SON DAKİKA
reklam
reklam

Gelsin sıradaki

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Kasım 2022, Cuma - 20:32   Okunma Sayısı:

Son günlerin Pakistan’ı

 

Pakistan'ın eski Başbakanı İmran Han için 10 Nisan günü Ulusal Meclis’te güven oylaması yapılmış, hükümetinin güvenoyu alamaması üzerine Khan başbakanlık görevinden alınmıştı. 11 Nisan’da ise başbakanlık görevine Şahbaz Şerif seçilmişti.

 

Yüksek Seçim Komisyonu, 21 Ekim’de Khan’a yabancı ülkelerin liderlerinden ve temsilcilerinden aldığı resmi hediyeleri yasa dışı bir şekilde sattığı gerekçesiyle 5 yıl siyasi yasak getirmişti. Pakistan’da seçimlerin gelecek yıl Ekim ayında yapılması planlanıyordu.

 

Pakistan Adalet Hareketi (PTI) lideri Han ve destekçileri 28 Ekim’de Lahor kentinden erken seçim çağrısıyla başkent İslamabad’a doğru yola çıkmıştı. Konvoy nedeniyle 260 kilometrelik yol boyunca çok sayıda güvenlik gücünün konuşlandırılırken, konvoyun 4 Kasım’da İslamabad’a ulaşması ve oturma eylemi yapılması bekleniyordu.

 

Başbakanı İmran Han’ın Pencap eyaletinin Vezirabad bölgesine giderken seçim konvoyuna silahlı saldırı düzenlendi. Yerel basına göre olay bir suikast girişimiydi ve İmran Han bacağından yaralandı.

 

Saldırıyı gerçekleştirdiği düşünülen bir kişinin öldürüldüğü bir kişinin de gözaltına alındığı açıklanıyordu. Olayda partinin üst düzey isimlerinin de aralarında bulunduğu altı kişi yaralanmıştı. İmran Han'ın sağlık durumunun stabil olduğu açıklanmıştı.

 

Pakistan hakkında bilgi

 

Orta Doğu, Orta Asya ve Güney Asya’nın kesişme noktalarında yer alan Pakistan’ın nüfusu 200 yüz milyona yaklaşmıştır. Bu stratejik coğrafyada yer almış olması onu dünya siyasetinin önemli ülkelerinden birisi durumuna getirmiştir.

 

Pakistan nükleer güce sahip sayılı ülkelerden birisidir. Pakistan’ı zaman zaman dünya gündeminin üst sınırlarına çeken olayları;

 

**Kendisi gibi nükleer güç olan Hindistan ile sınır gerilimleri yaşaması,

**Afganistan sınırında süreklilik arz eden çatışmaların devam etmekte olması,

**El-Kaide ve Taliban’ın varlığından rahatsızlık duyması, şeklinde sayabiliriz...

 

Ülkemizde pek de yeterince tanınmayan Pakistan ile aslında tarihi köklere dayanan ilişkiler mevcuttur. Bu bağlar henüz siyasi-ekonomik veya kültürel ilişkilerle yeterince desteklenmemiştir.

 

Kuruluşundan bu yana 65 yıl geçen Pakistan’da 34 yıl askeri yönetim, kuruluşu takip eden ilk 11 yıl ise sivil bürokratik bir teknokrat yönetim hüküm sürmüş, seçim sonucu iş başına gelen hükümetler ise, ancak 20 yıl boyunca iktidarda kalabilmişlerdir.

 

En son olarak 1999 yılında Navaz Şerif hükümetini devirerek iktidarı devralan Pervez Müşerref Pakistan’ın askeri darbeler geleneğinde son halkayı oluşturmuştur. Müşerref yönetimi artan protestolar ve siyasi istikrarsızlık sonucunda 2008 yılında demokrasiye geri dönüş yapmış ve yapılan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Müşerref ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. 18 Ağustos 2018’de İmran Han seçimleri kazanarak yönetime gelmiştir.

  

Gelişimeler

 

Han, kendisine karşı güvensizlik oylaması ve erken seçim isteğiyle Pakistan’da rejim değişikliğine yönelik bariz bir girişim olduğunu ve ABD ile iş birliği içinde planlandığını ve muhalefetin kendisini görevden alma çabası içinde olduğunu belirtmişti.

 

Han, Pakistan’ın ABD’nin Afganistan’da teröre karşı savaşına katılmakla hata yaptığını ve bu savaş sırasında 80 bin vatandaşın öldüğünü anımsatarak, “Biz savaşta değil barışta müttefiklik istiyoruz” demişti. Bu demecin arkasından gaz tedariki, buğday alımı ve siber güvenlikle ilgili teknolojiye duyulan ihtiyaç nedeniyle Rusya’ya gitmişti.

 

8 Mart günü Washington’daki Pakistan Büyükelçisinin ABD’li yetkililerle buluştuğunu ve resmi toplantıda Büyükelçi’ye “tehdit mektubu” verilmiştir. Mektupta, "İmran Han giderse Pakistan affedilecek, aksi halde sonuçları olacak" şeklinde ifadelerin yazılı olduğu aktarılmıştır.

 

Han, “ABD’liler Rusya ziyaretinin İmran Han’ın kendi kararı olduğunu, oysa bu kararın, Dışişleri Bakanlığı, ordu ve üst düzey kurumlar ile görüşülerek alındığı" ifadesini kullanmış ve

“Olay ABD’nin iç politikamıza açık müdahalesidir” demiştir.

  Konunun temelinde yatan

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını kınamayan ve Batı’nın yaptırımlarını desteklemeyen Pakistan Başbakanı İmran Han, dikkat çeken bir açıklamaya imza atmıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya harekât emri verdiği 24 Şubat’ta Kremlin’de Putin’le görüşmüştü.

 Han görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, ABD öncülüğündeki Batı’nın yaptırım baskısını reddetmiş, Dışişleri Bakanı Kureyşi de Çin ile ilişkileri dış politikalarının önceliği olarak tanımlamıştı. Sonuçta ABD, Pakistan yönetimini Çin ve Rusya’dan uzaklaştırmak istemiş ve ayak oyunlarına başlamıştır. “Gelsin yenisi” diyen ABD, karıştırmaya devam ediyor galiba?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam