SON DAKİKA
reklam
reklam

2022’yi 2023’e bağlayan gece Taksim’de Yılbaşı

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 7 Ocak 2023, Cumartesi - 23:23   Okunma Sayısı:

Şişhane-Tünel Meydanı

Saat 22.30’da eşimle Şişhane-Tünel Meydanı’nda olacak şekilde evden çıktık. İlk uğrak yerimiz Tünel’in çıkışındaki Midpoint oldu. Kalabalık bir görünüm sergileyen mekânda hemen tanıdık simalara rastladık.

 

İstiklâl Caddesi’nin girişi yine karınca yuvası gibi… Çoğunluk yabancılar ve genellikle de Arap turistler. Bir eksiklik hemen göze çarpıyor. İstiklâl Caddesi’nde bomba patlatıldıktan sonra oturma bankları, büyük çiçek saksıları tamamen kaldırılmış, seyyar satıcı ve simitçiler ara sokaklara yönlendirilmiş, ana cadde sadece yürüyüşe ayrılmıştı.

 

Dilenen, parfüm satmak isteyen genç Arap çocukları boş durmuyor, icraatlarını yine sergiliyorlardı. Resimler çektik, video kaydı yaptık. Güvenliği sağlamak üzere görevlendirilmiş çok sayıdaki polisten tanıdıklarla selamlaştık. Çiçek Pasajı’na giderken Galatasaray Lisesi yan duvarına sırtlarını vermiş iki kişiyi gördük. Birisi tanıdık sima; tayyare olmuş, sırtını duvara vermiş, pistten tekerlek kesip kalkamıyor (!). Her yıl aynı durum, aynı konum.

 

---Neden aydınlık yerde oturmuyorsun? Bak burada gençler var, eğlenirsin.

---Saadet bizi bozar, abi. Gülüştük, kendisine biraz para verdim ve yolumuza devam ettik.

 

Kumbaracı Yokuşu başındayız. Orta yaşın üstünde hanımlı beyli 7-8 kişilik grup “Fındıklı Bizim Yolumuz” şarkısını söyleyerek Tophane’ye doğru iniyor. Pek de ayakta duracak halleri yok ya… Arap turistler onları seyrederken ben de onların bizim kültürümüzü kendi ülkelerine taşımak istediklerini sezinliyordum.

 

Çiçek Pasajı’nda

Pasaj oldukça kalabalıktı. Benim gençlik yıllarımda burada çok ağırbaşlı ve kültürlü insanlar bulunurdu. Bu vesileyle merhum Aydın Boysan’ı rahmetle anmak isterim. Gençlik yıllarımdan tanıdığım merhum Boysan ile üç değişik zamanda röportaj yapmış ve Tünaydın gazetesinde yayımlamışım. Akordeonuyla o dönemin meşhur simgesi Madam Anahid’i de saygıyla anmak isterim. Tanrı günahlarını affetsin!

 

Daha girişten itibaren karşılaştığımız tanıdık simalarla selamlaştık. Hatır sorup ayak üstü kısa bir sohbetten sonra restoranın sahibi arkadaşım Yaşar’ın yanına (Sev-İç) yöneldik. Yanımızdan geçen kızlı erkekli birkaç kişi şarkılar söylüyorlardı. Grafon kâğıtlarla süsledikleri konik şapkalarıyla bu gençler çakırkeyifliği erken yakalamışlar, yılbaşı “gong”una hazırlık yapıyorlardı.

 

Şartlar insanları öyle zorluyor ki, rakının ve şarabın çok içildiği yerde pahalılık biranın adam yerine geçmesine sebep olmuştu. Biracı genç simalar Pasaj’ın girişinde çöreklenmişlerdi. Biz ağır topların olduğu yere doğru yürümeye başlarken gençler takılmaya başladı bize.

 

---Gitti gelmez gençlik, geldi gitmez ihtiyarlık. Eşimle birlikte cevap verdik.

---Sefanız bol olsun erenler!

---Buyrun, bizimle olun, sefa hepimizin olsun!

---İhtiyarlık gitmez dediniz, ama ben ihtiyar gidiyorum.

 

İşte geldik ihtiyar heyetini masasına. Nezaketen kısa süreli onlarla oturduk. Konuşmanın kaldığı yerden bizi de bilgilendirerek aralarındaki sohbeti devam ettirmeye müsaade istediler. Bu nesil her zaman naziktir, görgülüdür, kültürlüdür.

 

Alkolün zararları

Birer kadeh atan bu insanlara içlerinden birisi alkolün zararlarını anlatıyor, diğerleri de müstehzi (alaycı) bakışlarla onu dinliyorlardı. Anlatımı bitirince herkes ona bakıyor ve tepki vermiyordu. Bir süre sonra sessizlik bozuldu. Pir olan kişi “daha gerçekçi bir olay varsa onu anlatın da gülümseyelim bari”, dedi.

 

Ben de müsaade isteyerek 2016 yılında Beyoğlu Mis Sokak başında seyyar boyacıda ayakkabımı boyatırken yaşadığım olayı anlatmaya başladım. Hoş sohbet ve dişleri dökülmüş can ihtiyar ayakkabı boyacısı alkol aldığını; ama sigarayı az içtiğini söyleyince her ikisini de bırakmasını tenbihlemiştim. Dertlendikçe dertleniyor, başka konulardan dem vuruyordu.

 

Bu sırada yanımıza oldukça kilolu, boylu poslu bir hanım geldi. Kaldırıma çöktü. Kâğıt mendil satıyordu. Kesik kesik ve zor nefes alıyordu. Yüzü morarmış vaziyetteydi. Sigara içip içmediğini ona da sordum, içiyormuş... Babasını sigaraya bağlı gırtlak kanserinden kaybetmiş ve bunun acısını fazlasıyla yaşamış birisi olarak ona sigarayı kesinlikle bırakması gerektiğini söyledim. Duraklayıp nefes aldı ve;

 

---Bana nefes darlığı teşhisi konuldu… Ciğer kapasitem çok daralmış. Şimdi daha az duman gönderebiliyorum ciğerime, mutluyum…

 

Taksim’e doğru yürüyüş

Saat 23.30… İstiklâl Caddesi’nde gezen insanların çoğu çakırkeyif olmuş. Bazılarının ellerinde hâlâ bira kutuları var. İnanıyorum, bu gençler ekonomik sıkıntıları nedeniyle bir birahanede, restoranda, kafede oturamayacak ve sabaha kadar böyle içecek ve kaldırımlarda uyuklayacaklar.

 

Taksim’e ulaştık. İnsan seli içinde yeni yıla giriş gongunu bekliyoruz. Henüz iki dakika var ve insanlar dans etmeye hazır bekliyorlar. Ve evet… Kutlama başladı. Ne güzel bir manzara! Bütün dünya insanları aynı duyguları yaşıyor şu anda. Yeni yılın şans getirmesi, bereketli olması, tutulan dileklerin gerçekleşmesi… Herkes birbirine iyi yıllar diliyordu.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam