SON DAKİKA
reklam
reklam

Gelibolu’nun “özel”leri (I)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Eylül 2017, Cuma - 11:00   Okunma Sayısı:

Gelibolu’da yerleşim
Osmanlı yerleşim düzeni ele alındığında ilk etapta kale, cami/medrese (kale içinde de olabilir), çeşme, hamam olgusuyla karşılaşırız. Ne yazık ki, her il ve ilçemizde olan görülen çarpık yapılaşma Gelibolu’da da göze çarpmaktadır. 
Her birisi anıt eser niteliğinde olan yapılar, değişik tarihlerde inşa edilen binalarla adeta boğulmakta, yeşil alanlar giderek daralmaktadır. Tüm bunlara rağmen Gelibolu için henüz zaman kaybedilmediği düşüncesindeyim.
Kale  
Tarihte birçok olayın tanığı olan Gelibolu Kalesi yeniden tasarımlanarak restore edilmek yerine önünden yol geçirilmek suretiyle anlamsız bir konuma düşürülmüştür. Oysa kalenin diğer burçları yeniden inşa edilmeli ve önünden geçen yol iptal edilerek tarihî nüve canlandırılmalıdır.
Kaleye ağızdan dolma bir iki top yerleştirilerek ramazan aylarının iftar vakitlerinde top atışı yaptırılabilir.
Türbeler
14’üncü yüzyılın ikinci yarısından beri Osmanlı egemenliği altında olan Gelibolu, fethedilmeden önce nice dervişe ev sahipliği yapmış ve Bizans ana yapısı içinde Türk unsurları için sığınma ve barınma kapıları –daha doğrusu küçük üsler- oluşturmuştur. 
Bugün Gelibolu içinde türbe adıyla anılan pek çok mezar olmakla birlikte kitabeli olanların sayısı üçtür.  Yine Gelibolu’da hemen hemen her sokakta birkaç mezardan oluşan hazirelerle karşılaşmak mümkündür. Yazıcızâde camii haziresi ve Mevlevihane’nin hâmüşân’ı (kabristan) en çok haziresi olan yerlerdir. Diğer önemli hazireyi, Gazi Süleyman Paşa camiinin bahçesi olarak sayabiliriz. Gelibolu’da kitabeli türbe sayısı üçtür:
1.Emir Ali baba Türbesi, (Kitabede “Kapudân-ı derya Emir Ali baba Türbesi” ifadesi
bulunmaktadır. Kitabedeki arma, yazı stili ve bu tarihte “Kapudân-ı derya” ünvanının bulunmadığı göz önüne alınırsa, muhtemelen Emir Ali Baba’nın ölüm tarihinden sonraki bir dönemde türbenin inşa edildiği anlaşılır), 
2.Sarıca Paşa Türbesi: İki kitabeden birisi günümüze ulaşmamış olan Sarıca Paşa
İmaretine aittir. Diğeri ise türbenin H 1325 (Miladi 1919) yılında tamir edildiğine dair kitabedir.
3.Sinan Paşa Türbesi: H 1247 (1831-1832) tarihli manzum kitabesinden Sinan Paşa’nın
eşiyle birlikte bu türbede yattığı anlaşılmaktadır.
Tersane
Küçük bir Osmanlı kuvvetinin sallarla Rumeli kıyılarına geçtiği ve Çimpe Kalesi’ni işgal ettiği Boğaz geçişinin çıkış veya hareket noktası Gelibolu’dur.   
Bu bölge bir deniz müzesine dönüştürülebilir. Eski denizcilerden, ihtisas sahibi tarihçilerden destek alınarak her iki yanında büyük gülleler olan nizamiye şeklinde bir giriş yapılabilir… Giriş üzerinde Osmanlı denizciliğini simgeleyen arma konabilir. Sembolik ahşap kızak, tekne bağlama babaları, yelken ve çadır tamir ünitesi için mekânlar ayrılabilir. 
Yine araştırmalarımda baruthaneyi peksimethaneyi ve tesislerin yer ve kapasitelerini, Arnavut zabitlerine kılıç hazır edilen yeri zikretmiştim.
Bu destgâhlarda (tezgâh) halat ve sicim düğüm örnekleri kürek yapımı, o günkü kıyafetiyle tersane emini kendi odasında gösterilebilir. Onarım veya bakım gören teknelere yapılan işlemleri gösteren bir defter bulundurulması ziyaretçilerin ilgisi çekilebilir. Buharlı gemiye geçişte kullanılan yağ kazanları, yağ basma makineleri burada sergilenebilir, bunların çalışma şekilleri video gösterimlerle sunulabilir. 
Bir evrakta, “Ala cinsinden yapılması şart koşulan 60 kulacı 15 okka (1 okka=1283 gr) çeken sicim siparişi verildiği” belirtilmektedir. Okkasına 39 akça fiyat biçilen Frengî sicimi için ipçi esnafının “10 günde yapabileceğini taahhüt ettiği, her biri 15 okka çeken lenger (çıpa) demirinin ısmarlandığı” yazılmaktadır.  Bunlar müzede gösterilebilir. 
Baruthane
Baruthane, Gelibolu’nun doğusunda Okmeydanı mevkiinde Hamza Bey Limanına hâkim bir yerde bulunuyormuş.  Bazı kaynaklar, Gelibolu baruthanesinde ciddi anlamda siyah barut üretiminin Girit savaşının son senelerinde başlatıldığını işaret ediyor. 
Fabrika anlayışıyla üretime geçişini 1683 olarak kabul etmek de mümkündür.  Ham madde olarak odun kömürü, güherçile (beyaz renkte, billurlar halinde kimyevi madde, potasyum nitrat) ve kükürt kullanılmış. Bu malzemeler baruthaneye her getirildiğinde baruthane kâtibinin  (yazıcı) nezaretinde icmal defterine (ayrıntıya girmeden yazılan toptan beyan) kaydedilirmiş. 
Yine buraya özgü kıyafetlerle bir manken grubu oluşturulabilir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam