SON DAKİKA
reklam
reklam

Terörün acımasızlığı teröristin ikiyüzlülüğü

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Kasım 2022, Salı - 10:57   Okunma Sayısı:

Bir baba-kız, bir anne-kız ve çocuklarını evde bırakan genç anne-baba şehit oldular. Belki yaralılardan hayatını kaybedenler de olacak daha… Her birisinin hayalleri vardı. Sınavlarını başarıyla tamamladığını söyleyen kızcağız, bu ülkenin kalkınmasına ve ailesinin rahatlamasına katkıda bulunacaktı.

 

Birbirinden ayrılmayan anne ve kızı haftanın yorgunluğunu Beyoğlu’nda gezerek atacak, belki de biraz alışveriş yapacaklardı. Çocuklarını evde bırakan genç anne baba ise biraz nefes almak için Beyoğlu’na çıkmışlardı.

 

Acımasız terör dişlerini gösteriyor

Oysa onları bekleyen bir akıbet vardı. Acımasız terörün yandaşları her zamanki gibi kana susamış ve pusuya yatmışlardı… Çevremizdeki ülkelerden kontrollü veya kontrolsüz şekilde ülkemize girenler arasında caniler de vardı.

 

Orman alanlarını, petrol istasyonlarını, petrol boru hatlarını ve havalimanlarını eylem alanı olarak seçiyor, ancak fırsat bulamadıkları için eyleme geçemiyorlardı. Çöp bidonlarına bomba koyma ve kitlelerin çok olduğu yerlerde patlayıcı kullanma tercih ettikleri usül ve yerlerdi. Teröristler ise iz’ansız ve vicdansızdı. Onlar için başka insanların, ormanda yanan ağaç ve hayvanların hiç önemi yoktu.

 

Teröristlerin seçilmesi

Türkiye 1984 yılından beri bu eylemlere yabancı değildi ve canı çok yanmıştı. Terör örgütlerinin nasıl çalıştığı malumdu. Dağa kaldırılan yoksul ailelerin çocuklarının ellerine silah verilerek katil durumuna getirilmesi, kız çocuklarının kirli emellere alet edilmesi, ailelerinin tehdit ve şantaja maruz bırakılması örgütün temel prensipleri idi.

 

Bu işleri yapabilmek için para, muhabere gereçleri, araç, yakıt, mayın ve barınma yerleri gerekiyordu. Tabii ki bunlar büyük maliyetlere dayanıyordu. Türkiye üzerinde emelleri olan ülkelerin istihbarat örgütleri bu ihtiyaçları karşılamaya hazırdı.

 

Önemli olan merhale ise militan temini ve yetiştirilmesi oluyordu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizdeki fakir ailelerin çocukları seçiliyor, eylemi gerçekleştirdikten sonra yurt dışına kaçırılıyordu. Terör örgütü, terörle mücadele eden güvenlik güçlerini küçük düşürecek, suçlayacak ve yanlış algılara sebep olacak yayınlar yapmak suretiyle yandaşlarına destek veriyor, Batı basın ve yayın organlarından da destek görüyordu.

 

Bugüne gelirsek; Güneydoğu Anadolu sınırlarının dibinde yuvalanan terör örgütlerinin eleman bulması gittikçe zorlaşmış, yetişmiş elman sayısı minimum noktaya düşmüştür. Birbirleriyle işbirliği de yapan bu örgütler, Suriye’den Türkiye’ye geçiş yapan grupların arasına kendi elemanlarını sızdırmak suretiyle ses getirecek bir eylemi planlamış ve uygulamıştır.

  

Taşlar eski yerine

Eski sözdür; “Her şey aslına rücu eder” derler. Türkiye şimdiye kadar terör örgütleriyle, iktisadi dar boğazlarla ve siyasi çalkantılarla mücadele etmiştir… İktidarlar dışarıdaki gelişmeleri bazen süzememiş, bazen de tartamamışlardır.

 

Zaman olmuş terör örgütünün uzantıları devlete posta koymaya kalkmış, zaman olmuş sınırımızın dibindeki aşiret ağaları Türkiye’ye parmak sallamışlardır. AB ülkelerinin dost (!) liderleri Türkiye’yi tenkit ederken ABD’nin başkanları terör örgütlerine destek vermeye devam etmişlerdir.

 

Aleyhimizde alına mahkeme kararları ve uyduruk siyasi davalar Türkiye’nin kan kaybına neden olurken, yerli ve yabancı İnsan Hakları Dernekleri, Avrupa Parlamentosu ve kredi kuruluşları Türkiye’ye hücum etmişlerdir…

 

Terörist kızın resmini görünce gariban bir ailenin çocuğu olduğu anlaşılıyor. İnsan onu sokakta dilenirken görse acır ve yardım yapar. Gelin görün ki, yaptığı insanlık dışı acımasız terör eylemiyle de ne kadar ikiyüzlü olduğunu göstermiş oluyor.

 

Sınırlarımızın hemen ötesinde kahraman Mehmetçiğimiz bu ikiyüzlülere karşı mücadele ederken hayatlarını seve seve feda etmekten çekinmemekte, ama haksız ithamlara da maruz kalmaktadır. Bu suçlamalar onları hiçbir zaman yıldırmamış ve yıldırmayacaktır. Her birisi destan yazan bu kahramanların arkasında koca bir Türk milleti vardır.

 

Ne olursa olsun Türk devleti bu şirretliğin üzerine gitmiş ve her olayın fail veya faillerini bulup hesabını sormuştur. Halkımız, korku ve paniğe itibar etmemiş, güvenlik güçlerimizin yanında yer almasını bilmiştir. Hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza rahmetler, yaralılarımıza şifalar dilerim.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam