldiğinde giriş fiyatlarını görünce ya vaz geçiyor, ya da bir çocuğunun içeriye girmesine yetebiliyor. Ana babaların üzülmemesi mümkün müdür?

 

Sonuç

 

Ne yapsanız bugünkü şartlarda stresi önlemek zor… Strese sebep olan unsurlardan birinin de yoksulluk olduğunu söylemek mümkündür. Bunların eksiklikleri insan ilişkilerine ve aile fertlerinin birbirleriyle olan ilişkilerine de yansımaktadır.

 

Senede bir defa da olsa “tiyatro günü” vardır. En azından bugün tiyatroya gitmek bile fırsattır ve değerlendirilmesi gerekir.

 

Yeterli gıda alamayan, kitap okuyamayan, tiyatro, müze ve kütüphanelere gidemeyen bir toplum o zaman, “Pembe şapkalı kız”ı, “Bir varmış bir yokmuş”u, “Uyusun da büyüsün”ü okumaya devam edecektir.   

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam