Sevgi birçok anlamı içinde barındırır. Kardeş sevgisi gibi, şefkat; yemek sevgisi gibi, zevk; spor sevgisi gibi, tercih; ya da etkilenme, eğilim, düşkünlük, meyil, hayranlık, tutkunluk, bağlılık, dostluk, ilgi vs. anlamları vardır. Biz burada sevgiyi genel anlamda sorgulayacağız. Her- hangi bir şeyi neden severiz? Sevmek nedir? Sevgi nasıl olur? Bir şeyi sevmek, onun varlığını istemek ne anlama gelir?
Küçük yapı taşlarından bah-
setmişken, büyük yapı taşlarını da unutmamak gerekir. Bireyler aileleri meydana getirir. Ailemizi severek insanın bize yakın kısmında sorumluluk üstleniriz. Hayatı sürdürmek için kendimize yakın kimseleri severiz. Bu hayati bir iştir. Sevgi olmasaydı, birey olmazdı, toplum ol- mazdı, insanlık ve hayat olmazdı. Büyük ailemiz toplum da sevgiyle örülmüştür. İnsanlar birbirini sevmeseydi toplumsal iş bölümü olmazdı. Sevgi sayesinde insanlar bir işte çalışarak diğerlerine yardımcı oluyor, diğerleri de onun ihtiyaçlarını sağlıyor. Bu sayede doğadaki mü- cadelemiz barışçıl bir hale gelebiliyor. Tek başımıza güvenlik, barınma, beslenme ile uğraşmıyoruz; toplum olarak birlik olup iş bölümü yapıyoruz.
Bu yazıyı okuyanların varlık nedeni sevgidir. Anneler- imiz, babalarımız birbirini sevmeseydi var olmazdık. En azından anne veya baba, biri sevmiş olmalı ki hayata gelmemiz için gerekenler yapılsın. Bazen iki taraf da sevmemiş olabiliyor. Sevgisiz birliktelikler de var. Burada da başka bir bakış açısı devreye giriyor. Evrensel sevgi, yani felsefenin asıl ilgi alanı olan genel-geçer sevgi an- layışı. Göreli- günlük sevgi anlayışı yerine var olan her şeyin temelindeki sevgi.
Yaşayan her şey sevgi ürünüdür. Yaşayan derken, can- sız varlıkları dışlamıyoruz. Bu bir dil yetersizliği, aslında her şey canlı ve yaşamakta. En basit kum tanesi bile trilyonlarca atom içeriyor. Atom dediğimiz de, her şeyin yapı taşları olan küçük “canlı”lardır. Atomlar elementlerin küçük birimleridir ve birer sevgi ürünüdürler. Atomun çekirdeğinde proton ve nötronlar bulunurken, çekirdeğin çevresinde elektron bulutu vardır. Bunların farklı sayıdaki birleşimleri elementleri, elementler de bizleri meydana getirir. Atomları da bazı parçacıklar meydana getirir. Kuarklar, leptonlar, bozonlar gibi parçacıklar atomları oluştururken, kendilerinin de bazı parçacıklardan oluş- ması muhtemeldir. Uzun lafın kısası, bizi oluşturan temeller sevgiyle örülmüştür. Sonsuza dek uzanan bir- leşimler zincirinin ürünüyüz. Kuark, bozon, proton, ele- ment, bileşik, doku, organ, insan birbiriyle kaynaşmış yapı taşlarından oluşur. Onlar birbirini sevmese, birlikte olmasa görünürdeki şeyler olmazdı.
Sonsuz sevgi zinciri böylece devam ediyor. İnsan olmak da canlılığın bir parçasıdır. Yediğimiz her şey canlıdır. Diğer canlılar sayesinde yaşıyoruz. Bitkiler sayesinde nefes alıyoruz. Buna karşılık onların soyunu kurutarak kendi sonumuzu da hazırlıyoruz ama bu in- sanın hatalarıyla ilgili bir konu. Neyse ki biz yakın za- manda yok olsak da, canlılık, varlık yoluna devam edecek. İnsanların küçücük bir parçası olduğu Dünya, ve onun da lafı bile edilemeyecek küçüklükte bir parçası olduğu galaksimiz, onun da parçası olduğu milyarlarca galaksiden oluşan evren sürüp gidecek. İnsan sevgi sayesinde edindiği zenginliği kendini yok etmek için har- casa da, bu büyük sevgi zincirinde lafı edilemeyecek küçüklükte bir kayıp olacak.