Petrol Boru Hattına Sabotaj
Doğusunda enerji kaynakları açısından ihracatçı, batısında ise ithalatçı ülkelerle çevrili olan Türkiye, büyüyen ekonomisi, dinamik enerji pazarı ve jeostratejik konumuyla enerji koridorlarının merkezinde yer almaktadır.
Bu nedenle de boru hatları, zaman zaman PKK terör örgütünün hedefi haline gelmektedir. Kuzey Irak’tan ve Kerkük’teki sahalardan Ceyhan limanına günde yaklaşık 600 bin varil petrol taşıyan Kerkük-Yumurtalık boru hattı bu sabotajlardan nasibini almıştır. Sabotaj ve saldırılardan Türkiye kadar ihraç eden ülkeler (Azerbaycan, Bölgesel Kürt Yönetimi) de zarar görebilmektedir. Enerji uzmanları, bölgede PKK saldırıları nedeniyle petrol sevkiyatının durdurulmasının enerji şirketlerine zarar verdiğini vurgulamaktadır. Hattın kapalı olmasının Kürt yönetimine günlük zararının yaklaşık 15 milyon doları bulduğu belirtilmiştir.
Memur maaşlarını ödeyemeyen
yönetim
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, zaman zaman kendi memurlarının maaşlarını ödeyemediğini açıklamış ve fakat bu zafiyeti gidermek için Irak merkezi yönetimiyle görüşmelerini sürdürdüğünü de belirtmiştir. Fransa haber ajansına göre, Irak Kürt yönetimi, Irak hükümetinin Kürt yerel yönetimi memurlarının maaşlarını vermesi halinde Kürdistan bölgesinin de Irak merkezi hükümetinden ayrı olarak petrol ihracatı yapmayacağını kabul ettiğini bildirmiştir.Irak Kürt yerel yönetimi, sayısı 400 bin civarında olan memurlarının maaşlarını ödemesi karşılığında Irak Kürdistan yerel yönetiminin de petrolü direkt olarak Irak merkezi hükümetine devretmeyi kabul ettiğini ve bunun da zaten Irak hükümetinin teklifi yönünde bir gelişme olduğunu açıklamıştı.
Acaba
Memurların ortalama aylık maaşlarının toplamı ise 747 milyon dolar kadardır. Irak’ın Kürt bölgesi Süleymaniye maaşların ödenememesi ve iktisadi buhranın etkisi nedeniyle gösteri ve karışıklıklar yaşanıyordu.Hele bugünlerde referandum söylemlerini ağzından düşürmeyen Barzanî, Türkiye’nin referanduma şiddetle karşı çıktığını da biliyor. Buna rağmen konuşuyor. Siz konuşana değil konuşturana bakın!Türkiye’nin tavrını devam ettirmesi karşısında Barzanî’nin PKK ile daha sıkı işbirliği yaparak Türkiye’ye zarar verdirmesi beklenebilir.
İkili görüşmeler ikiyüzlülük yarattı
ABD nin Michigan eyalet meclisi, okullarda müfredata holocaust ve diğer soykırımları ders olarak koymayı kararlaştırmış. Beyaz Saray, Suriye’nin parçalanması fikrinden vazgeçmiş gibi görünüyorsa da bu ülkenin kuzeyinde üç dört oluşumun (Esad yanlıları, DAEŞ’çiler, PYD’liler) yeşermesine B Planı adıyla göz yumacağını açıklamakta israr ediyor. Anlaşılıyor ki ABD, I. Dünya Harbi’nde ülkenin kuzeyinde önce Fransız-İngiliz sonra da Alman projelerine geçit vermek istemiyor. Konuya doğrudan kendisi el atmış görünüyor. ABD kendi düşüncelerini gerçekleştirmek için başlangıçta Batılıları “Arap baharı”, bilmem ne rüzgârı gibi yemlemelerle kendi safına çekmeyi başarıyor, şimdi de gerçek yüzünü gösteriyor olmalı… Belli ki, İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu’da yeniden egemen, yeniden sömürgeci güçler olmalarını istemiyor.
Ayak oyunları sana da isabet eder
Suriyeli Kürtlerin partisi, yurtdışındaki ilk temsilciğini Moskova’da bir dernek yapısı altında açtı. Savaşın başlangıcında Suriye vatandaşlığı hakkını elde eden YPG, Suriye’ye sürülmüş eski Türkiyeli PKK’lıların kurduğu bir partidir. Hedefleri, Türkiye’de bağımsız bir Kürdistan kurmaktır. Rusya, YPG’nin Cenevre 3 müzakerelerine katılması için çok çaba harcamış olmasına rağmen başarılı olamamıştır; ama Suriye’nin Arap ve Süryani temsilcilerine, ülkenin kuzeyinde bir devlet kurmalarına da izin vermeyeceğini belirtmiştir. Yoksa YPG de ABD’ye ikili oyun oynayıp onu satıyor mu?
Suriye dünkü Suriye değil
Suriye, 2012 yılında oksijen çadırına alınmış ve hayatta kalma mücadelesi veren bir ülke durumundaydı. Uzlaşma arayışları içinde çırpınıyordu. Oysa bugünkü Suriye Arap Cumhuriyeti artık aynı durumda değildir. 1916 tarihli Sykes-Picot Anlaşması ve sonrasında 1920 San Remo Konferansı, Fransa ve Birleşik Krallık’a Suriye (geniş anlamda Filistin, İsrail, Lübnan, Ürdün, Türkiye’de İskenderun sancağı ve Antakya ile Irak’ın bir bölümü)’yi bölüşme imkânı veriyordu. Bugün için İngiltere ve Fransa’nın her konuda Suriye’ye müdahil olma isteğinin arkasında bu niyetler yatmakta ve bölünmenin sürdürülmesi istenmektedir.Yıl 1916 ve yıl 2016. Tam bir asır. Elin oğlu neleri hesaplıyor değil mi?