Rusya’nın Ukrayna’ya duyduğu kin
1999 yılı SSCB’nin çözülmesi ve çökmesiyle kapanmış; ama Rusya Federasyonu bu acıyı defterine yazmıştı. Sonraki yıllarda Karadeniz donanmasının paylaşılmasını, deniz üslerinin yeniden dağılımını gündeme getirmişti. Bu çabalar sonunda Ukrayna’nın doğusunda 2014 yılında yaşanan çatışmalar, Almanya ve Fransa'nın girişimleriyle durdurulabilmiş, 2015 yılında Minsk ateşkes anlaşması imzalanmıştı.
Bu anlaşmanın ardından başlayan Normandiya Formatı’ndaki dörtlü görüşmeler, Ukrayna ve Rusya'nın karşılıklı suçlamaları nedeniyle uzun bir süredir yapılamamıştı. Çatışmalar zaman zaman devam etmiş, sonunda Rusya, Ukrayna sınırına asker yığarak bugün de devam eden büyük savaşı başlatmıştı.
Her zaman olduğu gibi devreye ABD ve AB girdi. Amerika, Avrupa kıtasına asker gönderdi. Almanya’daki hava üslerine uçaklar indirdi. ABD’nin Avrupa’ya takviye asker kararını 'yıkıcı' bir adım olarak niteleyen Putin’e göre ABD, Rusya’yı savaşın içine çekmeye çalışıyordu.
Gündem yeniden kızıştı. Yılbaşının arkasından Rusya’nın daha büyük güçlerle Ukrayna’ya saldıracağı haberleri yayılmaya başladı.
Scholz ve Macron’un Moskova ve Kiev’de temasta bulunacakları ve gerilimin düşürülmesi için çaba sarf edecekleri kaydediliyor. Ukrayna'yı Minsk Anlaşması hükümlerini uygulamamakla suçlayan Rusya'nın henüz böyle bir zirveye sıcak bakmadığı da bilinmektedir.
AB Komisyonu
AB Komisyonu Başkanı’nın daha önceki demeçlerine bakılırsa üst düzeyde temasların sıklaşabileceği söylenebilir. Ayrıca AB,
*Rusya’nın ikâme edemeyeceği yüksek teknoloji bileşenleri, parçaları,
*Yapay zekâ,
*Savunma, uzay uçuşları, kuantum bilgisayar sistemleri gibi çalışmalarda Rusya’nın ihtiyaç duyduğu ürünlerini kısıtlayabilir, yani Rusya'ya karşı "teknoloji ambargosu" uygulayabilir.
Aslında güçlerin çarpışmasından yeni dengeler ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla Rusya’nın da elindeki imkânlardan yine uygulamaya koymadığı bazı tedbirleri Batı’ya karşı uygulamak isteyeceği kaçınılmaz olacaktır. Rusya’nın bazı yayınları ve gazeteleri Almanya’da durdurulmuştur. Ukrayna’ya silah gönderme faaliyetleri nedeniyle Alman hükümeti baskılara maruz kalmaktadır.
AB, çeşitli alternatifler peşinde koşturadursun, Fransa ile Almanya arasında gizli bir tezatlık yaşandığı bilinmektedir. Fransız ve Alman liderler, kendi taraftarları arasında da tenkit edilmektedir. Alman Başbakanı Olaf Scholz, savaşın Avrupa içlerine sıçraması endişesini taşımakta, Rusya’yı diplomatik yönden caydırmayı tercih etmektedir.
Şiddetli çatışmalar
Şu anda en şiddetli çatışmaların Donetsk bölgesinde cereyan ettiği bildirilmektedir. Rus güçleri Donetsk bölgesindeki Bahmut ve Soledar şehirleri ile çevresindeki yerleşim yerlerini ele geçirmek için özellikle son iki ayda saldırılarını arttırmıştır. Bahmut2un özelliği, Kramatorsk, Slavyansk, Siversk ve diğer şehirlere giden taarruz istikameti üzerinde olup stratejik öneme sahiptir.
Bu bölgelerde bulunan siviller, hayatın durma noktasına geldiğini belirterek büyük kitleler halinde tahliye edilmekte, kalanlar da yaşamlarını sığınaklarda sürdürmektedirler. Ukrayna ordusunun da Rus işgaline karşı büyük mücadele verdiği belirtilmiştir.
Rusya’nın 24 Şubat’tan itibaren yaptığı operasyonlar sonucu 14,5 milyondan fazla Ukraynalının ülkeyi terk ettiği, cephe hatlarına yakın yaşayanlar daha güvenli bölgelere geçmeye devam ettiği, sivillerden önemli bir kitlenin son dönemde saldırıların artması nedeniyle Herson’dan da ayrılmak zorunda kaldığı ifade edilmiştir. Herson şehri de Ruslar için bir hedeftir.
Bu kin bitmez
Ukrayna ordusunun bölgedeki savaş faaliyetleri, Luhansk’ın Lisiçansk ve Severodonetsk şehirlerinde yoğunlaşmaktadır. Ukrayna'da yüksek gerilim şebekelerinin yüzde 40’ı zarar görmüş, Rus ordusunun yaklaşık son üç aydır özelikle Ukrayna’daki kritik enerji altyapılarına füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) defalarca düzenlediği saldırılar, ülkenin enerji sistemine ciddi hasar vermiştir.
Rus saldırıları sonucu Ukrayna’daki yüksek gerilim şebekelerinin yüzde 4’'ı zarar görmüş durumdadır. Başkent Kiev dahil ülkenin birçok bölgesinde planlı veya acil durum elektrik kesintileri sürmektedir.
Maliyeti her iki taraf için de çok ağır olan savaş, bu iki ülkeden biri lehine sonuç vermemiştir. Rusya’nın da kayıpları büyüktür. AB’nin uyguladığı ekonomik darbeler yanında ABD’nin Avrupa doğusuna asker yığarak Rusya’yı kıskaca alma çabaları, Rusya’nın nükleer silah kullanabileceği tehdidine yol açmıştır. Bu gelişmelerin elbette Türkiye’ye de yansımaları olacaktır.