SON DAKİKA
reklam
reklam

Kosova’nın dünü bugünü ve Kosovalı Sırplar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Aralık 2022, Pazar - 16:42   Okunma Sayısı:

 

Kosova, I. Murat tarafından yapılan Kosova Savaşı sonunda 1389 yılında Osmanlı topraklarına katılmış, 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile Sırbistan Krallığına bağlanmıştır. Kısa bir zaman sonra da yeni kurulan Yugoslavya krallığının sınırları içinde yer almıştır.

 

Rusya’nın ilgisi

Balkanlarda karışıklıklar durulmuyor. Aslında karışıklıklar Sovyet İmparatorluğu’nun (!) yıkılmasıyla başlamıştır. 1999 yılındaki yaklaşık 15 bin kişinin öldürüldüğü Kosova Savaşı’nın ardından 1.600 civarında Kosovalı kayıp olarak geçmişti resmi raporlara…

NATO’nun Sırbistan’a karşı tutumundan ve ABD’nin Kosova’nın bağımsızlığını tanımasından rahatsız olan Rusya, 2008’deki savaşın ardından Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıyarak Batı’ya karşılık vermiştir. Rusya bu dönemde ayrıca Karadeniz’deki konumunu güçlendirmeye çalışmış, Abhazya’da yeni üsler edinmiş ve Sivastopol’deki deniz üssünün kullanım süresini uzatmıştır.

Kremlin’in Ukrayna’nın AB ile entegrasyonunu engelleme girişimiyle başlayan Kırım Krizi’nde, yarımadanın ilhakından sonra Rusya Cumhurbaşkanı Putin, Batının Kosova politikasının yol açtığı sonuçların benzerinin Kırım’da yaşandığını ifade etmiştir. Nisan 2014’deki NATO toplantısında, Kırım’ı işgal ve ilhak etmesinden dolayı Rusya’yla askeri ve sivil düzeyde ilişkilerin askıya alınması konusunda mutabakata varılmıştır.

 

Günümüze doğru

Bugün için 2.000.000 civarında nüfusa sahip olan Kosova’da nüfusun %1,5’in oluşturacak kadar Sırp bulunmasına rağmen bu oranın kat kat fazlasına tekabül eden imkânlara sahipler. Ülkenin tamamında Sırpça konuşulmakla birlikte, Türkçe de konuşulmaktadır. Kosovalı Sırplar, anaokulundan üniversiteye kadar, kendi ana dillerinde eğitim ve öğretim imkânına sahipler.

Kosovalı Sırplar, Kosova Meclisi’nde, kendi siyasi partileri ile temsil ediliyorlar. Devletin çeşitli kademelerinde, kendilerine ayrılan, azınlık kontenjanı üzerinden işe yerleşebiliyorlar.

Kosovalı Sırplar, yaşadıkları belediyelerde ve ülkenin diğer bölgelerinde; yıllardır vergi vermiyor, elektrik ve su faturası ödemiyorlar.

Dahası var: Sırpların çoğunlukta oldukları belediyelerde, Kosova devletini temsil eden hiçbir bayrak, flama ve benzeri semboller kullanılmıyor. Bunun yerine Sırbistan’a ait bayrak, flama ve semboller asılıyor.

Devlet içinde devlet havası yaratan bu uygulamalar Kosova hükümetini yeni tedbirler almaya zorlamıştır. Daha Ukrayna-Rusya Savaşı bitmeden Balkanlarda kaynama başlamıştır. Bu yılın temmuz ayından itibaren Kosova sınırında silah seslerinin duyulmasıyla Kosova Özel Kuvvetleri sınırı kapatmış, Sırplar ise Kosova sınırına birlik göndermişlerdir. Karşılıklı restleşmeler devam 

ederken Rusya’dan Balkanlardaki en büyük müttefiki Sırbistan’a destek gelmiştir.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zaharova, yaşanan gerilime ilişkin yaptığı açıklamada, “Kosova ile arkasındaki ABD ve AB, provokasyonları durdurmalı. Sırpların haklarına saygı duyulmalı" ifadelerini kullanmıştır.

 

NATO’dan açıklama

Kosova, Sırbistan yönetiminin Kosova plakalı araçların Sırbistan’dan geçmesine yıllardır izin vermemesine karşı aldığı karar kapsamında Sırbistan plakalı araçların Kosova'ya girmesine izin vermezken, Sırbistan’dan Kosova’ya girmek isteyen araçlara geçerliliği 60 gün olan geçici

plaka veriyor. Bu gerekçe iki ülkeyi karşı karşıya getirmeye yetiyor. Hem gerilimin artması, hem de Rusya’nın Sırbistan’a destek vermesi NATO’yu harekete geçirmiştir.

NATO’nun Kosova Gücü, Kosova'nın kuzeyinde istikrarın tehlikeye girmesi durumunda müdahale hazır olduğunu duyurmuştur. Kosova’da 350’si Türk askeri olmak üzere 28 ülkeden 3 bin 700’den fazla NATO askeri bulunmaktadır.

Bu yılın temmuz sonu ağustos başında Kosova sınırında hava saldırılarına karşı siren sistemi aktif hale getirilmiş, zırhlı birlikler teyakkuz durumuna geçirilmiştir. Sırp ordusu, sınıra giden yollara barikatlar kurmuştur.

Sonuçta, Balkanlarda istikrar tam olarak sağlanamamıştır. Rusya eski müttefiklerini her halükârda aramakta, eski egemen olduğu toprakları özlemektedir. Balkanlarda Türk hâkimiyetine hem Rusya hem de AB karşıdır. Türkiye daha fazla diplomatik atak ve temaslarla Balkanlarda varlığını hissettirmelidir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam