SON DAKİKA
reklam
reklam

Ahmet Mithat Efendi (1844-28 Aralık 1912)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 14 Aralık 2022, Çarşamba - 23:15   Okunma Sayısı:

Özgeçmişi

 

    Ahmet Mithat Efendi 1844-Tophane doğumludur. Babası Mısır Çarşısı eşrafından Hacı Süleyman Ağa’dır. Osmanlı sadrazamlarından Mithat Paşa, Tuna valisi olduğu dönemde Ahmet Mithat’ı yanına alır ve onu yetiştirir. İlköğrenimini Vidin’de yapmış (1854-1859), Niş Rüştiyesi’ni bitirmiştir. Rusçuk’ta Mektubî Kalemi’ne girmişAhmet, Fransızca öğrenmiştir. Tuna gazetesinde yazılar yazan A. Mithat Efendi, 1868’de Bağdat’a gitmiştir. 1871’de İstanbul’a dönmüştür.

    Ceride-i Askeriye ve Basiret gazetelerine yazılar yazdı. Dağarcık, Kırkambar dergilerini ve İbret, Devir, Bedir gazetelerini çıkardı. “Duvardan Bir Sada” yazısı yüzünden tutuklanarak Rodos’a sürüldü (1873). Tekrar İstanbul’a döndüğünde (1876) Takvim-i Vakayi, müdürlüğü yaptı. Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkardı. Karantina Kâtipliği (1885), Meclis-i Umur-u Sıhhiye ikinci reisliği yaptı. Üniversitede genel tarih, Kız Öğretmen Okulu’nda pedagoji okuttu.

    Mithat Efendi Devir ve Bedir gazetelerini çıkartır. Gazeteciliğin yanı sıra birçok roman yazar. Darüşşafaka Lisesinde dersler verir. 1887 yılında Beykoz-Yalıköy’de bir yalı inşa ettirir. Ömrünün son 20 yılını bu yalıda geçirir. Sanata ve kültüre çok düşkündür. Dönemin ünlü şair ve yazarlarıyla bu evde sık sık biraraya gelirdi.

 

İyi bir gözlemci

    Ahmet Mithat Efendi, modern hayatı tanımaya çalışan Osmanlı için yasal ve kültürel farklılıkları ortadan kaldıran ve sınıfsal bölünmeleri silerek herkesi özgür insan ideali etrafında toparlayan sihirli bir güce sahiptir. Mithat Efendi’ye göre bu algı, gündelik hayatın toplumsal dinamiklerini hesaba katmayan bir soyutlamanın ürünüydü. 

    İnsanımıza cazip gelen özgürlük idealinin de ilkesiz bir serbestlik olarak kavranmasına yol açmıştır. Ona göre bütün Batı toplumları için geçerli bir âdâb-ı muaşeret yasası yoktur. Her toplum kendisine göre bir değerler sistemine sahiptir. Kendisini şöyle anlatmıştır:

    “…Ben edebi sayılabilecek hiçbir eser yazmadım. Eserlerimin çoğunu yazdığım sırada memlekette edebiyattan anlamayanlar –mübalâğasız söylüyorum- nüfusumuzun yüzde doksan dokuzunu teşkil ediyordu. Benim emelim çoğunluğa hitap etmek, onları aydınlatmak, dertlerine tercüman olmaya çalışmak olmalıydı. Edebiyat yapmaya ne vaktim ne de kalemim müsaitti…”

 

Ahmet Mithat Efendi’nin tavsiye ve telkinleri

… Ahmet Mithat tipik bir gözlemcidir. Temâşânın (gözlemleme) öğreticiliğine inanır. Trende uyulması gerekli adab-ı muaşeret kurallarını da şöyle sıralamıştır:

“… Yolcu kendisi için gerekli eşyayı yanına alarak vagonlardaki mevcut tel raflara, diğerlerini de ücret karşılığı yük vagonuna koymalıdır… Yolculuk öncesi sarmısak soğan gibi ağız kokutan şeyler yenmez, içki içilmez. Sigara içilebilecek vagonlar ayrıdır. Bu kurala uymayanlar görgüsüz kabul edilir. Kadınlar ve yetişkin kızların boş kanepelere uzanıp yatmaları âdâb-ı muaşeretle bağdaşmaz… “

    Mithat Efendi’nin üzerinde önemle durduğu bir konu da otellerdir. Şehri ziyaret eden yabancılar ya Beyoğlu otellerinde kalırlar ya da kahvehane peykelerinde sabahlarlardı.

 

Mekân tasarımı

    Âdâb-ı muaşeretle birlikte mekân tasarımı da kendisini gösterir. Ahmet Mithat Efendi bu dengesizliği de göz önüne alarak orta tabaka bir Avrupalının ev düzeni hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir.

    Evin girişinde vestibule (giriş) denilen ve içinde palto, şapka asmaya yarayan vestiaire (vestiyer)’in bulunduğu bir kısım vardır. Vestiaire yalnızca vestibule’e konur. Oysa Osmanlı konaklarında salonlara kadar taşınmıştır. Her mekâna uyacak eşyaları da sıralamıştır. A. Mithat Efendi, İstanbul’da öğretmenlik yaptığı Darüşşafaka’da 28 Aralık 1912 günü vefat etmiştir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam