SON DAKİKA
reklam
reklam

Japonya ve Güney Kore’nin kaderi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 16 Kasım 2022, Çarşamba - 21:43   Okunma Sayısı:

Kuzey Kore dünyayı karşısına almaya devam ediyor. ABD’li istihbarat uzmanlarının verdikleri bilgilere dayanarak çıkan bir haberde, Pyongyang’ın füzelerine yerleştirebileceği kadar küçük nükleer başlıklar ürettiğini yazmıştı.

Fırlattığı füzeler Japon Denizi’ne düşmeye devam ediyor.

 

Gerilimine neden olan gelişmeler

1960’lı yıllardan bu yana Kuzey Kore nükleer silahlara sahip olma hırsını dizginleyememiş ve füze deneme programlarını israrla sürdürmüştür. Her uygulamanın sonunda tespit ettiği noksanlıklarını yeni programında gidermiş ve harp planlarına dahil etmiştir.

Örneğin; havada kalma süresini uzatma, ağırlığı azaltıp menzili uzatma gibi… Yani Kuzey Kore, Hwasong-14 füzesini fırlatmakla Mayıs 2017’de yaptığı denemede 30 dakikada 2 bin 111 kilometre yükseklikte 786 kilometrelik bir mesafe için uçurduğu füzenin uçuş süresine 9 dakika, yüksekliğine 643 kilometre ve mesafesine de 141 kilometre eklemişti. 

Her denemek istediği füzeyi Japon sularına doğru fırlatan Kuzey Kore, Alaska’yı da füze menzili içine alınca Guam Adası’nı vurmak gibi tehditkâr bir pozisyon takınmıştır.  Bu tavır, Kuzey Kore’nin yıllarca sürdürdüğü tehdit, kışkırtma ve savaş taktiklerinin değişik bir versiyonudur.

 

Tırmanan gerilimi aşağıya çekme

Kuzey Kore’nin çatlak (!) lideri, füze denemeleri yanında demeçleriyle de ABD ve müttefiklerini kızdırmaktadır. Karşılıklı demeç savaşı ABD, Güney Kore ve Japonya’nın harp gemilerinin katılımıyla zaman zaman gövde gösterisine dönüşmektedir. Önceki ABD Başkanı Trump, bölgeye uçak gemisi bile göndermişti.

Güney Kore ise, gerilimi düşürmesi için komşusu Kuzey Kore’ye zaman zaman el uzatmakta, görüşme teklifleri sunmaktadır. Hatta iki ülkenin dışişleri bakanları Filipinler’deki ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) toplantısında biraraya gelmiş olsa da Kuzey Kore, Güney’in müzakere teklifini “samimiyetsiz” bulduğunu belirtmişti. 

Pyongyang’ın en yakın müttefiki Çin’in Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Kuzey’in, Güney Kore’nin teklifini tamamen reddetmediğini” söylemekle yetinmişti. Bu durumda Çin’in Kuzey Kore’ye göstereceği tepkinin sözlü kınamadan öteye geçemeyeceğini ve yapabileceği en uygun girişimin ise taraflara “itidalli davranmaları” çağrısı olacağını söylemek yerinde olacaktır.

 

Barışa yönelik söz ve eylemlere rağmen

Uzun menzilli füze denemelerine karşılık ABD topraklarının hedef alınması yine önceki Başkan Trump’ı çıldırtmış ve Kuzey Kore’nin ABD’yi tehditlerinin sürmesi halinde “…dünyanın daha önce görmediği bir ateş ve öfkeyle karşılık verileceği…” tehdidini savurmasına neden olmuştu.

Füze programını pervasızca sürdüren Kuzey Kore’ye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) de yeni yaptırımlar uygulama kararı almış, Pyongyang ise kararı kınamıştı.

 

Yapılması muhtemel faaliyetler

  1. Dünya Savaşı, 6 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye ve 9 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atom bombalarının atılmasıyla sona ermişti. On binlerce insan, kilometrelerce geniş bir alan, etkileri yıllarca hissedilen ağır bir hasar…

Her iki Kore’nin bulunduğu kara parçası küçük bir yarımadadır. Atılacak şu kadar kilotonluk atom bombasının etkileri pek tabiidir ki, Yarımada’nın dışına taşacak, rüzgârların sürükleyeceği partiküller Rusya, Çin, Japonya başta olmak üzere oldukça geniş bir alana yayılacaktır.  

Kuzey Kore’nin yüzölçümü 120.538 km2, nüfusu 22 milyon; Güney Kore’nin yüzölçümü ise 99.173 km2’ nüfusu 43 milyon kadardır. Her iki ülkenin yüzölçümleri ve nüfusları ele alındığında (yaklaşık 220.000 km2 ve 5 milyon nüfus)  kilometrekareye 300 civarında kişinin düştüğünü görebiliyoruz. Her iki ülkenin başkentleri bu yoğunluğun çok çok üzerinde insan barındırır.

 

Sonuç olarak

Geniş bir alanda büyük can kaybı ve ağır hasara yol açacağı kaçınılmaz olan nükleer silah kullanımının etkilerini göze almak pek kolay değildir. Geçmişte 77 yıl öncesiyle acı bir olay vardır ve iki kez yaşanmıştır.

Her ne kadar olay sadece Alaska veya Guam Adaları adı altında Amerikan topraklarında geçecek ise de, Çin ve Rusya gibi ülkelerin kendilerinin hiçe sayılmasına tepki gösterecekleri kesindir. Japonya, nükleer acıyı derinden yaşamış bir ülkedir.

Ayrıca her iki Kore ile ticarî bağlantı içinde olan Avrupa ülkeleri vardır. Menfaatlerine halel gelmesini istemezler. Konunun İran gibi sürüncemede kalacağı düşünülebilir ve çatışma çıkmadan bir ara yol bulunacağı değerlendirilebilir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam