Tatar Çölü
“Tatar Çölü, sadece aklıyla hareket ettiğini düşünen insanlara meydan okumak gibi büyük bir riski göze alan sıra dışı bir roman…” Tim Parks
İtalyan edebiyatının köşe taşlarından Dino Buzzati’nin ilk romanı olan Tatar Çölü, modernist edebiyata yapılmış en önemli katkılarından biri…
Genç Teğmen Giovanni Drogo, ilk görev yeri olarak Tatar Çölü’ndeki Bastiani Kalesi’ne tayin edilir. Uzun boylu kalmak istemediği bu sınır bölgesinde geçirdiği seneler ona vaktiyle gözünde büyüttüğü zafer tutkusunun kofluğunu ve askerlik hayatının monotonluğunu öğretir.
“… Bastiani Kalesi, alçak duvarlarıyla etkileyici değildi. Ayrıca ne güzel, ne de kule ve burçlarına rağmen pitoreskti. Bu çıplaklığı örtecek, yaşamın tatlı yanlarını anımsatacak hiçbir şey yoktu. Yine de Drogo, tıpkı bir gece öncesindeki gibi yüreğinin derinliklerinden bir şeylerle hipnotize olmuş bir biçimde kaleye bakıyor, içini açıklaması olanaksız bir heyecan dolduruyordu… “
“Yaşamı boyunca beklediği an” bir türlü gelmez. Zamanla sesi ihtiyar sesine dönüşür. Bakışları çok yaşlı bir adamın bakışları gibi sarımtırak ve camdan bir görünüş alır. Varoluşun anlamsızlığı boylu boyunca serilir önüne.
Gündelik hayatın durağan ritmi alışkanlıkların uyuşturucu etkisi ruhunun derinliklerine işlerken Tatar Çölü’nün sadece kendisinin değil aynı zamanda insanlığın sınır bölgesi olduğunu anlar. Edebiyatta Beckett, Camus ve Kafka’nın başlattığı varoluşsal sorgulamaya karmaşık bir boyut katan zengin bir anlatıdır Tatar Çölü…
Kitabın yazarı: Dino Buzzati, Çeviren: Hülya Tufan; İletişim Yayıncılık
*** *** ***
Has Oda
(Kitap Tanıtımı)
Has odalar (padişah daireleri), idarî ve askerî kadronun yetiştirilmesi için teşkil edilmiş mekânlardır. Buralarda yetişenler elit kadrolardır.
- Mehmet (Fatih)’ten II. Mahmut’a kadar 18 Padişahın saltanat yıllarını kapsayan yaklaşık 4 asırlık sürede zamanın koşullarına göre gelişme göstermiş olan bu kuruluş, II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Tarihe olan ilgim ve gazetelere yazılar yazmam nedeniyle “Has Oda” isimli kitaptan çok yararlandığımı, değişik mekânlarda değişik kaynakları inceleme ve araştırma yapmak yerine el altında koca bir yapıta sahip olduğumu söyleyebilirim.
Fatih zamanında Doğu Roma İmparatorluğu’nun devamı olarak nitelendirilebilecek Devlet-i Âliye’ye, Fatih’ten sonraki padişahlar tarafından İmparatorluk vasfı kazandırılmıştır. Avrupa’dan gelen elçiler, seyyahlar ve devlet adamları “Arz Odası“nda kabul edilmişlerdir.
İmparatorluk merkezinin bulunduğu Topkapı Sarayı’ndaki mermer salonların, sedef ve bağa kakmalı sandık ve kapıların, altın kaplama silahların, gümüş eyerli atların gösterilmesinden amaç devletin zenginliğini sergilemektir. Kitapta buna geniş yer verilmiştir. 1840’lı yıllardan itibaren basılan büyük boyutlu kaimeler de İmparatorluk olmanın havasını yansıtmaktadır.
Has Oda mensuplarının yapması gerekenlerin tek tek yazılmış olması, bugünkü çalışma hayatımızda zorunlu olan görev tanımı kavramının temelini oluşturduğunu, her konunun yazıya dökülmesinin ise devlet hayatının vazgeçilmezi olduğunu göstermektedir. Özel açıklama gerektiren hususların zengin dip notlarında belirtilmek ve lügatçede verilmek suretiyle “kitap içinde kitap oluşturulmuştur” demek mümkündür.
Günümüzde bazı kesimlerin yanlış bildiği, bazı kesimlerin ise hiç bilmediği konuları dönemin evrakı üzerinden açıklayan “Has Oda” isimli eser, kütüphaneler için önemli bir mehaz, tarih öğrencileri için her zaman müracaat edilebilecek bu doküman, hırslı bir çalışma sonunda ortaya konulmuş geniş kapsamlı bir hazinedir…
Tarih alanında yaptığı araştırmalarla günümüzdeki uygulamaların temelinde yatan nedenleri ortaya çıkaran ve bizlerin tarihe olan ilgisini daha da arttıran “Has Oda” isimli dev eserin sahibi Sayın Sevgi Ağca Diker’i tebrik ediyor, başarılı çabalarıyla Türk toplumuna yeni eserler kazandırmasını bekliyoruz.