SON DAKİKA
reklam
reklam

Kazılarda yaşanan acı olaylar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Kasım 2022, Pazar - 22:35   Okunma Sayısı:

Gelibolu’da arkeolojik kazılar

Çanakkale Arkeoloji Müze Müdürlüğünün himayesinde Çanakkale’de ve Gelibolu’da kazılar yapılıyor. Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi’nin Restorasyon, Çevre Düzenleme ve Teşhir-Tanzim Projesi kapsamında 2015 yılından beri Çanakkale Arkeoloji Müzesi denetiminde sürdürülen arkeolojik alan araştırmalarında, kalenin dönemsel gelişiminin yanı sıra Çanakkale Muharebelerine ışık tutabilecek bulgular ortaya çıkmıştı.

 

Restorasyonu yapılan kalede, arşiv fotoğraflarından da faydalanılarak İtilaf güçlerine ait mezarlığın kapsadığı alanda çalışmalar hassasiyetle devam ettirilmekteydi. Mütareke yıllarında oluşturulan 8 Fransız Mezarlığı arasında Seddülbahir Kalesi içindeki Galinier ya da Genel Karargâh Tabyası Mezarlığı bulunmaktadır. 

 

24 Nisan 2022 günü basında çıkan haberlerde mezar alanlarında bir mezar taşının yanında şu ana kadar birinin kimlik bilgileri tespit edilmiş 17 askere ait iskelet parçalarına rastlanmıştır. Bu mezarlarda bulunan haç, yüzük, künye levhası, mezar taşı gibi buluntular, tarihi belge, fotoğraf ve iskeletlerin 1915 tarihinde Çanakkale Muharebeleri sırasında güney cephesinde hayatlarını kaybeden Fransız askerlerine ait olduğunu ortaya koymuştur. 

 

17 Fransız askerinin kemikleri Seddülbahir Kalesi’nde düzenlenen törenle Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir tarafından Fransız heyetine teslim edilmiştir. Bu olayın geçmişi 107 yıl öncesine dayanır. 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın ardından bu mezarların tümü bugünkü Fransız Ulusal Mezarlığı’nın bulunduğu Morto Koyu’na taşınmıştır

Muhtemelen Gelibolu’nun değişik bölgelerinde yapılacak kazılarda da yine benzer materyal ve iskeletler çıkacaktır.

 

Fırat Nehri Havzası’nda kazılar

1920’de Fırat Nehri çevresinde mevzi kazan İngiliz birlikleri kamp yaptıkları alanda tesadüfen bir fresk bulurlar. Bu keşfin ardından başlatılan arkeolojik kazılar, ileride “Suriye Çölü’nün Pompeisi” olarak anılacak olan Dura Europos antik kentini, 17’nci asırdan beri gömülü olduğu kumun altından çıkarılmasına neden olmuştur.

Salt Galata’da gezdiğim sergide,  Barış Doğrusöz, “Sandstorm and the Oblivion” (Kum Fırtınası ve Nisyan) adlı incelemesinde yörenin ilk sakinlerinin “kale” anlamına gelen Dura’nın, Yunanların Europos adını verdiği dili, din ve kültür çeşitliliğine sahip kentin kuşatılmasını, düşüşünü ve gün yüzüne çıkarılmasını anlatmaya çalışıyor.

 

Kazıları, “Yumuşak güç politikalarının bir aracı” olarak niteleyen sanatçı, Fransız ve Amerikalı arkeologların raporları, uydu görüntülerini ve kenti çevreleyen surlar boyunca çekilmiş fotoğraflar eşliğinde bu topraklarda bir zamanlar yaşanmış ve halen sürmekte olan çatışmaların kaydını tutuyor.

 

Sanatçı, Beneath Crowdet Skies (Mahşeri Gökyüzleri Altında) adlı incelemesine de yer vermek isterim. Bilimsel kazı sürecinin devam ettiği yerlerde son on yılda yapılan askeri harekât ve militan yapılanmalar üzerinden kentlerde “Kalede yaşamış, sevmiş, dans etmiş, ticaret yapmış ve savaşmış yerli ve yabancıların, askeri ve sivil yapıların halka açık ve özel mekânların duvar yazılarına başvurmuş... Bilgileri derlerken oluşturduğu döngüsel kurgu ve metne dahil ettiği nakarat ile geçmişten bugüne uzanan bir ihtilâf ve mücadele sarmalı inşa etmiştir.

 

 

Kasabın et derdi

Yukarıda farklı iki ulusun arkeolojik kazıdan elde etmek istediğini anlatmaya çalıştım. Kaldı ki, I. Dünya Savaşı yıllarında Irak’ı işgale kalkışan İngilizler, bugün Amerikalıların yaptıklarını yapmıştır.

 

Bunların bir başka örneği de Fransızların yaptıklarıdır. 1915’te ve 1920-1923 yılları arasında ülkemizde bulunan Fransız askerlerinin top ateşi altında bile kazı yaptıkları, kazılarda 765 mezar yeri tespit ettikleri bilinmektedir.

 

Bu mezarlardan çıkan ve İ.Ö. 7’nci yüzyıldan Roma İmparatorluk dönemine kadar tarihlenen 1500’e yakın buluntunun bir kısmının Paris Louvre müzesinde olduğu, antik Kilia Ovası’nda tahrip edilmiş 1000 kadar eserin de belgelenmeden Amerika’daki Worcester Art Museum’a götürüldüğü belirtilmektedir.

Kararı sizlere bırakıyorum.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam